Toplantıların yalnızca büyük konular, anlaşmaya varılacak ya da çözüme ulaştırılacak işler için yapılması gerektiğini düşünürüm. Günümüz iş dünyasındaki toplantı eflasyonunu ve getirdiği zaman kaybını asla ve asla anlayamadım… Büyük projelerin toplantıları da, eğer taraflar birbirlerinin dilinden çok iyi anlamıyorsa, haliyle gergin olur. İşte böyle toplantılarda taraflardan birisi baskın rol üstlenerek konuları kendi lehine çıkartacağını düşünüp “sert adam”ı oynamak ve konuyu kendi istediği şekilde sonuçlandırmak isteyebilir. Bu kişiler bir veya birden fazla da olabilir… Benim tavrım her iki tarafın da birbirlerine karşı olan düzeylerini korumaları. Ancak, yukarıdaki “üste çıkma” durumu gerçekleşirse, hele de muhataplarınızdan yaşça gençseniz, boyut değiştirmek gerekebiliyor… Ateşe ateşle karşılık vermek demiyorum, fakat intimidasyona ya da üstünlük taslamaya karşı duruş sergilemek çok, çok önemli. Bağırana karşı sesinizi yükseltip haddini bildirmek değil, karşınızdakilere bulundukları ve bulunduğunuz konumları hatırlatıp takındıkları tavırlara bir dur demek olmalı bu yol.
Özel yaşantıda bu tip insanlarla muhatap olmamayı seçme özgürlüğümüz olmasına rağmen iş yaşantısında böyle bir lüksümüz maalesef yok. İşinizi sorunsuzca halletmek, ya da bir kaybeden gibi evinize dönmek zorundasınız. Dolayısıyla, önemli bir proje için toplantı masasına oturulduysa, fakat arada üslup ve düzey farkı varsa, anlaşılabileceğiniz dilden iletişim kurmaktan çekinmemelisiniz. Unutmayın; toplantılarda bulunan mağara adamlarına/kadınlarına, mağaralarında olmadıklarını hatırlatmak sizin elinizde.