<?xml version="1.0" encoding="utf-8" standalone="yes"?><rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"><channel><title>Ariel on Eren Kumcuoğlu — Blog</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/categories/ariel/</link><description>Recent content in Ariel on Eren Kumcuoğlu — Blog</description><generator>Hugo</generator><language>tr</language><lastBuildDate>Fri, 07 Sep 2007 00:00:00 +0000</lastBuildDate><atom:link href="https://erenkumcuoglu.com/blog/categories/ariel/index.xml" rel="self" type="application/rss+xml"/><item><title>Lovemark olarak Ikea</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2007-09-07-lovemark-olarak-ikea/</link><pubDate>Fri, 07 Sep 2007 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2007-09-07-lovemark-olarak-ikea/</guid><description>Ben büyük bir Ikea hayranıyım.
Sadece tasarımlarının ve işletme fikrinin değil, yönetiminin de.
Benim &amp;ldquo;Lovemark&amp;quot;larımdan biri.
Ikea, yalnızca böyle vakalar olmasın diye kendi yöneticilerini yine kendi yetiştiriyor ve pazarında oldukları ülkelere yolluyor.
Hemen hemen bütün üst düzey yöneticiler İsveçli&amp;rsquo;dir, ya da İsveç&amp;rsquo;te eğitimden geçmiş beyaz yakalılardır.
Satın alma ve tasarım (bu durumda ar-ge) her sofistike şirkette olduğu gibi yalnızca ana vatanları olan İsveç&amp;rsquo;te gerçekleşiyor.
Çünkü onlar, şirketlerinin kıymetini biliyor ve tüketicilerin zihnindeki imajlarını asla riske atmıyor, onlar için ellerinden geleni yapıyorlar.</description></item></channel></rss>