<?xml version="1.0" encoding="utf-8" standalone="yes"?><rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"><channel><title>Iletişim on Eren Kumcuoğlu — Blog</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/categories/ileti%C5%9Fim/</link><description>Recent content in Iletişim on Eren Kumcuoğlu — Blog</description><generator>Hugo</generator><language>tr</language><lastBuildDate>Thu, 27 Aug 2009 00:00:00 +0000</lastBuildDate><atom:link href="https://erenkumcuoglu.com/blog/categories/ileti%C5%9Fim/index.xml" rel="self" type="application/rss+xml"/><item><title>Yarın hayatınızda...</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-08-27-yarin-hayatinizda/</link><pubDate>Thu, 27 Aug 2009 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-08-27-yarin-hayatinizda/</guid><description>Uzun zamandır ara vermiş olduğum &amp;ldquo;yarın hayatınızda&amp;rdquo; serisine devam&amp;hellip;
Facebook olmasa&amp;hellip; İlkokul arkadaşlarını birbirleriyle buluşturabilen bu sosyal ağ, bir türlü düzgün gelir modeli oluşturamadığından, hızlı büyümesinin getirdiği maliyetlerden ve kullanıcı deneyimlerini umursamadan sitede yaptığı değişikliklerle ötürü popülaritesini yitirerek kullanıcı kaybetse&amp;hellip; Tüm dünyada milyonlarca kullanıcısının hesap bilgilerini yarın itibariyle sileceğini ve hizmet dışı kalacağını duyursa&amp;hellip;
Fenomen haline gelmiş bu sosyal ağ sitesini özler misiniz? Yoksa umrunuzda olmaz mı?</description></item><item><title>Şirketler için (İK temelli) itibar yönetimi 2.0</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-08-13-sirketler-icin-ik-temelli-itibar-yonetimi-20/</link><pubDate>Thu, 13 Aug 2009 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-08-13-sirketler-icin-ik-temelli-itibar-yonetimi-20/</guid><description>Profesyonel kimliği web&amp;rsquo;de öne çıkarmanın sakıncalarından ve zaman içerisinde kişisel marka&amp;rsquo;ya nasıl zarar verebileceğinden bahsetmiştik.
Bu sefer de profesyonel kimliği web&amp;rsquo;de ön plana çıkarmanın şirkete nasıl zarar verdiğinden bahsedelim.
İçinde bulunduğumuz ve Sosyal Medya kullanımının early majority seviyesine girmeye başladığı bugünlerde, gazetelerin İK eklerinde blog yazmanın kariyer basamağını daha kolay ve erken tırmanmak için bir yol olduğunun altı çiziliyor.
Bu da yeni mezunların değil ama, hali hazırda bir şirkette çalışan insanların kendilerini bir şekilde gösterme çabası haline gelebiliyor.</description></item><item><title>3G lansmanını siz yapıyor olsaydınız...</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-08-06-3g-lansmanini-siz-yapiyor-olsaydiniz/</link><pubDate>Thu, 06 Aug 2009 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-08-06-3g-lansmanini-siz-yapiyor-olsaydiniz/</guid><description>Operatörler 3G diye ortalığı yıkıp geçiyor. Bu iletişim bombardımanında 3G&amp;rsquo;den uzak kalabilmek imkansız.
Çok nadiren televizyon izlerim. Bu haftasonu da o nadir anlardan birinde, bir reklam kuşağında 3 dakika içerisinde 6 frekans 3G reklamı izlemiş bulundum.
Bu kadar yoğun yayın yapılmasına rağmen naçiz görüşüm, Türkiye&amp;rsquo;deki telefon operatörlerin yolunu şaşırmış olduğu…
Haksız da sayılmazlar, zira 3G aslında bir çok mobil teknolojinin kullanım alanını genişleteceği gibi, web 3.0 teknolojilerinin de kapısını aralayacak.</description></item><item><title>Ünlüler için Sosyal Medya Cangılı</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-07-29-unluler-icin-sosyal-medya-cangili/</link><pubDate>Wed, 29 Jul 2009 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-07-29-unluler-icin-sosyal-medya-cangili/</guid><description>Sevgili Toygarcan, kanına kim girdi bilmiyorum; belki cin fikirli menajerin, belki komşunun üniversite&amp;rsquo;ye giden fazla zeki çocuğu, belki bir hayranın ya da belki de hiçbiri değil, içgüdüsel bir şekilde kendi tercihin… Netice itibariyle, &amp;ldquo;sosyal medya&amp;rdquo; denen cangıla girmiş bulunuyorsun…
Sosyal Medya&amp;rsquo;yı neden cangıl diye nitelendirdiğimi bilmek ister misin?
Anlatayım.
Bu &amp;ldquo;balta girmemiş&amp;rdquo; rafine ortamdan kafanı içeriye uzattığın anda ilk önce sesler duymaya başlarsın.
Sen daha bilgisayarının başında güleryüzle, yaşamının içinden kareleri, senin gibi fakat ünlü olmayan insanlarla paylaşmanın heyecanını yaşarken bir anda kavga, gürültü, kıyamet kopabilir.</description></item><item><title>Web 2.0 ve online toplulukların satın alma kararları üzerindeki etkisinin yönetilmesi</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-07-22-web-20-ve-online-topluluklarin-satin-alma/</link><pubDate>Wed, 22 Jul 2009 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-07-22-web-20-ve-online-topluluklarin-satin-alma/</guid><description>Web teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte perakende önündeki en büyük engellerden biri de, zayıf satış sonrası hizmetlerin (ya da benzer sorunların) namının web&amp;rsquo;de yolunu alıp yürümesi oldu. Aslında bu, her sektör için geçerli bir olgu.
Perakende ve teknoloji ürünleri üzerinde bu kadar durmamın sebebi olarak ise, hata toleranslarının çok düşük olmasından ötürü kısa vadede en büyük zararı görmesi muhtemel sektörler olmalarını gösterebilirim.
Hata toleransı düşük olunca, örneğin, bir elektronik ürünü;
Vaat edilen performans beklentilerini (son derece göreceli olan tüketici değerlendirmelerine göre) karşılayamazsa, Çeşitli teknik sorunlar yaşatırsa, Satış sonrası hizmetlerde sorun çözümü geliştiremez, çözümcü olmaktan kaçınır ya da, Herhangi bir sebepten ötürü beklentileri karşılayamazsa, kendisi hakkındaki olumsuz tecrübe&amp;rsquo;ye, ürünle doğrudan ilgili ya da ürünün bulunduğu kategorilere ait forum, blog, alışveriş siteleri gibi etkileşimin bol olduğu alanlarda negatif geri bildirimler olarak erişebilir.</description></item><item><title>Sosyal Medya faaliyetlerinin ölçümlenmesi</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-06-15-sosyal-medya-faaliyetlerinin-olcumlenmesi/</link><pubDate>Mon, 15 Jun 2009 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-06-15-sosyal-medya-faaliyetlerinin-olcumlenmesi/</guid><description>Dell, microblogging için geliştirdiği iş modeliyle 2007 Haziran&amp;rsquo;ından bugüne kadar yalnızca Twitter üzerinden 3 milyon dolar gelir elde ettiğini açıkladı.
Dell bu başarısıyla yalnızca stoklarını eritip satışlarını artırmakla kalmadı, pazarlama dünyasına Sosyal Medya&amp;rsquo;da geliştirilebilecek iş modelleriyle nasıl değer kazandıran faaliyetler yapılacağı konusunda da ilham vermiş oldu.
Bugüne kadar yapılan Sosyal Medya kampanyalarının rüştünü ıspatlayamamasının en büyük sebebi, yatırım geri dönüşünün (ROI-Return of Investment) tam anlamıyla hesaplanamaması olmuştu.
Marka değeri gibi soyut kavramların ölçümlemelerinden bile kesin sonuçlar alınamazken, işin içine online mecraların girmesiyle karmaşa arttı.</description></item><item><title>Önce başkaları denesin...</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-06-09-once-baskalari-denesin/</link><pubDate>Tue, 09 Jun 2009 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-06-09-once-baskalari-denesin/</guid><description>Bu lafı çok sık duyuyorum; &amp;ldquo;bekleyelim, önce başkaları yapsın, biz daha sonra yaparız&amp;rdquo;.
Bu kadar çok ilk olmayı isteyen insana rağmen, bu söz halen ağızlarda pelesenk&amp;hellip;
Yeni bir teknolojiye, yeni bir mecraya, yeni bir yaklaşıma ihtiyatla yaklaşılır.
Sonra, sihirli söz söylenir; &amp;ldquo;önce başka markalar denesin de, biz de vakti gelince yaparız&amp;hellip;&amp;rdquo;
Anlamını hiç düşündünüz mü? Ben, mağlubiyeti baştan kabul eden bu söylemi şöyle yorumluyorum;
&amp;ldquo;Biz, yeni bir teknoloji ya da yeni bir yaklaşımla anılacak bir marka değiliz.</description></item><item><title>Türkiye'de bir ilk!</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-06-02-turkiyede-bir-ilk/</link><pubDate>Tue, 02 Jun 2009 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-06-02-turkiyede-bir-ilk/</guid><description>Pazarda ilk olmak büyük bir avantajdır.
