Şüphe yok ki Sivasspor bu sene gerçekten büyük bir başarıya imza attı. Elde ettiği başarı ana haber bültenlerine kadar konu oldu.
Bugün bir forum sayfasına baktığımda şöyle bir bannerla karşılaştım;
Sizde nasıl bir etki bıraktı bilmiyorum, ama bana itici gelmedi. Hatta sempatik bulanlar bile olmuştur.
Halbuki benzer bir yardım kampanyası Galatasaray için de düzenlenmişti. Doğrusunu söylemek gerekirse, o kampanyayı çok iğrenç bulmuştum.
Peki iki kampanyayı birbirinden bu kadar ayrıştıran unsur nedir?
Elbette ki kulüplerin imajı.
Bir yanda köklü, saygın ve aristokrasiyi temsil eden bir kurum.
Diğer yanda Süper Lig’de top koşturmaya henüz başlayan, finansal varlıkları zayıf, ancak çok çalışan, çok çabalayan ve ayakta kalmak için destek bekleyen bir takım.
Algım şöyle işliyor;
Bir yanda büyük bir gücü temsil eden kurum size elini açıyor.
Diğer yanda samimi duruşuyla elini omzunuza atan takım yardım bekliyor.
Konuşma dilimizi ve kanalımızı seçmek bu yüzden önemlidir.
Galatasaray zor durumda olduğunda belki de yardım isteyeceği kişiler, sokaktaki insanlar yerine kulübün tabanındaki isimler ve yakın çevreleri olması gerekirken, kampanya mekaniğini ulusal çapta yapıp halkın eline bakar bir dilde konuşunca kulübün imajına oldukça hasar verdi.
Aynısını şu an Sivasspor yaparken bunu niye düşünmüyoruz?
Çünkü halka diğerlerinden daha yakınlar. Kendilerinden beklenmeyen başarıyı daha ilk senede elde ettiler, zor şartlarda çalışarak başarıya ulaştılar ve bunu kutlamak yerine daha fazla çalışarak 3 büyükler’i şimdiden tehdit etmeye başladılar.
Bütün bu unsurlar birleşince kullanılan dil ve mecra kimseyi rahatsız etmiyor…