Geçen sene Seoul’de, dünyanın her yerinden “marketing executive”lerin toplandığı bir workshop’a katıldım. Birbirimizle best practice’lerimizi paylaştığımız bir oturum sırasında Türkiye’de yaptığımız bir çalışmadan da bahsettik. Sohbeti Amerikalı ve İngilizlerle birlikte gerçekleştirirken hiç beklemediğim bir tepkiyle karşılaştım. Kendi yaptıkları işleri anlatırlarken, bizim geçen sene basit bir fikirle geliştirdiğimiz bir sistemi anlatmak istedim. Daha “Google API ve Census datasını birleştirerek…” şeklinde cümleye başlamışken gözler büyüdü, “wow” sesleri yükseldi. O an ne kadar şaşırdığımı tarif edemeyeceğim. Şaşırmamın sebebi, benzer cümleleri bizde “Social Digital Marketer”, “Innovator”, “Marketing Trendsetter” gibi havalı ünvanlarla gezinen insanlara sıraladığımda bir anlam ifade etmediğini görmem değildi. Şaşırmamın sebebi, bu insanların mütevaziliği değildi. Hayır, şaşırmamın sebebi, pazarlamanın ana vatanından gelen bu insanları heyecanlandıracak bir proje anlatıyor olmam da değildi. Şaşırmamın esas sebebi, anlatmak istediğim konunun bütününü 2 kilit kelimeyle anlamaları ve komplekssizce dinlemeleriydi. Bu adamlar kendilerini havalı ünvanlara adamayıp işlerinde parlarken, bizim topraklarda ünvan köşe kapmacası oynanıyor. Üstelik, iş etiği ve niteliği klasmanlarında onların yolunun daha ancak çeyreğini gitmişken. Aradaki fark ortada. Yolumuz ise uzun… Ha, bu arada, bu adamlar neyi şıp diye anladılar? Google API’la Census datasını kombine ederek ne yapmayı hedefliyorduk? Bu ikisiyle ne üretebileceğinizi hayal edemiyorsanız, havalı ünvanlar peşinde hiç koşmayın Eğer bir süredir iş hayatının içinde olup da bu konuda bir fikriniz oluştuysa, doğru yoldasınız demektir…