Her girişimci, pazarda ilk olmak ister.
Her çalışan, ilk kez uygulanacak bir projede yer almak ister.
Her marka yöneticisi, yeni ürününün üzerine &amp;ldquo;Türkiye&amp;rsquo;de ilk!&amp;rdquo; yazdırır.
Herkes &amp;ldquo;ilk&amp;quot;leriyle övünür, ancak bu genellikle pek az insanın umurundadır.
Evet, pazarda ilk olmak büyük bir avantajdır. Ancak, bu sadece bir avantajdır.
İyi değerlendirilemeyen avantaj kimseye yaramaz.
Google ilk değildi, buna ihtiyacı yoktu. İnsanlar için önemli olan en doğru sonuçlardı.</description></item><item><title>Geleneksel Medya'dan Sosyal Medya'ya geçiş / Sosyal Medya nasıl fark yaratır?</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-05-29-geleneksel-medyadan-sosyal-medyaya/</link><pubDate>Fri, 29 May 2009 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-05-29-geleneksel-medyadan-sosyal-medyaya/</guid><description>Bilgiye erişim metotları, artık değişti.
Real Time Web hakkında konuşmaya başladığımız ve öngörülerde bulunduğumuz bugünlerde, bilgi akışının yavaş yavaş sosyal ağlara ve daha büyük bir hızla kitlesellikten bireyselliğe geçişini, geleneksel metotların etkinliğini ve ulaşım gücünü yitirdiğini gözlemleyebiliyoruz.
Sosyal Medya, insanların kendi haber alma kaynaklarını kendilerinin belirleyeceği bir yola daha şimdiden girdi bile.
Sosyal Medya&amp;rsquo;yı tanımlarken bir çok nitelikten bahsediyoruz.
Sıkça kullandığımız iki nitelik var; biri &amp;ldquo;tarafsız&amp;rdquo;, diğeri &amp;ldquo;güvenilir&amp;rdquo;.
Sosyal Medya nasıl fark yaratır?</description></item><item><title>Anlaşılamayan Sosyal Medya</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-05-22-anlasilamayan-sosyal-medya/</link><pubDate>Fri, 22 May 2009 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-05-22-anlasilamayan-sosyal-medya/</guid><description>Bir seferinde &amp;ldquo;Hergün bir sürü insan internet&amp;rsquo;te markanıza tecavüz ediyor!&amp;rdquo; diye bir söylem duymuştum.
Sosyal Medya&amp;rsquo;yı tanımlamak için kullanılan bu tabiri, o zaman çok garip bulmuştum.
Kimisi bu tutumları tecavüz olarak adlandırsalar da, vizyon sahibi kimselerin bunu bir fırsat kapısı olarak görmeleri lazım.
İletişim profesyonelleri Sosyal Medya&amp;rsquo;yı, tüketicileri alınlarının orta yerlerinden vurabilecekleri bir keskin nişancı tüfeği olarak kullanabilecekleri gibi, ırzlarına geçen bir sapkın olarak da görebilir ve ondan sakınmak, bilgi çağının krizlerinin önüne geçmek için onu hijyenik tutmak gibi ulvi bir misyon da edinebilirler.</description></item><item><title>Sosyal Medya'da olumsuz içerik yönetimi</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-05-15-sosyal-medyada-olumsuz-icerik-yonetimi/</link><pubDate>Fri, 15 May 2009 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-05-15-sosyal-medyada-olumsuz-icerik-yonetimi/</guid><description>Sosyal Medya dediğimiz yer nedir? Şikayet duvarı mıdır?
Bence değildir ve olmamalıdır.
Yoksa ciddiyetini kaybeder, bir çok marka sosyal medya&amp;rsquo;yı &amp;ldquo;cehennem&amp;rdquo; olarak görür, -yanlış bir karar alarak- uzak durur.
2.0 üzerine beyin fırtınası başlığı altına yorum yapan Oğuz Serdar, &amp;ldquo;3.parti marka değerlendirme / şikayet siteleri nasıl alt edilebilir?&amp;rdquo; diye sormuş.
Bu sorunun ipuçlarını Sorunlu Tüketici 2.0&amp;rsquo;da vermiştim, ancak daha açık cevabımı farklı bir yerde, Begüm Kaya&amp;rsquo;nın yazısı altında verdim;</description></item><item><title>Sosyal Medya'da 'kötü' ile mücadele</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-05-07-sosyal-medyada-kotu-ile-mucadele/</link><pubDate>Thu, 07 May 2009 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-05-07-sosyal-medyada-kotu-ile-mucadele/</guid><description>2.0 üzerine beyin fırtınası&amp;rsquo;na FriendFeed&amp;rsquo;de bir çok nitelikli yorum geldi. Bu kadar yorumla birlikte konu bir çok yöne gitti. Hemen hepsi önemli konular ve üzerine ayrı ayrı düşünmek, tartışmak gerekiyor&amp;hellip;
Konular arasında toplumsal psikoloji&amp;rsquo;nin sosyal medya&amp;rsquo;ya yansıması, sosyal medya&amp;rsquo;da kişilerarası iletişim ve sınırları, markaların olumsuz sosyal medya içeriğine karşı geliştirebileceği yaklaşımlar, ilk nesil marka şikayet sitelerinin ve popüler sosyal medya katılımcılarının şikayet toplama tekelini kıracak alternatif metotlar, web 2.0&amp;rsquo;ın etik kodlarının oluşturulması gibi derin derin konuşulabilecek başlıklar mevcut.</description></item><item><title>2.0 üzerine beyin fırtınası</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-04-22-20-uzerine-beyin-firtinasi/</link><pubDate>Wed, 22 Apr 2009 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-04-22-20-uzerine-beyin-firtinasi/</guid><description>Dün Uğur Özmen&amp;rsquo;le yaptığımız bir konuşmadan alıntıdır&amp;hellip;
İtibara zarar verecek suçlamaların, isimsiz karalama maillerinin şikayetlerin, üretilen negatif içeriklerin şirketler nezdinde yarattığı dinamikler üzerine kısa ama, uzunca yorumlanabilecek bir söz.
Bu konuya sizden gelecek yorumlar doğrultusunda devam edeceğim (ya da etmeyeceğim)&amp;hellip;
Ne dersiniz, kötü&amp;rsquo;ye karşı mücadele gerçekten de finans/insan kaynaklarının harcanmasına sebep oluyor mu?</description></item><item><title>Markalar için Sosyal Medya rehberi; Anlamlı işbirlikleri kurun</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-04-15-markalar-icin-sosyal-medya-rehberi-anlamli/</link><pubDate>Wed, 15 Apr 2009 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-04-15-markalar-icin-sosyal-medya-rehberi-anlamli/</guid><description>Hazırlıklarınızı yaptıktan, yanınıza Sosyal Medya&amp;rsquo;yı bilen insanları aldıktan sonra uygulamaya geçmek için temponuzu biraz daha artırabilirsiniz.
Aktif bir diyalog başlatmak için yapabileceğiniz şeyler, sınırsız&amp;hellip;
Ürünlerinizin / hizmetlerinizin kapsamı dahilinde bir kurgu ile ister sürekli diyalog halinde bulunabilir, isterseniz de dönemsel kampanyalar yapabilirsiniz.
Rekabet kızışıyor! Çok kısa süre sonra buralar marka cenneti olacak demiştik.
Sosyal Medya&amp;rsquo;nın long tail etkisi yaratacağını kavrayan markalar artık etkinliklerini de bu alan için özel hazırlamaya, hatta bu alana doğru kaydırmaya başladılar bile.</description></item><item><title>Markalar için Sosyal Medya rehberi; Stratejinizi seçin</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-04-06-markalar-icin-sosyal-medya-rehberi-strateji/</link><pubDate>Mon, 06 Apr 2009 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-04-06-markalar-icin-sosyal-medya-rehberi-strateji/</guid><description>Her marka göz önünde olmak zorunda değildir. Bazılarının daha farklı ihtiyaçları olabilir&amp;hellip;
Temel pazarlama&amp;hellip; Segmentasyon.
Bazı markalar daha büyük kitlelere hitap ederken (örneğin gıda markaları), bazıları çok spesifik gruplara hitap ediyor olabilir (lüks tüketim markaları).
Amaçlarınız, hedefleriniz ve kurgunuz doğrultusunda Sosyal Medya işbirlikçilerinizi seçmek konusu tamamen size kalmış durumda.
Şeffaf olmak zorunda değilsiniz! En büyük iletişim değerini taşıyanları, en nitelikli okuyuculara sahip olanları, en sofistike dili kullananları, en çok kadın okuyucuya sahip olanı, en kalabalık takipçi sahip olanları&amp;hellip; Hangisini seçeceğiniz stratejiniz doğrultusunda değişebilir.</description></item><item><title>Markalar için Sosyal Medya rehberi; Tarafınızı seçin</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-04-02-markalar-icin-sosyal-medya-rehberi-taraf/</link><pubDate>Thu, 02 Apr 2009 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-04-02-markalar-icin-sosyal-medya-rehberi-taraf/</guid><description>Yanınıza Sosyal Medya&amp;rsquo;ya hakim birilerini aldıktan sonra sıra, mesajınızı taşıyacak insanları ve stratejinizi belirlemeye geldi.
