<?xml version="1.0" encoding="utf-8" standalone="yes"?><rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"><channel><title>Facebook on Eren Kumcuoğlu — Blog</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/categories/facebook/</link><description>Recent content in Facebook on Eren Kumcuoğlu — Blog</description><generator>Hugo</generator><language>tr</language><lastBuildDate>Wed, 19 Aug 2009 00:00:00 +0000</lastBuildDate><atom:link href="https://erenkumcuoglu.com/blog/categories/facebook/index.xml" rel="self" type="application/rss+xml"/><item><title>Eğlence endüstrisi ve iletişim</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-08-19-eglence-endustrisi-ve-iletisim/</link><pubDate>Wed, 19 Aug 2009 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-08-19-eglence-endustrisi-ve-iletisim/</guid><description>Daha önce eğlence endüstrisinde fark yaratmak ve ekrandaki yapıtlar üzerine fikirlerimi belirtmiştim.
Son zamanlarda kitabevlerine uğradıysanız ya da yabancı dizi/film trendlerini takip ediyorsanız, özellikle revaçta olan konunun vampir hikayeleri olduğunu gözlemlemiş olabilirsiniz.
Vampir kelimesi aklımızda zaten kan emerek beslenen, gün ışığından kaçınan, gümüş bir kurşunla ya da kalbine girecek ahşap bir kazıkla öldürülebilen, besin zincirinin en üstünün yeni hakimi olan sivri dişli yırtıcılar olarak yer etmiş durumdalar.
Bu tanım doğrultusunda bir hayat tarzı oluşturmak için, geriye yalnızca bu yaşamları günümüze uyarlamak kalıyor.</description></item></channel></rss>