Geçtiğimiz günlerde Hülya Avşar marka mıdır değil midir gibi bir polemik başlamış. Magazin izlemediğimden haberim yoktu, ama dün TV’de gözüme çarpmayı başardı. Bugün de pazar-lamaca’da bu konu hakkında bir yazı okuyunca altına kendi yorumumu düştüm. Burada da paylaşmak istiyorum; “Ben bu polemiği -pek fazla TV izlemediğimden olsa gerek- daha dün gördüm. Kararımı vermem 10 saniyemi aldı. Marka olduğunu varsayarak kendi kendime şu soruları sordum: Hülya Avşar markasının kişiliği nedir? Hülya Avşar’ın farklılaştığı nokta nedir? Hülya Avşar’ın hedef kitlesi kimdir? Kişiliği… Oyuncu mu? Sanatçı mı? Yorumcu mu? Manken mi? Talk Show’cu mu? Girişimci mi? İş kadını mı? Hepsinden biraz (ya da hiçbiri). Farklılaştığı nokta… Piyasadaki manken - sosyetik - şarkıcı çöplüğü içerisinde ilk ve en bilinen olması dışında nesi özel? Başarısız girişimcilik kariyeri mi? Sürekli desteklendiğini bilmemize rağmen hakkında çizilen güçlü kadın resmi mi? Hepsi (ya da hiçbiri). Hedef kitlesi… Gençler mi? Orta yaşlılar mı? Snob kesim mi? Varoşlar mı? Laikler mi? Muhafazakarlar mı? Cevap yine, hepsinden biraz (ya da yine hiçbiri). Siz kişiliği olmayan, silik bir marka biliyor musunuz? Ya da farklılaşamayan, hedef kitlesini tanımlayamayan? Kardeşi Helin, marka olma şansına Hülya Avşar’dan daha fazla sahiptir, hatta belki de olmuştur. Tutarlıdır, yalnızca gece kulüplerinde gezer. Gündemdeki diğer insanlardan farklılaşacak denli hedonisttir, işle güçle ilgisi olmaz, hedef kitlesi de magazin insanlarıdır. Kişilerin markalaşması ölümle kalımla ilgili bir konu değil, isimle de ilgili değil, insanlara yaşattığı deneyimle, imajla, değerle ilgilidir. Helin Avşar deyince benim aklıma çok net bir insan profili geliyor. Ancak Hülya Avşar deyince tanım yapamıyorum. Bana soracak olursanız, Hülya Avşar kesinlikle bir marka değildir.” Benim yorumum bundan ibaret, ekleme yapmak isteyen? Devil inside Sigara kullanmıyorum, kullanmadığım gibi, herhangi bir sigara işinde çalışmayı reddedecek düzeyde şiddetli bir karşıt görüşe de sahibim. Az önce web’de gezinirken 3 tane çalışmaya rastladım. Sigara dumanı üzerindeki çalışmalar çok kullanıldı. Çok klişe. Ancak bu kampanya’da dinsel bir vaaz da mevcut; “What people call a puff, the bible calls something else.” (İnsanların bir nefes dediğinin, İncil’de başka bir adı var). Yine de yapılmamış bir uygulama değil. Sigara’yı şeytan’la özdeşleştirmek derseniz, ilkokul çocukları arasında sigaranın zararlarını anlatacak bir resim yarışması düzenleyin derim. Aynı yukarıdaki uygulamaya benzer resimlere rastlarsınız. Şu sıralar okuduğum kitapta, tam da sigara paketlerinin üzerinde yazan uyarılar hakkındaki bir paragrafta şu cümle geçiyordu; “Kaybetme koşullarının ne önemi var? Toplum bunu dikkate almıyor.” O an aklıma, Sigara kutularının üzerine kaybetme koşulları denilen olumsuzlukların yazılması yerine, insanların yaşam performanslarına gerçekten etki edecek deneyimlerden bahsedilse, uyarıların etkisi artar mı?" diye düşündüm. Örnek mi? -Sigara size ve çevrenizdekilere zarar verir yerine -Sigarayı bıraktığınız ilk 3 haftadan sonra nefesinizin açıldığını hissedersiniz -Sigara kansere neden olur yerine -15 yıl sonra kemoterapi yerine pikniğe gidin -Sigara spermleri öldürür yerine -Sigara içmeyen kimselerin cinsel performansı sigara içenlere göre çok daha yüksektir -Tek bir sigaranın vücudunuzda bıraktığı tahribatın etkileri ancak 6 ayda düzelir yerine -Bugün vazgeçin ve kendinizi zehirlemeye verdiğiniz parayı hayatınızı iyileştirmeye harcayın! Gerçekten de kaybetme koşulları yerine bir umut, ya da performans artışı vaadi kulağıma hoş geldi, ancak gene de sigara gibi güçlü bir düşmanı yalnızca mesajlarla yenmeyi düşünmek çocukça olur. Bu mesajlarla ancak bireydeki içsel gücü, sigarayı bırakma isteği tetiklenebilir. Ya aklında bırakma düşüncesi olmayanlar? Onlara nasıl ulaşacağız? Dipnot: Farklı bir platform olmasına rağmen “alternatif sigara paketi uyarıları"na Ekşi Sözlük’te baktım, orada da bir tane olumlu örnek göremedim.