Stratejinin ve mesaj taşıyıcıların seçiminin eş zamanlı olarak gerçekleştirilmesi elbette ki en sağlıklı yol. Ancak bu değerlendirmelerden önce sizin ya da yanınızdaki yol göstericinin aklında mutlaka öne çıkan bazı isimler olacaktır.
Bu seçimi yapmadan önce bazı seçim kriterleri belirlemeniz faydalı olacaktır.
Önce tanıyın! Birlikte çalışacağınız isimlerin yarattığı etkileri, itibarlarını ve güvenilirliklerini araştırın.
Geleneksel basında olduğu gibi, burada da tarafınızı iyi seçmeniz gerekiyor.</description></item><item><title>Ufak bir yenilik...</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-03-26-ufak-bir-yenilik/</link><pubDate>Thu, 26 Mar 2009 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-03-26-ufak-bir-yenilik/</guid><description>Uzun zamandır FriendFeed kullanıyorum.
Kabul etmem gerekir ki microblogging, normal bloglama alışkanlıklarımı oldukça değiştirdi.
Artık daha &amp;ldquo;anlık&amp;rdquo;, daha hızlı paylaşıyorum. Başkalarının yazılarının ve paylaşımlarının altına kendi görüşlerimi ekliyorum.
Blog yazılarımın konularını ise şimdilik daha spesifik, pazarlama iletişimi&amp;rsquo;nde bugün fazla bahsedilmeyen ancak gelecekte sıkça konuşulacağına inandığım konulara yönlendirdim. Umarım faydası dokunuyordur&amp;hellip;
Yazılarıma yapılan nitelikli yorumların bir kısmı da FriendFeed hesabımın altında toplanıyor. Okuyucuların büyük bir kısmının bu nitelikli yorumlardan nasibini alamıyor olmalarına kafamı takmışken, bugün yeni bir eklentiyle bu sorunu hallettim.</description></item><item><title>Markalar için Sosyal Medya rehberi; Kimseniz var mı?</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-03-19-markalar-icin-sosyal-medya-rehberi/</link><pubDate>Thu, 19 Mar 2009 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-03-19-markalar-icin-sosyal-medya-rehberi/</guid><description>Kendinizden ve yaratacağınız etkiyi iyi ölçüp biçtiniz. Artık kendinizden emin, insanların karşısına çıkma kararını almış durumdasınız.
Sıra, ne söyleyeceğinize karar vermeden önce, bunu nasıl yapacağınız konusunda bir mekanizma oluşturmakta.
Bu sistemi sizin için kurgulayan da büyük ihtimalle interaktif ajansınız olacak.
Bugüne kadar web faaliyetleriniz için sırtınızı güvenle yasladığınız interaktif ajansınızın da aslında -göreceli olarak- yeni sulara girmek üzere olduklarının farkında mısınız?
Tecrübe önemli&amp;hellip;
Bir Facebook uygulaması tutmayabilir, bir viral video istenen döngüyü yaratmayabilir, bir web sitesi beklenen trafiğe erişemeyebilir&amp;hellip;</description></item><item><title>Markalar için Sosyal Medya rehberi; Hazır mısınız?</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-03-16-markalar-icin-sosyal-medya-rehberi-hazir/</link><pubDate>Mon, 16 Mar 2009 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-03-16-markalar-icin-sosyal-medya-rehberi-hazir/</guid><description>Markalar Sosyal Medya&amp;rsquo;yı takip etmeye ve ilgi göstermeye başladığından beri online iletişim faaliyetlerine yeni bir hareket geldi.
Şu an trend olduğundan mı, yoksa gerçekten iletişim değerine inandıklarından mı bilinmez, kurumsal tarafta veya ajanslarda çalışan kimselerden konuyla ilgili kampanyalar için harekete geçildiğini duyuyorum.
Gerçek bir Sosyal Medya Kampanyası yaratmak için efor sarfetmeden önce şirketlerin ellerindeki varlıkları tartmaları şart!
Birlikte kısa listenin üzerinden tek tek gidelim&amp;hellip;
Negatif etkiniz mi var? O halde Sosyal Medya&amp;rsquo;da ne işiniz var?</description></item><item><title>Profesyonel kimlik ve Sosyal Medya / Önde mi olmalı? Geride mi durmalı?</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-03-05-profesyonel-kimlik-ve-sosyal-medya/</link><pubDate>Thu, 05 Mar 2009 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-03-05-profesyonel-kimlik-ve-sosyal-medya/</guid><description>Blog yazmaya karar verdiğim gün, sınırlarımı belirlerken karar verdiğim şeylerden birisi de profesyonel kimliğimi ön planda tutup tutmayacağım oldu.
Çok uzun süre düşünmeden kararımı verdim. Tecrübelerimden olmasa da, yaptığım işlerden bağımsız bir üslup kullanacaktım&amp;hellip;
Profesyonel kimliğin sosyal medya&amp;rsquo;da önde olmasının bazı avantajları olabileceği gibi, sakıncaları da olduğunu düşünüyorum.
Kişisel görüşüm, profesyonel kimliğin orta vadede kendi itibarınıza zarar vereceği yönünde.
Çok havalı bir şirkette, çok yüksek bir makamda, ya da çok farklı bir işte çalışıyor olsanız dahi, profesyonel kimliğinizi öne çıkarmak, hem çalıştığınız şirket, hem de sizin için bir takım sakıncalı durumlar doğurabilir.</description></item><item><title>Markalar ve 'insana yakın durmak' (vaka)</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-02-24-markalar-ve-insana-yakin-durmak-vaka/</link><pubDate>Tue, 24 Feb 2009 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-02-24-markalar-ve-insana-yakin-durmak-vaka/</guid><description>Markalar ve &amp;ldquo;insana yakın durmak&amp;rdquo; üzerine, e-tohum gibi ortamlarda bir çok arkadaşımızla çok keyifli tartışmalar gerçekleştirdik.
&amp;ldquo;Bu esnekliğe verebileceğin bir örnek var mı?&amp;rdquo; diye soranlar oldu.
Hiç hoşlanmasam da kendimden bir örnek paylaşmak istiyorum (yüz yüze konuştuğumuz arkadaşlara belki ikinci baskı olacak, affola).
Ofisteyim. Santral, hatta, özel durumda olduğunu bildiren bir tüketici olduğunu ve ilgilenip ilgilenemeyeceğimi soruyor. Telefonu kabul ediyorum ve konuşmaya başlıyorum.
Telefondaki ses öğretmen olduğunu, tayininin Hakkari&amp;rsquo;ye çıktığını söylüyor.</description></item><item><title>Türk siyaseti Sosyal Medya'yı neden kullanamaz? (ekleme)</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-02-16-turk-siyaseti-sosyal-medyayi-neden/</link><pubDate>Mon, 16 Feb 2009 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-02-16-turk-siyaseti-sosyal-medyayi-neden/</guid><description>Obama&amp;rsquo;nın zaferinden sonra özellikle siyasal iletişim&amp;rsquo;de sosyal medya&amp;rsquo;nın kullanımı gündemimizin baş köşesine oturdu.
Geleneksel PR ajanslarının bu konuyla ilgili uzun brainstorming seansları düzenlediğini, kelli felli insanların sosyal medya&amp;rsquo;yı nasıl yönetebiliriz (!) diye haftanın belirli günlerinde özel toplantılar düzenlediklerini duyabiliyoruz.
Siyasal iletişim&amp;rsquo;de sosyal medya kampanyası yürütmek Türkiye için (şu an) bir ütopya. Neden olmayacağını 2 tane ana nedenin altında uzunca inceleyebiliriz…
Birinci sebep, siyasi sistemimizin ve siyaset anlayışımızın müsait olmayışı, İkinci sebep ise web&amp;rsquo;i kullanma şeklimiz.</description></item><item><title>Sosyal Paylaşım Ortamları'nda muhalif insan davranışı</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-02-06-sosyal-paylasim-ortamlarinda-muhalif/</link><pubDate>Fri, 06 Feb 2009 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-02-06-sosyal-paylasim-ortamlarinda-muhalif/</guid><description>Bunlar enteresan insanlardır.
Kimi bir dayanağı dahi olmadan muhalefet yapar, kimi siyasi görüşü üzerinden, kimisi de yalnızca öğreten adam - uyandıran ağabey olmak istediğinden…
Bu kişiler web’deki gelişmelere paralel olarak önce kendilerini IRC ortamlarında göstermeye başladılar. Malum, o dönemde web’de yalnızca tek taraflı bilgi alabiliyorduk ve sosyalleşmek IRC ortamına ve Mailing List’lere mahsustu. Mailing List’ler nispeten daha steril ortamlar olduklarından, bu insanların yükünü IRC çekiyordu…
Bu kişiler, IM dönemi gelip anlık sohbetler daha fazla kişiselleşince kısa bir süre duygusal buhranlar yaşadı.</description></item><item><title>Markalar ve 'insana yakın durmak'</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-01-30-markalar-ve-insana-yakin-durmak/</link><pubDate>Fri, 30 Jan 2009 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-01-30-markalar-ve-insana-yakin-durmak/</guid><description>Dell&amp;rsquo;in 2007 yılında &amp;ldquo;Communities &amp;amp; Conversation&amp;rdquo; adlı bir departman kurduğunu biliyor musunuz?
