Hüseyin bu fotoğrafı nerede görmüş bilmiyorum, Hürriyet’in ya da iştiraklerinden birinin web sitesinde olabilir. Kendisi bu fotoğrafın alt anlamını gayet güzel açıklamış. Ben başka bir şeyler söylemek istiyorum. Bunun adı nedir? Habercilik mi? Değil. Pazarlama mı? Hiç değil. Terbiyesizlik? Evet, olsa olsa bu olabilir. Şehit edilmiş bir gencin fotoğrafını buluyorsunuz ve üzerini “Biz bulduk!” dercesine, taze acısına ve anısına saygısızlık ederek logonuzla karalıyorsunuz. Futbol maçlarındaki (hedef kitlenin tahammül sınırına doğru ortantılı olarak) önemli pozisyonlar hariç, haberciliğin neresinde görülmüş bu denli iğrençleşilmek? Biz hassas milletiz, zaman zaman duyularımızı yitiriyor olabiliriz, ancak İstiklal Marşı’nı reklamlarda kullanmak gibi, Türk bayrağı şeklinde giysiler yapmak ya da şehit olan-olmayan askerlerimiz üzerinden fayda sağlamak gibi çabalar haklı bir tepki uyandırır. Bu fotoğrafın üzerine logo koyulması konusunda fikir birliği mi yapıldı, yoksa densiz bir muhabir direk olarak logoyu, çalıştığı kurumun ve kendisinin egosuna yenilerek mi yapıştırdı orasını bilemeyiz. Tek bildiğim, bunun -bence- büyük bir terbiyesizlik olduğu. Böylesi fotoğraflarda şehit olan insanın yüzünün üzerine logo olmaz. Bunu böyle lanse etmek etik olmadığı gibi, ufak bir detay dahi olsa bu yaklaşım, kurumun duruşuna tepki doğurur. Son bir şey daha; Fotoğrafın altındaki doğum ve ölüm tarihini görmek bile fotoğrafı damgalayan kimsede bir etki uyandırmadı mı? “Biz ne yapıyoruz?” demedi mi? Yazık öyleyse.