<?xml version="1.0" encoding="utf-8" standalone="yes"?><rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"><channel><title>Interaktif Pazarlama on Eren Kumcuoğlu — Blog</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/categories/interaktif-pazarlama/</link><description>Recent content in Interaktif Pazarlama on Eren Kumcuoğlu — Blog</description><generator>Hugo</generator><language>tr</language><lastBuildDate>Mon, 04 Apr 2011 00:00:00 +0000</lastBuildDate><atom:link href="https://erenkumcuoglu.com/blog/categories/interaktif-pazarlama/index.xml" rel="self" type="application/rss+xml"/><item><title>Yayıncılık vs. dijital yayıncılık / Değişime direnç</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2011-04-04-yayincilik-vs-dijital-yayincilik-degisime-direnc/</link><pubDate>Mon, 04 Apr 2011 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2011-04-04-yayincilik-vs-dijital-yayincilik-degisime-direnc/</guid><description>Dijital yayıncılığın gelişmesiyle birlikte geleneksel yayıncılığın adaptasyon sorunları ve vizyonsuzluğuna değindiğim yazının üzerine tesadüfen bu Cumartesi günü bir köşe yazısına denk geldim.
Konu Tablet PC’ler olunca yayıncı tarafında enteresan bir direnç ortaya çıkıyor. Basılı kitap okuma hissinin eşsiz bir deneyim olduğu duygusal faktörler arasında yer alırken, rasyonel sebepler pek dişe dokunur düzeyde değil. Zira dijital yayıncılık görsel anlamda zengin, yalnız içerik değil arayüz, tasarım ve kurgu uzmanlığı da gerektiriyor. Ayrıca doğa dostu, ekonomik, hızlı, paylaşılabilir ve içerik yönetimi yapılabilir.</description></item><item><title>Yayıncılık vs. dijital yayıncılık / Vizyon sorunları</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2011-01-20-eger-bir-suredir-is-hayatinin-icinde-olup-da-bu-konuda-bir-f/</link><pubDate>Thu, 20 Jan 2011 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2011-01-20-eger-bir-suredir-is-hayatinin-icinde-olup-da-bu-konuda-bir-f/</guid><description>2010 yılının ortasında bir dergi, Tablet PC&amp;rsquo;ler hakkındaki görüşlerimi yansıtmak amacıyla bir röportaj talebinde bulunmuştu.
Tek cümle öne çıkarmak istesem bu, &amp;ldquo;Tablet ürünlerin anlamlı fiyat düzeylerine gelmeden kısa vadede bir fark yaratmayacağını, fakat alım gücü seviyesine gelir gelmez tüketicinin bu teknolojiye hemen adapte olacağını düşünüyorum&amp;rdquo; olurdu.
Piyasadaki çeşitliliğin artmasıyla ve bir sürü Android&amp;rsquo;li cihazın çıkmasıyla birlikte, iyi bir Tablet PC&amp;rsquo;nin fiyatı, 2011 Ocak itibariyle 1500 TL seviyelerine gelmiş durumda.
Bu gelişmeyi görüp vizyonunu buna göre belirleyen bazı şirketlerin, bazı yayınlarının dijital versiyonlarından elde ettikleri gelirin, fiziksel versiyonlarının gelirini geçtiğini söylesem inanır mıydınız?</description></item><item><title>Kaybetme korkusundan kurtulamamak</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2011-01-07-yayinciligin-o-kadar-genc-ki-disleri-dijital-cagla-birlikte-/</link><pubDate>Fri, 07 Jan 2011 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2011-01-07-yayinciligin-o-kadar-genc-ki-disleri-dijital-cagla-birlikte-/</guid><description>Sıcağı sıcağına yazmak istedim…
Bugün, kısa zamanda değişecek endüstri şartlarından ötürü zaman içerisinde ürününü ve hizmetini kaybetme olasılığı olan bir şirket çalışanıyla toplantı yaptım.
Toplantı esnasında soru, iki sefer gündeme geldi.
