“nasıl” yürütecek? Burası enteresan bir ülke. Cidden. Pire için yorgan, kene için orman yakmayı marifet bilen bir zihniyete sahip insanların ülkesinde, maç yayını yapılıyor diye sınıf ayrımı gözetmeksizin blogger’ın tamamen kapattırılmasını garipsememeliyiz. Herkes bunun sorumlusunu arıyordu ve sorumlu nihayet bulundu. Yarın Digiturk, daha önce hiç yaşamadığı (ve yaşayacağını ummadığı) bir kriz yaşayacak diye düşünüyorum. Şimdiden bazı gruplarda Digiturk çalışanlarına toplu mail gönderim kampanyaları başladı. Bazıları ise blogger ve blog okuyucularını Digiturk’lerini iptal ettirmeye çağırıyor. Sayısını kestirmek çok güç olur elbette, ancak bir çok insanın bu yönde karar almasını diliyorum. Bakalım özgürlüklerimiz uğruna küçük lükslerimizden vazgeçebilecek miyiz… Digiturk bu haftayı bir kriz iletişimi stratejisi düşünmekle harcasa iyi eder. Ben onlardan, bu işin pisliğini direk olarak mahkeme kararına atmalarını, söz konusu davanın bir kaç blogu kapsadığını, tüm blogger account’larının kapatılmasının büyük bir talihsizlik ve yanlış anlaşılma olduğuna dair bir açıklama bekliyorum -ki bu da yapabilecekleri en basit şey olacaktır. Eğer yazımın başlığında “nasıl” diyerek (hemen her yazımda olduğu gibi) bir çözüm önerisi sunacağımı düşündüyseniz yanıldınız. Oradaki “nasıl”, Digiturk’ün iletişim metotlarını değil, bu iletişimi hangi yüzle yapacağını sorgulamaya yönelik bir nasıl sorusu çünkü… Not: Herkesin bu konu üzerinde yazdığı bugünlerde başka bir konuya değinip kafaları dağıtmak isterdim, ancak içimden gelmedi.