<?xml version="1.0" encoding="utf-8" standalone="yes"?><rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"><channel><title>Filtresiz Tecrübeler on Eren Kumcuoğlu — Blog</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/categories/filtresiz-tecr%C3%BCbeler/</link><description>Recent content in Filtresiz Tecrübeler on Eren Kumcuoğlu — Blog</description><generator>Hugo</generator><language>tr</language><lastBuildDate>Fri, 14 Aug 2026 04:31:49 +0000</lastBuildDate><atom:link href="https://erenkumcuoglu.com/blog/categories/filtresiz-tecr%C3%BCbeler/index.xml" rel="self" type="application/rss+xml"/><item><title>Ne İzlersen "İçinde Hisset" mi? İstemem öyle deneyim!</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/ne-izlersen-icinde-hisset-mi-istemem-oyle-deneyim/</link><pubDate>Fri, 14 Aug 2026 04:31:49 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/ne-izlersen-icinde-hisset-mi-istemem-oyle-deneyim/</guid><description>Bu yazıyı sesimden dinleyebilirsin Şirketlerde bazen en büyük problemin kimsenin çıkıp “Ya arkadaşlar, bu olmamış” diyememesi olduğundan bahsetmiştim. Sanki herkes bir konsensüsün parçası olmak, uyumlu görünmek ya da bir tartışmanın yükünü sırtlanmaktan kaçınmak ister gibi davranıyor olabilir. Ama arada “olmamış” diyen bir kişi çıkarsa… işte o kişi, şirketin en kıymetli personeli olabilir.
Bu “olmamış” tartışmalarından bir tanesini anlatacağım demiştim. Hatırımda kalan (bence) en eğlenceli olanlarından birini seçtim.
Sene 2013: Samsung Kavisli TV’leri Lanse Ediyor Dijital Pazarlama biriminin başındayken, o dönem için yenilikçi bir ürün lansmanına hazırlanıyorduk.</description></item><item><title>15 Yıl, 9 Şirket, Çokça Zafer ve Birkaç Yara</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/15-yil-9-sirket-cokca-zafer-ve-birkac-yara/</link><pubDate>Mon, 20 Jul 2026 04:00:44 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/15-yil-9-sirket-cokca-zafer-ve-birkac-yara/</guid><description>Bu yazıyı sesimden dinleyebilirsin Bundan tam 15 yıl önce, 20 Temmuz 2011 yılında bloguma ve 5000 civarı okuyucuma veda etmiştim. Bugün geriye dönüp baktığımda içerik üretimine devam etmemenin ne kadar yanlış olduğunu düşünsem de, o dönem için iki adet çok geçerli sebebim vardı.
Birinci sebep güçlü bir bahaneydi: blog yazarlarının günden güne düşen içerik niteliği beni ciddi şekilde rahatsız ediyordu -ki bunu son yazımda da, sanıyorum polemik olmasın diye, üstü kapalı şekilde dile getirmişim.</description></item></channel></rss>