İlkinde kendisi açık açık, değişecek trendin kendi ürünlerine ve hizmetlerine nasıl bir etki edeceğini &amp;ldquo;bir 10 yıl falan var nasılsa, değil mi?&amp;rdquo; diyerek endişeli bir dilde ifade etti. Sorusuna yuvarlak bir cevap vererek geçiştirdik…
Ancak, bu esnada kendisine, gelecekte şu anki iş kolundan çok daha büyük bir gelir ve gelecek vaat eden bir işbirliği için teklif sunuluyordu, fakat aynı soruyu bir sefer daha duyunca, kendisinin bu fırsatı düşünme aşamasında olmadığı kanıtlandı.</description></item><item><title>Lokasyon bazlı hizmetlerle öne çıkmak</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2010-09-17-lokasyon-bazli-hizmetlerle-one-cikmak/</link><pubDate>Fri, 17 Sep 2010 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2010-09-17-lokasyon-bazli-hizmetlerle-one-cikmak/</guid><description>Lokasyon bazlı hizmetler, yani Foursquare ve Facebook Places gibi uygulamalar son zamanlarda yükselen trend. Foursquare uzun bir süredir yayında olmasına rağmen early adopter’ların hegamonyasından çıkarak yeni popülerlik kazandı ve Facebook Places ise henüz Türkiye’ye gelmeden ciddi bir farkındalık yarattı.
Türkiye’ye gelmesiyle birlikte Smartphone kullanıcısı olan Facebook aboneleri de otomatik olarak lokasyon bazlı hizmet kullanıcıları arasına girecekler ve bu hizmetlerde daha önce olmadığı kadar ciddi bir pazar oluşacak. Büyük markaların bu yeniliği keşfetme süreleri, harekete geçerek bir şeyler yapmaları, ya da pazarlama iletişimi bütçeleri dahilinde mecra olarak değerlendirerek ağırlık vermeleri gibi uzun karar süreçleri, küçük işletmelerin (özellikle hizmetle ilgili olanların) büyükler arasında öne çıkabilmeleri için harika bir fırsat!</description></item><item><title>Dijital düşüne(bile)n pazarlama insanları</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2010-07-21-olmadiklarini-hatirlatmak-sizin-elinizde-dijital-dusunebilen/</link><pubDate>Wed, 21 Jul 2010 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2010-07-21-olmadiklarini-hatirlatmak-sizin-elinizde-dijital-dusunebilen/</guid><description>Geçtiğimiz günlerde iş amacıyla bir konferansa katıldım ve bir çok yeni insanla tanıştım. Konferans katılımcıları arasında Amerikan, İngiliz ve Fransızlar dışında Hint ve Orta Doğulular da mevcuttu. Konferans pazarlama ve iletişime dair pek çok konuyu kapsıyordu, ancak üçüncü gün yalnızca dijital pazarlama’ya ağırlık verildi ve trendler, teoriler, en iyi uygulamalar hep birlikte konuşulup tartışıldı. Konferans esnasında tahmin edebileceğiniz üzere oldukça aktif bir katılımda bulundum ve zaman zaman konuşmacıların sunumlarına müdahale etme ukalalığında bulundum Şaka bir yana, katılımcıların bir çoğu tartışmaların kendileri için oldukça besleyici olduğunu dile getirdi.</description></item><item><title>Web’de Bilgi Yönetimi / Dış Kaynaklı Bilgilerin Optimizasyonu</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2010-03-16-hizmeti-premium-yapip-yapmadigini-incelemek-gerekir-webde-bi/</link><pubDate>Tue, 16 Mar 2010 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2010-03-16-hizmeti-premium-yapip-yapmadigini-incelemek-gerekir-webde-bi/</guid><description>Web’de Bilgi Yönetimi konusunun ilk unsuru olan Dijital Varlık Yönetimi ardından listede bahsettiğim diğer iki öğenin, Arama Motoru Optimizasyonu ve Sosyal Medya Optimizasyonu’ndan bahsedeceğim. Arama motorlarında çıkan sonuçları yarı kontrol edilebilir nitelememizin sebebi olarak, çeşitli SEO (Search Engine Optimization – Arama Motoru Optimizasyonu) teknikleri yardımıyla istediğimiz içeriklerin öne çıkarılması gibi çok basit bir sebebi önerebiliriz. Sosyal medya içerikleri konusunda ise durum değişkenlik gösteriyor. Söz konusu içeriklerin kontrol edilebilir olması için, içerik üreticileriyle karşılıklı bir diyalog</description></item><item><title>Web’de Bilgi Yönetimi / Dijital Varlık Yönetimi</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2010-03-03-yigina-ise-dijital-varlik-diyebiliriz-webde-bilgi-yonetimi-d/</link><pubDate>Wed, 03 Mar 2010 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2010-03-03-yigina-ise-dijital-varlik-diyebiliriz-webde-bilgi-yonetimi-d/</guid><description>Markaların dijital varlıklarının başlaması olarak internet kullanımının evlere girmesiyle sürecini öne sürebiliriz.
