Sıcağı sıcağına yazmak istedim…

Bugün, kısa zamanda değişecek endüstri şartlarından ötürü zaman içerisinde ürününü ve hizmetini kaybetme olasılığı olan bir şirket çalışanıyla toplantı yaptım.

Toplantı esnasında soru, iki sefer gündeme geldi.

İlkinde kendisi açık açık, değişecek trendin kendi ürünlerine ve hizmetlerine nasıl bir etki edeceğini “bir 10 yıl falan var nasılsa, değil mi?” diyerek endişeli bir dilde ifade etti. Sorusuna yuvarlak bir cevap vererek geçiştirdik…

Ancak, bu esnada kendisine, gelecekte şu anki iş kolundan çok daha büyük bir gelir ve gelecek vaat eden bir işbirliği için teklif sunuluyordu, fakat aynı soruyu bir sefer daha duyunca, kendisinin bu fırsatı düşünme aşamasında olmadığı kanıtlandı.

Düşünün, mevcut işinize o kadar odaklanmışsınız ve kendinize öyle güvenli bir alan oluşturmuşsunuz ki, akıl çarklarınızı hızlıca farklı yönde hareket ettirerek daha büyük, daha prestijli, daha az yatırım maliyeti gerektiren, daha fazla geliri ve geleceğin kendisi olacak bir alana girmeyi dahi düşünemiyorsunuz.

Korku iyi bir motivasyon faktörü, ancak kaybetme korkusundan bir türlü kurtulamayıp, iş modelini endüstri trendlerine göre baştan şekillendirmeyen her işletmenin durumu, kafayı kuma gören devekuşlarının yanılgısına benzer.

Kaybetme korkusundan sıyrılmak ve yeni açılımlara fırsat tanımak ise çoğu zaman 0 noktasından düşünmekle gerçekleşir.

Buraya kadar dikkat kesilip okuduysanız, soru ikinci sefer sorulduğunda ne cevap verdiğimizi merak ediyor olabilirsiniz.

Kendisine iyilik yapıp gerçeklerden bahsettik.