Dijital yayıncılığın gelişmesiyle birlikte geleneksel yayıncılığın adaptasyon sorunları ve vizyonsuzluğuna değindiğim yazının üzerine tesadüfen bu Cumartesi günü bir köşe yazısına denk geldim.

Konu Tablet PC’ler olunca yayıncı tarafında enteresan bir direnç ortaya çıkıyor. Basılı kitap okuma hissinin eşsiz bir deneyim olduğu duygusal faktörler arasında yer alırken, rasyonel sebepler pek dişe dokunur düzeyde değil. Zira dijital yayıncılık görsel anlamda zengin, yalnız içerik değil arayüz, tasarım ve kurgu uzmanlığı da gerektiriyor. Ayrıca doğa dostu, ekonomik, hızlı, paylaşılabilir ve içerik yönetimi yapılabilir. Üstelik, biraz daha zihin açmak gerekirse iletişim ve pazarlama anlamında da hem yayıncı hem reklamveren için inanılmaz fırsatları barındırıyor… Bu perspektiften bakınca, geleneksel yayıncılığın bu değişime direnç göstermesini anlamlandırmak çok da zor olmuyor değil mi?

1 Yorum

Senin için bunu biraz daha geliştireyim. 100 yıl sonra basılı malzeme: Gazeteler: Her ülkede nufusuna oranla bir veya birkaç tane. Son derece prestijli ve geleneksel bir enstrüman olacak. Basmak da, yaymak da, reklam vermek de, satın almak da çok pahalı olacak. Gazetelerde çalışmak çok zor, müthiş prestijli ve etkin olacak. Gazete sahipleri bunu sadece prestij için yapacaklar. Niş yayın organı olarak devam edecek. Dergiler: Basılı dergi kalmayacak. eskicilerde satılan ve koleksiyonerler için eğlenceli, biriktirilebilir bir malzemeye dönüşecekler. Kütüphaneler: Çok eski, tarihi olanlar müzeye dönüştürülecek. Öğrenci ve truistler için turlar düzenlenecek. Tur rehberleri ziyaretçilere ” işte 100 yıl öncesine kadar insanlar evlerinden kalkıp buralara gelir, bu raflardan kitap alır ve bu masalarda okur ders çalışırlardı” diye anlatacaklar. küçük çocuklar hayretle bakacaklar raflara. Yeni inşa edilmiş kütüphaneler alışveriş merkezine dönecek. vs vs …

suavi doğan