Elbette ki vizyoner liderlere sahip markalar, web’in potansiyelinin ve gelecekte getireceklerinin farkına vararak kendi bilgi akışlarını, web’in evlere girmesinden önce planlamış ve oluşturmuşlardır. Günümüze dönecek olursak, vizyoner şirketlerin artık kendi standartlarını oluşturduklarını görebiliriz (örneğin, Apple’ın yeni iş modeli olarak iTunes’u yaratması ve bir pazar yaratarak bundan ciddi gelirler elde etmesi). Dijital Varlık yaratmak, Web 2.0 yok ve herkes yayıncı değilken, kurumların inisiyatifinde, tek taraflı bir iletişim sürdürmek için yapılan bir aktiviteydi.</description></item><item><title>Stratejik iletişim planı vs. Sosyal Medya (eleştiri)</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2010-01-31-geliyor-hepinize-tesekkur-ediyorum-stratejik-iletisim-plani-/</link><pubDate>Sun, 31 Jan 2010 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2010-01-31-geliyor-hepinize-tesekkur-ediyorum-stratejik-iletisim-plani-/</guid><description>Son zamanlarda kavramsal konular üzerinden yazılar yazmaya ve canlı örnekleri eleştirmemeye gayret ediyorum, ancak birbiri ardına gördüğüm online bir çok işin ardından da kendi kendime, işlerin niteliğini değil ama, doğruluklarını sorguluyorum. Malum, sosyal medya yükselen trendimiz. Online iletişimi henüz tam olarak kavrayamamışken, herkesin allı pullu ünvanlarla kendini bir yere konumlandırma çabası içerisine girdiği sosyal medya’da, markalar tam anlamıyla yularlarını, bu konuda bir iddiada bulunan kişilere teslim etmiş ve nereye sürülürlerse o tarafa doğru bilinçsizce koşturmaktalar.</description></item><item><title>Web’de olumsuz içeriğin önüne geçmek</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2010-01-21-yazi-odagindan-cikacak-ve-uzayacak-belki-bir-sonraki-yaziya-/</link><pubDate>Thu, 21 Jan 2010 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2010-01-21-yazi-odagindan-cikacak-ve-uzayacak-belki-bir-sonraki-yaziya-/</guid><description>Deneyimi, Pazarlama İletişimi
Blog yazanlara tavsiye başlıklı yazıma Barış Mert Gezer çok güzel bir yorum yaptı. Onun yorumunun üzerine verdiğim cevabı da ayrı bir yazı olarak yayınlamaya karar verdim. Yorum şöyle başlıyordu; “Belkide işin gereği şirketler açısından düşünüyorsun. Uğradıkları haksızlıkları görüyorsan buna bir tepki de olabilir seninki. Fakat genelde haksızlığa uğrayan tüketici olmuştur. Hem de çok uzun zamandan beri.” Haklı. Ancak, doğruyu bulabilmek için açık fikirli olmak ve bir çok perspektiften bakmak gerekir.</description></item><item><title>Sosyal Medya 101: İtibar Yönetimi</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2010-01-04-bu-sorularin-cevaplari-kafamizda-netlestikten-sonra-oynamaya/</link><pubDate>Mon, 04 Jan 2010 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2010-01-04-bu-sorularin-cevaplari-kafamizda-netlestikten-sonra-oynamaya/</guid><description>Negatif buzz, markaların korkulu rüyası haline geldi. Dijital ajanslar da sosyal medya’yı cash cow olarak gördüklerinden, bu tip yangınlara körükle gidiyorlar.
