Son günlerde açık ara en çok ilgimi çeken tartışma AI. Özellikle uzmanlık gerektiren birçok meslek grubunu artık çok daha kolay hale getirmesi, yöneticilerden sıradan insanlara kadar herkesin “derin uygulayıcıları” aradan çıkararak AI sayesinde fikirlerini daha hızlı, daha uygun maliyetli ve çok daha doğrudan hayata geçirebiliyor olması kaçınılmaz bir şekilde yeni bir düzene geçiş anlamına geliyor.

Değişime Direniş ve İki Temel Bakış Açısı
AI destekli bu büyük geçiş özellikle derin uzmanlık gerektiren bazı meslek gruplarını rahatsız ediyor. Genelleme yapmak gibi olmasın, ama benim gözlemlediğim kadarıyla bunun ilk olarak metin işleri yapan editör ve yazarlarla başladığını, sonrasında görsel üretimiyle grafik ve sanat tasarımıyla uğraşanlarda devam ettiği, son olarak da yıkılmaz olarak görülen ve bugün de hala “AI hiçbir zaman bizim seviyemizde kod yazamaz” argümanını ortaya seren yazılım işleri yapan kişilere uzandığını gördüm. Yazılım dalgası tabi ki yıkıcı oldu, çünkü kapsama alanı UI, backend, frontend gibi teknik yerlere dallandığı gibi bunları çevreleyen, örneğin mobil uygulama geliştirme, yayına alma, SEO gibi uzmanlık alanlarına da şimdiden sıçramış görünüyor.
Bir yandan bu durumu bir fırsata çevirip AI’ı kendi lehine kullanan ve fayda sağlayanlar var. Diğer yandan ise şikayetçi olanlar ve “AI’ın hiçbir şeyi değiştirmeyeceğini” savunanlar. Tabi ki üreten kişilerin pek sesi çıkmadığı için onları görmek daha zor, o yüzden ben daha çok şikayetçi kitleyi görüyorum. Bazıları o kadar iddialı oluyor ki, “AI hiçbir şeyi değiştirmeyecek, yine bize ‘muhtaç’ kalacaksınız” gibi ileri giden ifadeler kullanabiliyorlar (bunun da çok ilginç bir kafa yapısı olduğunu düşünüyorum). Bu tip çıkışlar bir kafayı kuma gömüş mü, yoksa rahatlama mı bilmiyorum ama bunları matbaa, endüstri devrimi, elektrik veya internetin geldiği zamanlardaki inkarlar gibi görüyorum. AI, değişimi çoktan başlattı ve her gün değiştirmeye devam edecek.
“Sen Ne Yapıyorsun ki Bu Kadar Konuşuyorsun?”
Ad hominem yapanlar olabilir, hem kendimi onlara da ifade etmek, hem de gelecekte kendime not olması açısından AI ile neler yapıyorum ve iş yapış şeklimi nasıl değiştirdi biraz bahsedeyim.
Her şeyden önce bir üst düzey yönetici olarak en zayıf noktam teknik kısımdı. Kafamda konseptler geliştirebiliyor, ancak bunları aynı derinlikte olmayan onlarca farklı kişi ve farklı ekiplere anlatmak müthiş bir enerji gerektiriyordu. En büyük değişimi burada yaşıyorum. Yıllarca yazılımcılara ve ajanslara iş tarif edip yönlendirme yaptıktan ve her çıktı gördüğümde “keşke tek başıma yapabilsem” dedikten sonra, AI sayesinde aklıma gelen fikirleri somut çıktılara dönüştürebildim. Bu inanılmaz bir güç.
Tüm bağımlılıklarımı neredeyse sıfırladı. Artık bir şeyi hayata geçirmek için birçok konu uzmanına ihtiyacım yok. Doğru ya da yanlış, ürünleri tek başıma hayata geçirebilmemi sağladı.
