Bugün Aylin’in blogunda Kurumsal Sosyal Sorumluluk ve Kallavi (!) Şirketler yazısını okudum. Yazdıklarımı okumaya başlamadan önce siz de mutlaka sözkonusu yazıyı okuyun… Aylin soruyor; Kurumsal Sosyal Sorumluluk yalnızca büyük şirketlerin harcı mıdır? Öncelikle Kurumsal Sosyal Sorumluluk kampanyalarının temelde duygusal iletişim çalışmaları olduğunu sürekli olarak hatırlayalım. Şirketler için; -Alınan ürünlerin belli meblağlarının karşılandığı kampanyalar dönemsel satış destek aktivitesi, Bedelsiz okutulan çocuklar gelecekteki iletişim çalışmalarının cast’ı ya da şirket çalışanları,-Her tıklamaya belli bir ölçekte yardım göndermek database toplamakla eşdeğerdir. Biraz daha basit ve mikro bir bakış açısıyla bakalım; Ortalama maaşla çalışan bir kişi, yaşam standartlarına göre belki belli bir hacimde yardım yapabilir, ancak ses getirecek bir yardım yapamaz.Öte yandan, Seda Sayan televizyon programında her gün bir tır dolusu yardım göndereceğini ya da işsizlere iş vereceğini bas bas bağırabiliyor. Ortalama maaşla çalışan bir insan geleceğini garanti altına almak için daha fazla (Maslow Piramidi’nde üst sıralara çıkmak için) çaba sarfederken, Seda Sayan kendini garantiye çoktan almış olmanın getirisiyle “kendini gerçekleştirme” eylemini “Sosyal Sorumlu” olduğunu göstererek yapıyor. Şirketler de aynı şekilde tepki verirler. Gelecekleri garanti altında olmayan, daha çok büyümek isteyen şirketler iletişimde öne çıkmak, kısa vadeli hedeflerini tutturmak zorundadırlar ki ayakta kalabilme savaşını verebilsinler. Bugün ses getirecek bir sosyal sorumluluk kampanyası, küçük ve orta ölçekli şirketler için iletişimde mucize yaratmakla eşdeğerdir. Çünkü bu tip ses getiren kampanyaların bütçeleri çoğunlukla, KOBİ’lerin fiziksel varlıklarının birkaç katı büyüklüğünde olmakta… Çok az şirket küçük bütçelerle sosyal sorumluluk konusunda harikalar yaratabilir. (The Body Shop burada güzel bir örnektir). Ancak kabul etmek gerekir ki pek az firma bu innovasyon ve vizyon yeteneğine sahip…