Uzun uzun ne yaptıklarını anlatmaya gerek yok. Kısaca, sosyal medya ve sosyal ağları takip ederek Dell&amp;rsquo;i online ortamda yaşayan bir marka haline getirmek, bu esnada memnuniyetsiz ya da Dell&amp;rsquo;e zarar verecek yorumlarla karşılaşırlarsa onları olabildiğince modere etmek, müşterileri ve potansiyel müşterilerin memnuniyetini sağlayıp daha samimi bir diyalog kurmak&amp;hellip;
Dell bir dev. Bireyselliğin ve diyaloğun önemine varmış, inisiyatif almaktan çekinmeyen, yenilikçi&amp;hellip;</description></item><item><title>'Sosyal Sorumlu' kimdir?</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-01-21-sosyal-sorumlu-kimdir/</link><pubDate>Wed, 21 Jan 2009 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-01-21-sosyal-sorumlu-kimdir/</guid><description>&amp;ldquo;Sosyal sorumluluk&amp;rdquo; dendiğinde herkes kafasını sesin geldiği yöne çeviriyor.
Ajanslardaki arkadaşlarım çeşitli firmalar için sosyal sorumluluk kampanyaları çalışıyor, bloglarda sosyal sorumluluk kampanyaları konuşuluyor, geçtiğimiz günlerde bu konuyla ilgili kalitatif bir ankete tabi tutuldum (bu konuda da söyleyecek bir şeyim var, ayrı bir yazının konusu), hatta bayram ziyaretlerinde &amp;ldquo;sizin sosyal sorumluluğunuz var mı?&amp;rdquo; gibi sorular dahi duydum.
Doğu illerindeki okullara bir kaç parça kırtasiye malzemesi gönderen de sosyal sorumluluk yapıyor, binlerce kız okutan da, mail iletilerinin çıktısını almadığımız taktirde daha az ağaç kesileceği konusunda uyarıda bulunan şirketler de&amp;hellip;</description></item><item><title>'Müşteriler' / Tüketiciyi tanımama</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-11-28-musteriler-tuketiciyi-tanimama/</link><pubDate>Fri, 28 Nov 2008 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-11-28-musteriler-tuketiciyi-tanimama/</guid><description>Kurumsal şirketlerdeki egosu yüksek insanlardan bahsettik. Egolara yenik düşülmesi yalnızca şirket içerisinde çatışmalara ve heba edilen iletişim yatırımlarına değil, en çok konuştuğunuz insanların, tüketicilerin seslerini duymamaya, şirketin kafasını kuma gömerek duvarların dışındaki dünyayı hiçe saymaya, zamanla ve netice olarak ta finansal bir sarsılmaya kadar gider.
Şirketlerde bir ekip değişimi yaşanınca, eski ekibin yerine gelen yeni ekip, ilk günlerini bir öncekilerin yaptığı işleri çöpe atmak ya da en iyi ihtimalle nezaketen onları şöyle bir incelemekle geçirir.</description></item><item><title>Ajanslar / Dünyayı tanımama</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-11-19-ajanslar-dunyayi-tanimama/</link><pubDate>Wed, 19 Nov 2008 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-11-19-ajanslar-dunyayi-tanimama/</guid><description>Yaratıcılık bu kadar önde olmasa, pratikte de hep vaat ettikleri gibi &amp;ldquo;müşteri&amp;rdquo; çıkarı için çalışsalardı, ajansların başına gelebilecek en kötü durum dünyayı tanımama olabilirdi.
Mevcut durum için bunun pek önemi yok.
Göreceli olarak kısa sayılacak iş yaşantımda, ajans çalışanlarında şahit olduğum yegane ortak davranış modelinin, kendini olduğundan da snob göstermek olduğunu söyleyebilirim.
Dışarıdaki dünyayı tanımayan davranış modeli belki bir broker ya da finans yönetmenine artı puan getirebilecekken, iletişimcileri malesef komik duruma düşürmekten öte, başarısız hale getiriyor.</description></item><item><title>Ajanslar / Şirketi tanımama</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-11-14-ajanslar-sirketi-tanimama/</link><pubDate>Fri, 14 Nov 2008 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-11-14-ajanslar-sirketi-tanimama/</guid><description>Bir gün bende inanmadığım bir işi yaparsam, başarısız olmakta hiç zorluk çekmeyeceğim.
Büyük rahatsızlık yaşayacağımdan ve bana elini veren kimseleri yarı yolda bırakmak istemediğimden, en baştan, inanmadığım bir işi yapmayanlardanım.
&amp;ldquo;Keşke aynı rahatsızlığı fikir satan kişiler de yaşasa&amp;hellip;&amp;rdquo; diye düşünürüm.
Yaratıcılık bazlı düşünce sisteminde ajans çalışanlarının bunu hissetmemeleri normal, zira pazarlama iletişimi hizmetleri vermeden önce tanımak gerekir. Böyle bir eforu sarfetmeyen ekipler çoğunlukla, işi özümsemeyi geçtim, işin ne olduğunun farkında olmadan fikir üretip projelendirirler&amp;hellip; Yeni ürün lansmanlarında ajanslara yeni ürünlerden bol bol gönderilir ki ürünü görüp denesinler, isim bulsunlar, ambalaj tasarlasınlar ve ardından iletişim planı çizsinler.</description></item><item><title>Ajanslar / Ürünü tanımama</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-11-10-ajanslar-urunu-tanimama/</link><pubDate>Mon, 10 Nov 2008 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-11-10-ajanslar-urunu-tanimama/</guid><description>Kime, neyi satmaya çalıştığınız önemlidir.
Ajanslar, fikir üretmekten çok, satış yaparlar. Fikir satışı&amp;hellip;
Bunu kavrayamamış kişilerle dolu ajanslar, dış güzelliğe önem verirler.
Piyasada, dışarıya, eğlenip güzel vakit geçirmek için çıkmak yerine, zengin bir sevgili bulmak amacıyla çıkan, bunun için de ayna karşısında saatlerce süslenen hanımlar gibi olan ajanslar bolca mevcut.
Potansiyel müşteriler ile ilk görüşmelerinde, onları tavlamak adına iyice allanır pullanırlar ki, ziyaretçilerin ihtişamdan başları dönsün. Bunu yapmak için koca koca toplantı salonları, 40 çeşit ikram, işin heyecanı, markalarınıza duydukları hayranlık ve sizin onlar için arz ettiğiniz önemi belirten uzun giriş cümleleri eşliğinde, eski işlerin en şaşaalı olanlarından sunumlar yapılır.</description></item><item><title>Yarın hayatınızda...</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-10-31-yarin-hayatinizda/</link><pubDate>Fri, 31 Oct 2008 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-10-31-yarin-hayatinizda/</guid><description>Her ayın sonunda sorduğumuz soruyu bu sefer ayın en çok konuşulan markası için soralım; Digiturk olmasa&amp;hellip; Şirket, herhangi bir sebepten ötürü yarından itibaren tüm yayınlarına ve ticari faaliyetlerine son verme kararı alsa&amp;hellip; Lig TV maçları, Max&amp;rsquo;lı film kanalları ve popüler Digiturk servislerinin tümü farklı bir platforma geçse&amp;hellip; Evdeki decoder cihazı, videoların ve VCD player&amp;rsquo;ların uğradığı akıbete uğrasa ve teknoloji çöplüğündeki yerlerini alsalar&amp;hellip; Dijital yayıncılık hizmeti sağlayan bu markayı özler misiniz? Yoksa umrunuzda olmaz mı?</description></item><item><title>Proaktif Davranmak</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-10-11-proaktif-davranmak/</link><pubDate>Sat, 11 Oct 2008 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-10-11-proaktif-davranmak/</guid><description>Proaktif davranmak&amp;hellip; &amp;ldquo;Değişime uyum&amp;rdquo; sizde neyi çağrıştırıyor?
Proaktif davranmak değişime uyum sağlamak mıdır?
Bence &amp;ldquo;değişime uyum sağlamak&amp;rdquo; reaksiyon göstermenin ta kendisi!
Ben &amp;ldquo;proaktif davranmak&amp;rdquo; tanımını, koşullara uymak değil, yeni koşullar yaratmak olduğuna inanıyorum.
Şayet bir gün &amp;ldquo;Böyle bir şey yapmışlar, biz de böyle yapmalıyız&amp;rdquo; cümlesini duyarsanız, bilin ki şaşırtan eylemi yapan gizli özne proaktif davranan taraftır.