Github’da bugün itibariyle 22 farklı repom var. Yaptığım işlerden bazıları;
Bugün ana gelir kalemimi oluşturan bir sistem,
5 senedir faaliyette olan şirketimin dijital ürün satış omurgası,
Fikirlerimi sadece konuşarak satırlara dökmemi yazmamı sağlayan (ve bu yazıyı da yazan 🙂) bir mobil uygulama,
Bir sektöre özel, mesaj + telefonlara yanıt vererek lead kalifikasyonu yapan bir işletim sistemi,
Google Maps’i belli parametrelerle tarayarak lead yaratıp ticari ileti gönderimi yapan bir yapı,
Bir startup için sanal personalar oluşturarak UX focus group yapan bir servis,
Ödemenin alınmasıyla birlikte otomatik satış yapan bir Telegram botu,
Kendime özel bir yatırım analiz ve portföy takip sistemi,
Kişisel websitem ve blogum,
Ailemize ait bir niş işe özel websitesi ve SEO çalışması,
Birkaç websitesi, birkaç küçük deneme, birkaç lokal uygulama…
ve vakit bulamadığım aklımdaki onlarca farklı başka şey.
Daha önce tek bir satır kod yazmamış, teknik derinliği fazla olmayan bir insan için bütün bunları yalnızca 6 ay gibi bir zamanda ve tek başına çıkartmak mucize değilse ne? 🙂
“AI’a Rağmen” Zihniyeti = Hayaletlerle Savaşmak
Geçenlerde LinkedIn’de şöyle bir anekdot okudum: Bir SEO uzmanı, grafik tasarım uzmanı olan arkadaşının AI ile yazılım işi yaptığını söyleyip “yazılımcı olmaya gerek yok, AI var” deyince sinirlenip arkadaşlığını bitirdiğini anlatan bir post paylaşmış. Postta şuna benzer bir şey yazıyordu:
“Mesleğimi itibarsızlaştırmasını kabul etmiyorum. Bir gün biri kalkıp ‘yazılımcı olmaya gerek yok’ derse tepkimi gösteririm.”
Bu arkadaş 10 yıllık deneyimine vurgu yaparak “kralını tanımam” şeklinde bir tepki göstermiş, ama tepki yanlış yöne gitmiş. Post altına ben de kendi tecrübemden yola çıkarak bir yorum yazdım, sonra farkettim ki yorumlara kapatılmış.

Ben bu “AI’a rağmen” zihniyetinin hayatta kazanan bir yaklaşım olmadığını düşünüyorum. Aynı kişi “müşteri görsel istiyorsa ve bunu AI ile yapıyorsanız etik olmaz” gibi akıl dışı bazı ahlaki yaklaşımlar da dayatmış. Bu tip çıkışlar bana sadece değişimi sindirememe ve ona ayak uyduramama hali gibi geliyor.
AI Sayesinde Yaratıcılığın Demokratikleşmesi
Şu bir gerçek ki AI, insanların çıktı üretme gücünü önemli ölçüde artırdı. Kalitesi dün de tartışılıyordu, bugün de tartışılıyor, ancak geçen seneki çıktılarla bu seneki çıktılar arasında nasıl uçurum varsa, eminim yakın gelecekte çok daha verimli ve etkili çıktılar üretebileceğiz. Yani bazılarının söylediği gibi “AI bizim gibi yapamaz” işi artık sadece bir zaman meselesi.
Siz Hangi Taraftasınız?
AI ile birlikte gerçekten çok enteresan fırsatlar ortaya çıktı ve ben her gün FOMO yaşıyorum. Okuyorum, öğreniyorum, deneyimlemeye çalışıyorum ancak iki duvara vuruyorum; bilişsel kapasitem ve zaman. 🙂
Benim yaşadığımı başkaları da yaşıyor mu, yoksa farklı fikirleriniz mi var çok merak ediyorum. O yüzden sormak istiyorum: Siz ne taraftasınız? “AI’a rağmen” mi diyorsunuz yoksa “AI sayesinde” mi?
Yorumlarda buluşalım.