Dizi Pazarlaması

Dizilerden açtık konuyu, devam edelim. Belki ekstrem bir örnek olacak, ama hep düşünürüm, bizim dizilerimiz neden 24 gibi, Dirt gibi, Prison Break gibi, Rome gibi, ya da Heroes gibi olamıyor?

Bütçe herkesin aklına gelen birinci sorun. Kısmen haklılar. Belki değerli senaristlerimiz ve yönetmenlerimiz bu denli açgözlü olmasalar, reklam gelirlerini daha büyük yapımlara yatırım aracı olarak kullansalar, yatırımlarını katlasalar bu sorun (Amerikan dizileri kadar kaliteli yapımlara ulaşılamasa bile) kısmen aşılır ve beklentiler bir nebze olsun karşılanır.

Bir diğeri, senarist sıkıntısı. Özgün bir senaryoya sahip ol(a)mamaktan mı, yoksa farklı bir şey deneyip çuvallamaktan mı korkuyorlar bilemiyorum, ama yerli dizilerimiz birbirlerini sürekli olarak tekrarlıyorlar. Vizyondaki dizilere benzeyeceğime, farklı olup başarısız olmak bana daha makul geliyor.

Ağlamayı sevdiğimizden midir bilmem, ancak TV’de gözyaşının ve trajedinin bu kadar hakim olduğu bir ülke daha varsa o da Brezilya’dır diye düşünüyorum.

Burada başka bir sorun ortaya çıkıyor, farklı yapıdaki dizileri Türk insanı benimseyecek mi?

Televizyoncuların en büyük dayanağı bu nokta. Bana kalırsa, “evet tutar!” derim. Elimizde somut örneğimiz mevcut. Seinfeld dengi, halkımızın ortalama mizah yapısına uygun, durum komedimiz Avrupa Yakası başarılı bir örnek.

Ekranlardaki (sıkı takipçi değilim, bildiğim kadarıyla) tek komedi dizisi. İlk başlarda biraz Snob’du, sonradan içinde her kesimden insanın kendini bulabileceği bir karakter skalasına sahip oldu. İyi-kötü, orası tartışmaya açıktır.

Yabancı yapımcılar filmlerden çok dizilere yönelmiş durumdalar. Gerek komplike senaryoları 120 dakika içine sığdırmadan doyasıya işlemenin verdiği keyif, gerek korsan yayıncılıkla mücadelede önde olması, gerek TV ile kitleselleşerek çok daha fazla insana ulaşma, gerekse de reklam gelirlerinin sürekliliği ve yüksek kar oranı bu eğilimi kaçınılmaz hale getirdi.

Diziler için;

  • İnanılmaz büyük prodüksiyon paraları harcanıyor (Kiefer Sutherland 24 dizisinin 3 sezonu için 40 milyon dolar aldı),
  • Promosyonlar yapılıyor,
  • Merchandise ürünleri üretilip satılıyor,
  • İnteraktif websiteleri ve fanclub’ları kuruluyor, dizinin bölümlerinde izleyicilerin hoşlanıp hoşlanmadıkları şeyler belirlenip senaryo üzerinde değişikliğe gidiliyor, seyircilerin nabzı tutuluyor,
  • Web üzerinden reklamları yapılıyor, trailer’ları youtube’a koyuluyor,
  • Hatta sokaklarda gerilla pazarlama bile yapıyorlar!

En yakında yayınlanacak büyük prodüksiyonlardan Heroes için yapılmış web uygulamalarına bu linkten ulaşabilirsiniz. Aşağıda da Heroes’un geri sayımı için hazırlanan eklentiyi görebilirsiniz.

Get this widget!

Bizim buralarda işin bu boyutlara ulaştığı günleri ne zaman göreceğiz, merak ediyorum…

Diziler için pazar araştırması

Yerli dizilerimizin hiç birini takip etmiyorum. Kendimce “gerçekten güzel” diyebileceğim tek dizi ismi verebilirim; İkinci Bahar. Benim için tektir. Elbette başka güzel örnekler mevcut, ancak bu dizi kalitesinde hiç iniş çıkış olmadan, her kitleye hitap etmiş, oyuncu kalitesiyle ve içtenliğiyle Türkiye’de iz bırakmış, eşi olmayan bir dizidir. Filmler tekrar izlenir, ancak bir dizi kendini tekrardan izletebiliyorsa, bence başarılıdır. İkinci Bahar bugün (Prime Time olmasa da) yeniden yayınlanmaya başlasa, bunu başarabilecek dizilerden.

Kışın askerde olduğumdan televizyonda ne var ne yok takip edemedim. Görüyorum ki kaçırdığım herhangi birşey yok. Halen dramalara, ucuz trajedilerin bolca yaşandığı dizileri izlemeye itiliyoruz. Güzel bir aksiyon dizisi yok, macera dizisi yok, kafa kurcalayıcı diziler yok, korku-gerilim-polisiye dizisi yok, en vahimi de, bu gidişle olacağı da yok.

Geçenlerde gördüm ki ATV en sonunda dışarı, sokağa, halkın sesini duymaya çıkmış. Soruyor spiker, TV’deki dizileri nasıl buluyorsunuz diye. Bir tanesi diyor ki; “Hiç gerçekçi değil”, öteki “Sıkıldık lüks arabaları ve evleri izlemekten”, bir diğeri “Hepsi birbirine benziyor”…

Bu video’da, Komiser Nevzat dizisi için yapılmış, fragmanın içinden bir araştırma örneği var. Çok kısa ama, ancak bunu bulabildim.

En sonunda, dedim kendi kendime, birileri sokağa çıkıp insanların ne görüp ne görmek istemediğini umursamaya başladı. Önceden önüne ne koysan yiyen Türk insanı artık bunu tükürüyor. Sürekli ortaya çıkıp yaşam ömrünü pilot bölümleriyle tamamlayan başarısız dizilerden de bu durum açıkça ortada.

Umarım bu araştırmaları gerçekten sonuç verir de, insanlarımız kaliteli, gerçekçi ve en önemlisi farklı yapımlar izlemeye başlar.