Negatif buzz, markaların korkulu rüyası haline geldi. Dijital ajanslar da sosyal medya’yı cash cow olarak gördüklerinden, bu tip yangınlara körükle gidiyorlar.

Elbette, negatif içeriğin yayılması marka için istenmeyen bir durumdur. Kesinlikle görmezden gelinmesi gerek demiyoruz. Yalnızca, daha önce de bahsettiğimiz gibi “her ağlayana emzik verilmemeli”. Bu tip negatif buzz yaratan insanları dinleyin. İyi dinleyin ki, yanlışlarınız varsa düzeltin. Ancak, markanıza haksızlık yapılıyorsa da, bedelini ödetin. İlerleyen günlerde blog yazmak gibi yayıncılıkların çeşidi ve hacmi artacak. Eğer haklı-haksız her şikayetle gereğinden fazla ilgilenilir ve doğru-yanlış öğretilmezse, şirketinizi çok daha zor günler bekliyor olacak.

Hakkını arayan bir tek siz değilsiniz! Eğer ortada hizmetlerden bir tatminsizlik, basit bir bildirimle çözülebilecek bir sorun ya da yanlış anlaşılma varsa ve kişiler markanız hakkında olumsuz iletileri çoktan yayınlamışlarsa, basit bir özür yaratılan olumsuz intibayı yok etmeye yardımcı olmayabilir. Bu tip “ticari itibarı zedelemek” durumunda, söz konusu iletileri yaratan kişiler hakkında hukuki süreç başlatabilir, yaratılan olumsuz içeriğin kaldırılması talebinde bulunabilirsiniz. Doğru olanı da budur. Sizin senelerce çalışarak, milyonlarca lira yatırımla yarattığınız markanız, öfkeli bir insanın parmaklarının ucunda itibar kaybetmemeli.

Peki proaktif olmak için ne yapmak lazım? Onu da “online toplulukların satın alma kararları üzerindeki etkisinin yönetilmesi” başlığı altında tartıştık. Yayıncıların sosyal medya anlayışlarını ise bir sonraki yazıda tartışacağız.