Bu cümleyi sarfedenler için ise söylenecek özel bir şey yok, çünkü onlara her yerde rastlamak mümkün&amp;hellip;</description></item><item><title>MADO nasıl Lovemark olur?</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-10-06-mado-nasil-lovemark-olur/</link><pubDate>Mon, 06 Oct 2008 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-10-06-mado-nasil-lovemark-olur/</guid><description>Bu haftasonu arkadaşlarımla dolaşırken Maltepe sahilindeki MADO&amp;rsquo;da bir mola verdik. Tercih benim tercihim değildi. MADO. Benim için menüsünde olağandışı hiç bir şey barındırmayan, sıradan dondurmalar, sıradan pastalar, sıradan içeceklerden ibaret bir cafe zinciri&amp;hellip; Arkadaşlarımın hesabını da ödemek için kartımı verdim. Görevli 2 dakika sonra geri gelerek bana sanki bir ikramda bulunacakmış gibi kibar bir üslupla beni kasaya davet etti. Ardından şöyle dedi; &amp;ldquo;Arkadaşlarınızın yanında söylemek istemedim, ancak kartınızın limiti dolmuş, başka kartınız varsa oradan deneyelim?</description></item><item><title>Kimler bayramda gazeteye reklam vermez?</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-10-03-kimler-bayramda-gazeteye-reklam-vermez/</link><pubDate>Fri, 03 Oct 2008 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-10-03-kimler-bayramda-gazeteye-reklam-vermez/</guid><description>Buram buram bir &amp;ldquo;biz batıyoruz, haberiniz olsun&amp;rdquo; çalışması. Agresif bir metin, &amp;ldquo;bizi unuttunuz!&amp;rdquo; saldırganlığı var sanki&amp;hellip; Metni büyütüp okuyabilirsiniz. Yine de beni çok neşelendirdi! Bir kaç ekleme de ben yapmak isterim; Kimler bayramda gazeteye reklam vermez? -Bu mecranın içerisine girerek farklılaşacağına inanmayanlar. -Gençleri başka yerlerde tavlamak isteyen marka yöneticileri. -Sokağa atılacak parası olmayanlar. -Gazetelerin (zaten çok düşük olan) eski tirajlarını da yitirdiğine inananlar. -Aklını kullanıp insanlara daha yakın olan, onlara dokunabilecek mecralara yatırım yapanlar.</description></item><item><title>Avanak Kuzenler, Super Ajan K9... Ne</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-09-25-avanak-kuzenler-super-ajan-k9-ne/</link><pubDate>Thu, 25 Sep 2008 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-09-25-avanak-kuzenler-super-ajan-k9-ne/</guid><description>yapmalı? Bu filmler (ve silsilesi) için bir kategori icat ettim; Ulus utandıran. Çünkü ilk düşündüğüm, bu filmlerin Türkiye Cumhuriyeti sınırları dışında başka topraklarda birileri tarafından izlenebilme olasılığı oluyor. Ve yapılan işe nasıl güldüklerini hayal ediyorum&amp;hellip; Düşük bütçe ve zayıf oyunculuk yeteneği göz önüne alınarak, drama ve komedi türü arasında sıkışmış durumdayız. Çok başarılı drama filmlerine imza atabilecekken, yapımcılar komedi filmlerinin daha geniş kitlelere hitap ettiğini düşünüyor, kar marjını yüksek buluyor olsalar gerek; bu ara komedi filmlerine yüklendiler.</description></item><item><title>Değişime uyum</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-09-18-degisime-uyum/</link><pubDate>Thu, 18 Sep 2008 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-09-18-degisime-uyum/</guid><description>Son zamanlarda herkesin tek derdi var; Yeni Facebook tasarımı. &amp;ldquo;Back to old Facebook&amp;rdquo; butonu kalkınca bu durum bir anda bütün dertlerimizin önüne geçti, öyle ki bir çok insanın kişisel iletisinde yeni Facebook tasarımına lanet (hatta küfür) yağdırdığını ve bu konuda sızlandıklarını görüyorum. Değişime direnç göstermek çoğunluğun tepkisidir. Pek az insan yeniliği (gelişmeyi) benimseyebilir. Benimseyenlerin çok daha azı da bundan kendine bir fayda çıkarır, onlara &amp;ldquo;innovator&amp;rdquo; diyoruz! Alın size mikro bir iş fikri; Bir sürü insan eski Facebook için kıvranıyor, bir paravan web sitesi (ya da application) tasarlayıp Facebook&amp;rsquo;u eski haline getirebilirsiniz&amp;hellip; 1 milyon müşteriniz şimdiden hazır&amp;hellip;</description></item><item><title>Tüketici olduğumuzu unutmak</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-08-14-tuketici-oldugumuzu-unutmak/</link><pubDate>Thu, 14 Aug 2008 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-08-14-tuketici-oldugumuzu-unutmak/</guid><description>Evin bir işini halletmek için bir dükkana giriyorum, ürünlere bakıyor, kararımı veriyor ve satışı yapan arkadaşla eve gelinip ölçü alınacak tarih hakkında karara varmaya çalışıyorum. &amp;ldquo;Yarın saat 9 olabilir&amp;rdquo; diyor, &amp;ldquo;çünkü yarın Fatih Belediyesi&amp;rsquo;ne çok yüklü miktarda bir siparişimizi teslim edeceğiz&amp;hellip;&amp;rdquo; &amp;ldquo;Vay canına! Demek Fatih Belediyesi&amp;rsquo;yle çalışıyorsunuz&amp;hellip; Çok etkilendim!&amp;rdquo; demem gerekiyordu sanırım. Pazarlama iletişimcileri de benzer endorsement&amp;rsquo;ları kullanırlar, kimi zaman etkilemek, kimi zaman inandırıcı olmak için&amp;hellip; &amp;ldquo;X kurumunun tercih ettiği marka&amp;rdquo;, ya da &amp;ldquo;X&amp;rsquo;lerin tercihi&amp;rdquo; gibi.</description></item><item><title>Güç kelimesi; Berbat</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-08-04-guc-kelimesi-berbat/</link><pubDate>Mon, 04 Aug 2008 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-08-04-guc-kelimesi-berbat/</guid><description>Bazı kelimeleri ben, güç kelimeleri olarak adlandırıyorum. Berbat&amp;rsquo;ta bunlardan bir tanesi.
Üçüncü partilerinizden biri ya da başka bir kurum, size bir proje sunuyor&amp;hellip;
Sunulan projeyi beğenmeme hakkınız her daim olduğu gibi, bunu dilediğiniz gibi ifade etme özgürlüğüne de sahipsiniz.
&amp;ldquo;Olmamış&amp;rdquo; olabilir&amp;hellip; &amp;ldquo;Beklediğim gibi değil&amp;rdquo; olabilir&amp;hellip; &amp;ldquo;Başarısız&amp;rdquo; olabilir&amp;hellip; &amp;ldquo;Kötü&amp;rdquo; olabilir&amp;hellip; Hatta &amp;ldquo;I-ıh&amp;rdquo; bile olabilir&amp;hellip;
Peki &amp;ldquo;berbat&amp;rdquo; gibi bir kelime için ne diyorsunuz?
Berbat = Çöp
İçinde berbat kelimesinin geçtiği cümlelerin anlamı nedir?</description></item><item><title>Vakıfbank ve değişim</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-07-23-vakifbank-ve-degisim/</link><pubDate>Wed, 23 Jul 2008 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-07-23-vakifbank-ve-degisim/</guid><description>Süre olarak kısa olan iş yaşantımda şunu çok net anladım; eğer taşımak istediğiniz misyon çalışanlarınıza ağır-zor gelirse, yerlerde sürünmeye mahkum olur. Polis teşkilatı&amp;rsquo;nın iletişim yaptığı dönemde olan budur. Büyük olasılıkla Vakıfbank&amp;rsquo;a olacak olan da&amp;hellip; Mühim olan, değişimin fiziksel boyutu değil, çalışanların bunu benimsemesidir. Vakıfbank deyince benim aklıma gelen kavramlar arasında hantal, bürokrasi ve mekanik yapı var. Sizce Vakıfbank çalışanları bu yeni misyonu benimseyebilir mi?</description></item><item><title>Huggies Little Swimmers</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-07-21-huggies-little-swimmers/</link><pubDate>Mon, 21 Jul 2008 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-07-21-huggies-little-swimmers/</guid><description>Ürün geliştirme açısından akıllıca, farklı, çok spesifik, yalnızca yaz aylarında denize/havuza giren bebekler için bir bez üretmek&amp;hellip; Bir süredir TV&amp;rsquo;da reklamlarını görüyorum. Hani şu bebeğin, havuzun içinde, annesinin kollarında oyunlar oynadığı reklamı diyorum&amp;hellip; Reklamdan sonra aklımda kalan tek şey, benzer bir manzara gördüğümde o havuza girmek için can atıp atmayacağım oldu. Her ne kadar bez için &amp;ldquo;sızdırmaz&amp;rdquo; deseler de, böyle bir şeyin garantisinin olmayacağı aşikar. Annenin yanlış bağlaması, çocuğun hareketi, bezin içinde bulunduğu koşullar gibi değişkenlerle suya üre karışması çok muhtemel.</description></item><item><title>DEW reklamı başarılıdır, çünkü...</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-07-16-dew-reklami-basarilidir-cunku/</link><pubDate>Wed, 16 Jul 2008 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-07-16-dew-reklami-basarilidir-cunku/</guid><description>Pazar sabahı TV&amp;rsquo;de İsmail YK konser görüntüleri dönüyor.
