<?xml version="1.0" encoding="utf-8" standalone="yes"?><rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"><channel><title>Imaj Yönetimi on Eren Kumcuoğlu — Blog</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/categories/imaj-y%C3%B6netimi/</link><description>Recent content in Imaj Yönetimi on Eren Kumcuoğlu — Blog</description><generator>Hugo</generator><language>tr</language><lastBuildDate>Mon, 06 Oct 2008 00:00:00 +0000</lastBuildDate><atom:link href="https://erenkumcuoglu.com/blog/categories/imaj-y%C3%B6netimi/index.xml" rel="self" type="application/rss+xml"/><item><title>MADO nasıl Lovemark olur?</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-10-06-mado-nasil-lovemark-olur/</link><pubDate>Mon, 06 Oct 2008 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-10-06-mado-nasil-lovemark-olur/</guid><description>Bu haftasonu arkadaşlarımla dolaşırken Maltepe sahilindeki MADO&amp;rsquo;da bir mola verdik. Tercih benim tercihim değildi. MADO. Benim için menüsünde olağandışı hiç bir şey barındırmayan, sıradan dondurmalar, sıradan pastalar, sıradan içeceklerden ibaret bir cafe zinciri&amp;hellip; Arkadaşlarımın hesabını da ödemek için kartımı verdim. Görevli 2 dakika sonra geri gelerek bana sanki bir ikramda bulunacakmış gibi kibar bir üslupla beni kasaya davet etti. Ardından şöyle dedi; &amp;ldquo;Arkadaşlarınızın yanında söylemek istemedim, ancak kartınızın limiti dolmuş, başka kartınız varsa oradan deneyelim?</description></item><item><title>Superfresh - Yemişim Kaloriyi!</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-06-16-superfresh-yemisim-kaloriyi/</link><pubDate>Mon, 16 Jun 2008 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-06-16-superfresh-yemisim-kaloriyi/</guid><description>Siz de rastladınız mı bilmiyorum, ancak beni inanılmaz rahatsız eden bir ilanı paylaşmak istedim. Böyle ilanlar gördüğümde ajansa kızmıyorum, gerçekten! Bunun altına imza atan ürün/marka yöneticisine ya da pazarlama uzmanlarına kızıyorum.
Bugün herkes sağlık sorunları yüzünden kızartmalardan uzak durmaya çalışırken, bir de tam yaz mevsimi, herkesin kilo vermek için çabaladığı dönemlerde &amp;ldquo;yüksek kalori&amp;quot;nin bu şekilde vurgulamanın anlamını çözemedim.
Kendi bindiğimiz dalı baltalamaktan farksız görünüyor.
&amp;ldquo;Yemişim kaloriyi!&amp;rdquo;, &amp;ldquo;Hayata bir kez geliyoruz&amp;rdquo; gibi sıcak bir metinle desteklenmiş.</description></item><item><title>Nike ve saçmalama stratejileri</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-01-25-nike-ve-sacmalama-stratejileri/</link><pubDate>Fri, 25 Jan 2008 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-01-25-nike-ve-sacmalama-stratejileri/</guid><description>Bu, aslında bir firmanın ne denli saçmalayabileceğinin göstergesi. Orijinali &amp;ldquo;Yes to shaking what your mama gave you&amp;rdquo; olan bir sloganı Türkçe&amp;rsquo;ye çevirirken bu denli saçmalanabilir çünkü.