İsmail YK. &amp;ldquo;O da kim?&amp;rdquo; diyeniniz var mı?
Hani şu &amp;ldquo;bombabomba.com&amp;rdquo; ve &amp;ldquo;bas gaza yavrum&amp;rdquo; şarkılarını söyleyen kişi.
Kendi kendime hep sorardım &amp;ldquo;Bunlar nasıl albüm yapabiliyor?&amp;rdquo; diye. Kendi küçük dünyam için elbette geçerli bir soru, ancak dışarıda kocaman bir dünya var ve o dünyada yaşayanların birçoğu İsmail YK&amp;rsquo;yı seviyor!
Tıpkı şu çok eleştirilen DEW motor yağları reklamı gibi.
Mesleğinize &amp;ldquo;pazarlamacı&amp;rdquo; diyorsanız yazısının yorumlarında bahsettiğimiz &amp;ldquo;aynılık&amp;rdquo; ve &amp;ldquo;insanlardan uzak yaşama&amp;rdquo;, bir kreatif direktör olsaydınız size, DEW için daha sofistike, sanatsal yönü ağır ve mesaj kaygılı bir reklam senaryosu yazdırabilirdi.</description></item><item><title>Mesleğinize 'pazarlamacı' diyorsanız...</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-07-14-mesleginize-pazarlamaci-diyorsaniz/</link><pubDate>Mon, 14 Jul 2008 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-07-14-mesleginize-pazarlamaci-diyorsaniz/</guid><description>Yüce&amp;rsquo;nin geçenlerde iyi bir pazarlamacı olmanın gereklilikleri hakkında yarattığı listeye bir göz atın derim. Kendinizi test edin, kaçının yanına tik atabileceğinizi görün.
Bu ütopik listenin altına yorumumu yazdım, Yüce&amp;rsquo;de bu yorumu blogumda paylaşmamı önerdi.
&amp;ldquo;Zaman dilimi olarak içinde az bulunduğum pazarlama-iletişim camiasını düşündüm ve genç bir iletişimci olarak soruyorum;
İyi sunum yapmak&amp;hellip; Kaç pazarlamacı-iletişimci gerçekten iyi sunum becerilerine sahip?
Okumak&amp;hellip; Kaç pazarlamacı bilgilerini taze tutmaya çalışıyor, bildiklerini yeniden hatırlıyor?
İsmi google&amp;rsquo;landığında nitelikli sonuçlara ulaşılması&amp;hellip; Kaç pazarlamacı &amp;ldquo;online community evangelist&amp;quot;lik yapıyor?</description></item><item><title>Motosiklet ölüm değildir!</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-07-03-motosiklet-olum-degildir/</link><pubDate>Thu, 03 Jul 2008 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-07-03-motosiklet-olum-degildir/</guid><description>Bir motosiklet sürücüsü olarak trafikteki insanları (özellikle otomobil sürücülerini) bilinçlendirmek adına bir sunum hazırladım. Slideshare&amp;rsquo;den izlenebilir ve download edilebilir şekilde sunuyorum.
Motosiklet Olum Degildir!!
view presentation (tags: otomobil teknikleri sürüş araba)
Çok başarılı bir sunum olmadığının farkındayım, ancak kendimi en kısa yoldan ifade edebileceğim formatın bu olduğunu düşünüyorum.
Bir istatistiğe göre 1 motosiklet sürücüsü, bu bilinci ister istemez etrafındaki 100 kişiye aşılıyor.
Ben daha fazlasına ulaşmak istedim.
Siz de etrafınızdakilerle bu bilgileri paylaşabilirseniz, belki ufak çaplı da olsa bir değişim yaşanır.</description></item><item><title>Ekşi Sözlük'e reklam vermek</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-06-22-eksi-sozluke-reklam-vermek/</link><pubDate>Sun, 22 Jun 2008 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-06-22-eksi-sozluke-reklam-vermek/</guid><description>İyi bir iş yaptığınızdan emin misiniz?
Peki, işinizi iyi yaptığınızdan?
Emin değilseniz, nerelere girip nerelerden uzak durmanız gerektiğini bilmeniz gerekmez mi?
Mesela, sosyal ağlardan, sosyal medyadan&amp;hellip;
Bu haftanın şakası olsun TTnet&amp;rsquo;in Ekşi Sözlüğe verdiği reklam&amp;hellip;
Geri kalan entry&amp;rsquo;leri ve TTnet hakkındaki feedback&amp;rsquo;leri mutlaka okuyun. Hatta TTnet&amp;rsquo;te çalışan yakınlarınz varsa onlarla da paylaşın.
Bu aralar epey para harcıyorlar, bari birileri rüyadan uyandırsın&amp;hellip;</description></item><item><title>Durmasını bilmek</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-06-19-durmasini-bilmek/</link><pubDate>Thu, 19 Jun 2008 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-06-19-durmasini-bilmek/</guid><description>Kaskın içerisindeki yüzü tanıyabildiniz mi?
Kendisi ex-F1 kralı Schumacher.
F1 pistlerinden çekildikten sonra bu sefer motorsiklet üzerine geçmiş.
Yine hız içerdiği düşünülürse, başarılı olacağı düşünülebilir, değil mi?
Pek öyle olmamış.
İyi ürüne/hizmete sahip yöneticilerin aynı başarıyı kategori dışında da yakalayacaklarını düşünmelerine benzettim bu düşüşü&amp;hellip;
F1&amp;rsquo;de efsane olmuşsanız, başka bir dalda -tabir-i caizse- &amp;ldquo;karizmayı çizdirmemek&amp;rdquo; önemli olmaz mı?
Aynı şekilde, bir kategoride liderseniz, aynı markayla başka bir kategoride de lider olacağınızı düşünüp daldan dala atlar mısınız?</description></item><item><title>Superfresh - Yemişim Kaloriyi!</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-06-16-superfresh-yemisim-kaloriyi/</link><pubDate>Mon, 16 Jun 2008 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-06-16-superfresh-yemisim-kaloriyi/</guid><description>Siz de rastladınız mı bilmiyorum, ancak beni inanılmaz rahatsız eden bir ilanı paylaşmak istedim. Böyle ilanlar gördüğümde ajansa kızmıyorum, gerçekten! Bunun altına imza atan ürün/marka yöneticisine ya da pazarlama uzmanlarına kızıyorum.
Bugün herkes sağlık sorunları yüzünden kızartmalardan uzak durmaya çalışırken, bir de tam yaz mevsimi, herkesin kilo vermek için çabaladığı dönemlerde &amp;ldquo;yüksek kalori&amp;quot;nin bu şekilde vurgulamanın anlamını çözemedim.
Kendi bindiğimiz dalı baltalamaktan farksız görünüyor.
&amp;ldquo;Yemişim kaloriyi!&amp;rdquo;, &amp;ldquo;Hayata bir kez geliyoruz&amp;rdquo; gibi sıcak bir metinle desteklenmiş.</description></item><item><title>Siyasal iletişim (ve değişim)</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-06-06-siyasal-iletisim-ve-degisim/</link><pubDate>Fri, 06 Jun 2008 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-06-06-siyasal-iletisim-ve-degisim/</guid><description>Bugün Habertürk&amp;rsquo;te Nuran Yıldız&amp;rsquo;ın yazısını okuduğumda aklıma, geçtiğimiz günlerde Origin of the Brands blogunda okuduğum başka bir yazı geldi.
OotB&amp;rsquo;de 3 senatörün seçim kampanya sloganları görseller üzerinden incelenmiş. Lobi desteği, kapalı kapılar arkasında dönen dolaplar haricinde, yalnız iletişim boyutundan bakarsak, hangisinin iletişiminin daha başarılı yürütüldüğü konusunda rahatlıkla fikir sahibi olabiliyoruz.
McCain&amp;rsquo;de zaten bir vaat yok, Cumhuriyetçi cephenin öne sürecek adayı olmadığından ipi göğüsledi. Hillary slogan karmaşası yaşarken bir yandan da çok agresif bir şekilde Obama&amp;rsquo;ya çeşitli sözlü saldırılarda bulundu.</description></item><item><title>Perspektif değiştirmek işe yarayabilir</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-06-03-perspektif-degistirmek-ise-yarayabilir/</link><pubDate>Tue, 03 Jun 2008 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-06-03-perspektif-degistirmek-ise-yarayabilir/</guid><description>Geçenlerde bir dostum yakındı; &amp;ldquo;Şirkette anlamadığım işleri bana devrediyorlar!&amp;rdquo; diye.
Zaman zaman herkes bu tip durumlarla karşılaşabilir. Benim de başıma geliyor.
Bunun iki çözümü var;
Bu işi pas edecek bir başkasını bulup kendini kurtarmak, Ya da bunu kabul ederek, öğrenmek için bir fırsat olarak görüp üstesinden gelmek. Yapmak istemediğiniz ya da kabiliyetinizin dışında işler mi var?
Bunları &amp;ldquo;öğrenmek&amp;rdquo; için bir fırsat olarak görmeyi hiç denediniz mi?
Siz yukarıdaki çözümlerden hangisini uyguluyorsunuz?</description></item><item><title>1.Redbull Flugtag İstanbul</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-05-26-1redbull-flugtag-istanbul/</link><pubDate>Mon, 26 May 2008 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-05-26-1redbull-flugtag-istanbul/</guid><description>Bir etkinlikteki başarı kriteri, etkinlik alanına olabildiğince çok insan çekmek midir? Amaçlarla doğru orantılıysa, zaman zaman evet. Bilinir bir markanız yoksa ve düşük bütçeyle sıradan bir etkinlik planlıyorsanız elbette bu şekilde yürüyebilir. Peki Red Bull gibi bir marka için çalışıyorsanız ve elinizde Flugtag gibi bir etkinliğiniz varsa? O halde etkinlik alanına olabildiğince çok insan çekmek ister misiniz? Çok fazla anlatmayacağım, zira etkinliğin içeriği herkes tarafından biliniyor. Ben işin eğlence tarafı hakkında birşeyler söylemek istiyorum.</description></item><item><title>Çocuklar ve marka farkındalığı</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-05-20-cocuklar-ve-marka-farkindaligi/</link><pubDate>Tue, 20 May 2008 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-05-20-cocuklar-ve-marka-farkindaligi/</guid><description>19 Mayıs tatilinden istifade etmek amacıyla 3 günlüğüne İstanbul&amp;rsquo;dan uzaklaştım. Bu arada 1.5 ve 8 yaşlarındaki kuzenlerimle biraz vakit geçirebildim ve göreceli de olsa enteresan bir veri elde ettim. Küçük kuzenim Danone ambalajına bakarak dili döndüğünce &amp;ldquo;yoğurt&amp;rdquo; diyordu. Bunun bir tesadüf olduğunu düşündüm, ancak -yine dili döndüğünce- ayakkabısına &amp;ldquo;ayakkabı&amp;rdquo;, converse&amp;rsquo;ine &amp;ldquo;converse&amp;rdquo; dediğini görünce bunun bir tesadüf değil marka farkındalığı olduğunu anladım. 8 yaşındaki büyük kuzenim buzdolabında Redbull görünce heyecanla sloganı söylüyor; &amp;ldquo;Redbull kanatlandırır!</description></item><item><title>İSPARK yalnız para toplar</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-05-14-ispark-yalniz-para-toplar/</link><pubDate>Wed, 14 May 2008 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-05-14-ispark-yalniz-para-toplar/</guid><description>Sevgili hocam Ahmet Durul dün akşam benimle bir ikilemi paylaştı, ben de sizinle paylaşmak istiyorum.
İSPARK, bildiğiniz gibi şehrimizin modern ve yasal otopark mafyası. Bu araç kabul fişi de açık açık yalnızca park eden arabalardan para toplandığının altını çiziyor.
Sloganlarının altını aşağıdaki görselde mavi renkle çizdim. İşi tuhaf hale getiren kısmı ise koyu ve büyük puntolarla, sloganlarından önce yerleştirdikleri uyarı metni. Onu da kırmızı renkle çizdim.
Güvenle park iddiasının yanında araçta bırakılan eşyalardan sorumlu olmayan bir müessese.</description></item><item><title>Teknosa Asist iletişimi ve gerçekler</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-04-27-teknosa-asist-iletisimi-ve-gercekler/</link><pubDate>Sun, 27 Apr 2008 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-04-27-teknosa-asist-iletisimi-ve-gercekler/</guid><description>Şu Teknosa&amp;rsquo;nın yaptığı iletişim beni düşündürdüğü kadar başkalarını da düşündürüyor mudur merak ediyorum?
Teknosa bu reklam filminde de yapmadığı 3 şeyin vaadini vermekten geri durmuyor;
İade, Ürün Değişimi, Garanti Hizmetleri Üretim yapan firmalar için aynı şeyi söylemem pek mümkün değil, ancak hizmet sektöründeyseniz memnuniyet bir vaat değil, bir norm olmalıdır!
Bu reklam televizyonda dönüyorken bakalım Teknosa&amp;rsquo;larda gerçekten neler oluyor;
Memnun kalınmayan ürün değiştirilmiyor Ayıplı ürün geri alınmıyor Profesyonelliğe sığmayacak bir satış yapılıyor Garantisi süren ürün için fiş isteniyor Hizmet verilmiyor Tüketiciye kaba davranılıyor Ya yalan vaatler veriliyor, ya da çalışanlar bilgilendirilmiyor Tüketici mahkemesinin kararları dahi hiçe sayılıyor Gördüğünüz gibi, neresinden tutsanız elinizde kalıyor.</description></item><item><title>Fonksiyonel ürünlerin iletişim eksiği</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-04-05-fonksiyonel-urunlerin-iletisim-eksigi/</link><pubDate>Sat, 05 Apr 2008 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-04-05-fonksiyonel-urunlerin-iletisim-eksigi/</guid><description>Fonksiyonel ürünlerin iletişim eksiği
Doğadan vakası çok konuşuldu, o yüzden ben de aynı şekilde bahsetmeyeceğim, Dimes vakasını hatırlayanlar benzer özellikleri hemen farkedeceklerdir zaten. Ben Doğadan&amp;rsquo;ın olması gerektiği &amp;ldquo;fayda - fonksiyonel ürün&amp;rdquo; niteliğinin neden vurgulanmadığı üzerine bir iki şey söylemek istiyorum.
Dedik ki Doğadan bitki çayı markasıdır&amp;hellip; Bu gayet açık.
Peki, bitki çaylarının faydasını herkes biliyor mu?
Demek istediğim, hangi bitki çayının ne fonsiyonu var? Hangisi, neye iyi geliyor? Bilen var mı?</description></item><item><title>İzmir'de iletişimde sınıfta kaldı</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-04-01-izmirde-iletisimde-sinifta-kaldi/</link><pubDate>Tue, 01 Apr 2008 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-04-01-izmirde-iletisimde-sinifta-kaldi/</guid><description>Expo 2015 nedir?
Kaç kere duydunuz?
Peki bu organizasyon hakkında ne biliyorsunuz?
5 dakikanızı ayırıp webden araştırma yaptınız mı?
Yoksa yalnızca elinize geçen forward maillerden duyduğunuz kadarını mı biliyorsunuz?
Geçtiğimiz aylarda İletişim Bakanlığı kurulsun dediğimde, aslında kastettiğim tam da bu gibi işlerdeki tutarlılıkları takip edip, geleneksel söylemlerin dışında hareket edebilmek, gerektiği gibi kamuoyunu bilgilendirme amaçlı bir organizasyon kurulmasıydı. Yorumcu bir arkadaş bunu bir propoganda mecrası gibi görüp Nazi döneminde uygulanan metotlara benzetti.</description></item><item><title>Şehir efsaneleri yaratmanın formülü</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-03-30-sehir-efsaneleri-yaratmanin-formulu/</link><pubDate>Sun, 30 Mar 2008 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-03-30-sehir-efsaneleri-yaratmanin-formulu/</guid><description>&amp;ldquo;TC Kimlik No.su tek sayıyla bitenler fişleniyor&amp;rdquo; diye bir şehir efsanesi üretildi.
Forward mail almadığım için gözümden kaçırdığım bu mail yakınlarımdan duyduğum kadarıyla epeyce ortalarda dolaşmış. Peki, bu ve benzer (&amp;ldquo;organ mafyası kurbanı olup buz dolu küvetin içinde uyanma&amp;rdquo;, &amp;ldquo;aids&amp;rsquo;liler kulübüne hoşgeldin&amp;rdquo; gibi) hikayelerin bu kadar tutmasının sebebi nedir?
Chip &amp;amp; Dan Heath&amp;rsquo;in &amp;ldquo;Made to Stick&amp;rdquo; kitabında paylaşmak istediğim bir formülasyon var.
Basitlik: TC Kimlik Numaraları. Hepimiz için geçerli olduğu gibi, üzerine düşünmesi de çok kolay.</description></item><item><title>Tam hizmet ajansları</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-03-21-tam-hizmet-ajanslari/</link><pubDate>Fri, 21 Mar 2008 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-03-21-tam-hizmet-ajanslari/</guid><description>Bir telefon geliyor, arkadaşım konuşuyor.
&amp;ldquo;Biz X ajans, sizinle çalışmak istiyoruz&amp;rdquo;.
&amp;ldquo;Biraz daha tanıtır mısınız kendinizi?&amp;rdquo;
&amp;ldquo;Biz tam hizmet ajansıyız, herşeyi yaparız&amp;rdquo;
&amp;ldquo;Nasıl herşeyi?&amp;rdquo;
&amp;ldquo;Herşeyi derken, fotoğraf ta çekeriz, ambalaj da tasarlarız, PR&amp;rsquo;da yaparız, interaktif te&amp;hellip;&amp;rdquo;
&amp;ldquo;Peki, sunumunuzu e-mail olarak gönderin, değerlendirmeye alacağız.&amp;rdquo;
Bu konuşmayı şöyle yorumluyorum; Biz, iş hacmimizi artırmak amacıyla herşeyi yapmaya çalışan, vasat yeteneklere ve iletişimin herhangi spesifik alanlarından birinde uzmanlığı olmayan bir ajansız.