Bu saçmalama kültürü Nike&amp;rsquo;de oldukça popüler olsa gerek, zira kendi logolarını Arap alfabesine göre revize etmişler ve Orta Doğu&amp;rsquo;da kullanmışlardı. Hesap ederek ya da etmeyerek, &amp;ldquo;Allah&amp;rdquo; yazılışına benzer bir logo da tepki toplamış, binlerce ayakkabı toplatılmıştı. İkinci görsel, esprili bir şekilde durumu özetlediğinden konuyu dağıtmamak için fazla bir şey yazmıyorum.</description></item><item><title>Dalya</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2007-11-05-dalya/</link><pubDate>Mon, 05 Nov 2007 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2007-11-05-dalya/</guid><description>Blogumu takip eden tüm arkadaşlar; Blog yazmaya başlayalı aşağı yukarı 4 ay oldu ve bugün itibariyle 100.yazımı yazdım. Uzun zamandır aklımda olan bir kaç şeyi herkesle paylaşmanın vakti geldi diye düşünüyorum; 1-Blogumun tasarımını sade tutmaya özen gösteriyorum. Tasarımı reklamlarla ve benzeri müdahalelerle mümkün olduğu kadar kirletmemeye çalışacağım. Öte yandan, tasarım aracı olarak yalnızca blogger kullanıyorum. Dolayısıyla formata müdahale imkanım sınırlı. İsteğim sayfayı her çözünürlükte standart boyutta gösterebilmek. Bunu zaman içerisinde bir şekilde aşmaya çalışacağım.</description></item><item><title>Gerilla outdoor uygulamaları</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2007-09-27-gerilla-outdoor-uygulamalari/</link><pubDate>Thu, 27 Sep 2007 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2007-09-27-gerilla-outdoor-uygulamalari/</guid><description>Son günlerde paylaşmak istediğim bir kaç güzel outdoor uygulaması gördüm. İlki HP&amp;rsquo;ye ait. Bir çok kullanıcının HP&amp;rsquo;nin üstün baskı kalitesinin farkına varması ve diğerleri ile arasındaki farkı ortaya koyması için bu gerilla uygulamayı yapmışlar. Çok akıllıca, çok dikkat çekici, çok güzel. Buzzy isimli bir araç servisi için yapılan gerilla uygulaması; Aracınızı bu şekilde gördüğünüzde muhtemelen aklınıza gelecek ilk şey &amp;ldquo;Bunu kim tamir edecek?&amp;ldquo;tir diyor Buzzy. Aracın yanına gittiğinizde görüyorsunuz ki aracınızdaki hasar görüntüsü yalnızca bir sticker.</description></item><item><title>Pop müzikte pazarlama iletişimi</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2007-07-30-pop-muzikte-pazarlama-iletisimi/</link><pubDate>Mon, 30 Jul 2007 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2007-07-30-pop-muzikte-pazarlama-iletisimi/</guid><description>Geçenlerde TV&amp;rsquo;de, Erol Köse&amp;rsquo;nin &amp;ldquo;Pop müzik pazarlaması&amp;rdquo; hakkındaki demecini Göze&amp;rsquo;yle birlikte izledik. Erol bey, bu piyasada işin gurusu sayılıyor olacak ki, kendisine atfedilen övgülerle dolu dış sesten sonra kendisinden şu sözleri, altı çizili renkli yazılar eşliğinde aldık;
Madde 1: İlk olarak kadını soyuyoruz. Bu iş soyunmadan olmuyor. Kadını soyacağız.
Madde 2: Bir polemiğin ya da kavganın içine sokacağız. Gündemde olan başka bir sanatçıyla kafa kafaya vurduracağız, yok olur mu öyle şey, ayıp falan diyenler olur, onları eninde sonunda yola getirir ikna ederiz.</description></item><item><title>Allah akıl fikir versin...</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2007-07-27-allah-akil-fikir-versin/</link><pubDate>Fri, 27 Jul 2007 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2007-07-27-allah-akil-fikir-versin/</guid><description>Zekiliğin kriteri nedir? Daha komplike matematik işlemleri çözebilmek mi, birden fazla dil konuşmak mı, sanatta yetenek mi, yoksa sosyal nezaket kurallarına aşırı hakimiyet mi?
Bence düşünebilmektir&amp;hellip;
İnsanların yeteneklerinin değiştiğinin taaa lisede farkına varmıştım. Lise yıllarımda aklım başka yerlerdeydi, kimin değildi ki? Dolayısıyla okulda da son derece başarısızdım. Fakat başarılı olan arkadaşlarımla kendimi kıyasladığımda, aslında onlardan fikren daha donanımlı olduğumu gözlemlemiştim. Bu, tam da sistemde bir dengesizliğin olduğunu kavradığım ilk an oldu.</description></item></channel></rss>