Siz müşteri olsanız, böyle bir taahhütte bulunan ajansı gerçekten değerlendirmeye alır mısınız?</description></item><item><title>10 yıl sonra güldürecek cümleler</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-02-08-10-yil-sonra-guldurecek-cumleler/</link><pubDate>Fri, 08 Feb 2008 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-02-08-10-yil-sonra-guldurecek-cumleler/</guid><description>Yapmak istediğimi bu yazıya kısa bir göz atınca daha iyi anlayacaksınız.
Güncel incileri buldukça ve duydukça paylaşacağım.
Vol.1;
Ben internet ortamının, yeri yurdu belli, etkileşimli web siteleri ve ciddi CRM programlarına dayalı yapılar hariç, rüştünü kazanıp haysiyetli ve itibarlı bir iletişim aracı haline gelene kadar etkisinin fazla ciddiye alınmaması gerektiğini düşünüyorum.
Ali Saydam (Orijinal Metin)</description></item><item><title>Konumlandırma</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2007-11-13-konumlandirma/</link><pubDate>Tue, 13 Nov 2007 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2007-11-13-konumlandirma/</guid><description>Şu sıralar ev-iş arası yolda Al Ries ve Jack Trout&amp;rsquo;un &amp;ldquo;Positioning: The Battle for Your Mind&amp;rdquo; adlı kitabına yeniden göz atıyorum. Elimdeki 1981 baskılı klasiğin üzerinde Jack Trout&amp;rsquo;un da ıslak imzası bulunmakta. Kitapta okuduğum bir cümle, başarıya ulaşan, yerinde sayan ya da başarısızlığa uğrayan vakalardan oluşan &amp;ldquo;Kurumsal kimlik şakaya gelmez&amp;rdquo; ve &amp;ldquo;Dünyaya açılan şemsiye&amp;rdquo; yazılarındaki temel problemi aklıma getirdiği gibi, yapılması gerekeni çok ta güzel özetlemiş; &amp;ldquo;In communication, as in the architecture, less is more.</description></item><item><title>Dünyaya Açılan Şemsiye - Celal Birsen</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2007-11-11-dunyaya-acilan-semsiye-celal-birsen/</link><pubDate>Sun, 11 Nov 2007 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2007-11-11-dunyaya-acilan-semsiye-celal-birsen/</guid><description>Bir plajda güneşten bunaldığımızda altına sığındığımız, yağmurlu bir günde altında oturup çayımızı kahvemizi içtiğimiz, ya da bakkaldan dondurma alırken altında durduğumuz şemsiyelerin hemen hemen hepsinin tek bir üretici tarafından üretildiğini ve markasının Celal Birsen olduğunu kaçınız biliyor? Askerliğim esnasında bir subayın yüksek lisans projesini yaparken öğrendim Celal Birsen ismini. Okuduğum metin, masalsı bir başarının vakasıydı. Yakalanan başarı bende markaya karşı bilinirliğin yanı sıra bir de sempati oluşturdu diyebilirim. Vakayı okuduktan sonraki farkındalıkla altında durduğum, yolda gördüğüm şemsiyelerin markalarına dikkat etmeye başladım.</description></item><item><title>Bayandan satılık...</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2007-10-12-bayandan-satilik/</link><pubDate>Fri, 12 Oct 2007 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2007-10-12-bayandan-satilik/</guid><description>Bu olsa gerek! Sahibinden.com günde binlerce ilanı yayına sokuyor, bir o kadarı da beklemede. Aracınızın gerçekten dikkat çekmesi ve kısa sürede satabilmeniz için farklı bir yol izlemek lazım. Burada, ilan yayına girdikten kısa süre sonra 306.000 gösterime ulaşmış &amp;ldquo;Bayandan satılık&amp;rdquo; misali bir ilan, üzerinde de sıradan bir araba satışında görmeye alışık olmadığımız fotoğraflar. Tabi böyle bir durumda karşılaşacağınız tepkileri ve verdiğiniz ilana gerçekten alıcı gözüyle bakan insanların ciddiyetinizi sorgulaması çok muhtemel yaklaşımlar olacaktır.</description></item><item><title>Residence dediğin...</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2007-10-10-residence-dedigin/</link><pubDate>Wed, 10 Oct 2007 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2007-10-10-residence-dedigin/</guid><description>Dün, gazetelerde yayınlanmış, Türk insanının beklentilerine nazaran fazlaca uçuk (A+) ya da absürd diye tabir edilen konut projelerine göz gezdiriyordum. İçinde binicilik kursu olanı mı dersiniz, evi uzay üssüne benzeteni mi, ya da eski evinizi verin yenisini götürün tarzı uygulama konusunda enteresan fikirleri olanları mı&amp;hellip; Ancak bir tanesi var ki, gözbebeğimiz oldu. Beylikdüzü&amp;rsquo;ndeki Ginza Residence ilanı. Kendi yorumumu katmadan paylaşıyorum. Aslında amacım kimseleri rencide etmek değil ama genede sormak istediğim sorular var; bu nedir?</description></item><item><title>Dizi Pazarlaması</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2007-09-01-rtesi/</link><pubDate>Sat, 01 Sep 2007 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2007-09-01-rtesi/</guid><description>Dizi Pazarlaması Dizilerden açtık konuyu, devam edelim. Belki ekstrem bir örnek olacak, ama hep düşünürüm, bizim dizilerimiz neden 24 gibi, Dirt gibi, Prison Break gibi, Rome gibi, ya da Heroes gibi olamıyor?
Bütçe herkesin aklına gelen birinci sorun. Kısmen haklılar. Belki değerli senaristlerimiz ve yönetmenlerimiz bu denli açgözlü olmasalar, reklam gelirlerini daha büyük yapımlara yatırım aracı olarak kullansalar, yatırımlarını katlasalar bu sorun (Amerikan dizileri kadar kaliteli yapımlara ulaşılamasa bile) kısmen aşılır ve beklentiler bir nebze olsun karşılanır.</description></item><item><title>Mor fikir</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2007-08-16-mor-fikir/</link><pubDate>Thu, 16 Aug 2007 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2007-08-16-mor-fikir/</guid><description>Bir süredir teknoloji alışverişlerimi yapmadan önce piyasa fiyat araştırmasında referans aldığım bir site var: www.teknofiyat.com
Arabirimi son derece kullanışlı olan bu siteyi de askerden döndüğümden beri kullanıyorum. Hatta, yakın zamanda çok ihtiyacım olan bir elektronik ürünü de bu siteden yaptığım araştırmayla, daha önce hiç alışveriş yapmadığım küçük bir firmadan, sitede gösterilen fiyatla da aldım.
teknofiyat.com şimdiden kendi kulvarında en büyük referans noktası. Biraz bakınca tasarımındaki sadelik, kullanımındaki kolaylık ve sonuçların tutarlılığı aklıma google&amp;rsquo;ı getirdi.</description></item><item><title>Pop müzikte pazarlama iletişimi</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2007-07-30-pop-muzikte-pazarlama-iletisimi/</link><pubDate>Mon, 30 Jul 2007 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2007-07-30-pop-muzikte-pazarlama-iletisimi/</guid><description>Geçenlerde TV&amp;rsquo;de, Erol Köse&amp;rsquo;nin &amp;ldquo;Pop müzik pazarlaması&amp;rdquo; hakkındaki demecini Göze&amp;rsquo;yle birlikte izledik. Erol bey, bu piyasada işin gurusu sayılıyor olacak ki, kendisine atfedilen övgülerle dolu dış sesten sonra kendisinden şu sözleri, altı çizili renkli yazılar eşliğinde aldık;
Madde 1: İlk olarak kadını soyuyoruz. Bu iş soyunmadan olmuyor. Kadını soyacağız.
Madde 2: Bir polemiğin ya da kavganın içine sokacağız. Gündemde olan başka bir sanatçıyla kafa kafaya vurduracağız, yok olur mu öyle şey, ayıp falan diyenler olur, onları eninde sonunda yola getirir ikna ederiz.</description></item><item><title>Allah akıl fikir versin...</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2007-07-27-allah-akil-fikir-versin/</link><pubDate>Fri, 27 Jul 2007 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2007-07-27-allah-akil-fikir-versin/</guid><description>Zekiliğin kriteri nedir? Daha komplike matematik işlemleri çözebilmek mi, birden fazla dil konuşmak mı, sanatta yetenek mi, yoksa sosyal nezaket kurallarına aşırı hakimiyet mi?
Bence düşünebilmektir&amp;hellip;
İnsanların yeteneklerinin değiştiğinin taaa lisede farkına varmıştım. Lise yıllarımda aklım başka yerlerdeydi, kimin değildi ki? Dolayısıyla okulda da son derece başarısızdım. Fakat başarılı olan arkadaşlarımla kendimi kıyasladığımda, aslında onlardan fikren daha donanımlı olduğumu gözlemlemiştim. Bu, tam da sistemde bir dengesizliğin olduğunu kavradığım ilk an oldu.</description></item></channel></rss>