Elbette, negatif içeriğin yayılması marka için istenmeyen bir durumdur. Kesinlikle görmezden gelinmesi gerek demiyoruz. Yalnızca, daha önce de bahsettiğimiz gibi “her ağlayana emzik verilmemeli”. Bu tip negatif buzz yaratan insanları dinleyin. İyi dinleyin ki, yanlışlarınız varsa düzeltin. Ancak, markanıza haksızlık yapılıyorsa da, bedelini ödetin. İlerleyen günlerde blog yazmak gibi yayıncılıkların çeşidi ve hacmi artacak.</description></item><item><title>User Generated Content ve başarı kriterleri</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-12-09-umarim-sizin-icin-de-faydasi-olmustur-user-generated-content/</link><pubDate>Wed, 09 Dec 2009 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-12-09-umarim-sizin-icin-de-faydasi-olmustur-user-generated-content/</guid><description>User Generated Content özen ister başlıklı yazıma Ufuk Özgül, “kullanıcılardan istenen içerik ne kadar sadeleştirilirse başarı doğru orantılı artıyor” gibi bir yorumda bulundu. User Generated Content işlerinin başarı kriterlerine dair görüşlerimi, geçen yazının konusu olmadığından dolayı ekleme gereği duymamıştım, ancak yorum üzerine bir ekleme yapmak gerektiğini düşünüyorum.
Kriter belirlemek User Generated Content yoluyla yapılan tüm işler, tıpkı diğer işlerde olduğu gibi çeşitli hedeflere bağlı olabilir. Bu, 100.000 tekil katılım gibi bir hedef olabileceği gibi, uzun soluklu bir puzzle’ın parçalarının gün be gün birleştirilerek ortaya belli bir mesajın ya da fikirin çıkartılmasıda olabilir.</description></item><item><title>User Generated Content özen ister</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-12-04-user-generated-content-ozen-ister/</link><pubDate>Fri, 04 Dec 2009 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-12-04-user-generated-content-ozen-ister/</guid><description>Uzun süredir güncel vakalar üzerine değil, kavramsal konular üzerine yazıyordum. Bu sefer biraz değişiklik olsun istedim.
Interaktif projelerin yaratılma süreçlerinde en uzun süren işlemlerden biri şüphesiz içerik yaratma süreci oluyor.
Bunun farkında olan ve interaktif çalışmalar yaratan ajansların bir çoğu, bir süreden beri sırtını user generated content&amp;rsquo;e dayamış durumda.
&amp;ldquo;Bir elin nesi var, iki elin sesi var&amp;rdquo; demiş eskiler. Haklılar da.
Bir ekiple birlikte içerik oluşturmanın çeşit çeşit zorlukları var. Zaman kısıtlaması, operasyonel işlerin ağırlığı, projeye kapılıp fikrin bütününü görememek bunlardan yalnızca bir kaçı.</description></item><item><title>Internet reklamcılığı (şimdilik) kolay meslek</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-09-17-internet-reklamciligi-simdilik-kolay/</link><pubDate>Thu, 17 Sep 2009 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-09-17-internet-reklamciligi-simdilik-kolay/</guid><description>İnternet reklamcılığı kolay meslek haline geldi.
Bunu bu şekilde rahatça söyleyebilmemin sebebi elbette, sitelerin, banner/reklam alanları olarak halen belli başlı görünür kısımlarının kullanılması ve site sahiplerinin, bu alanları medya planlama şirketlerine haraç mezat satılması&amp;hellip;
Zaten internet girişimcisi olmak isteyen kişilerin iş fikirlerine baktığımızda da en büyük eksikliğin &amp;ldquo;gelir modeli yaratmak&amp;rdquo; olduğunu açıkça görebiliyoruz.
Sıfırdan başlayacak girişimcilik fikirlerinin gelir modeli kısırlığı karşısında, büyük çarklara sahip portallar ne kadar esnek olabilir?
İstedikten sonra, yeni yaklaşımlar ve modeller geliştirmek mümkün.</description></item><item><title>Sosyal medya Türk siyaseti'ni etkiler mi?</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-09-11-sosyal-medya-turk-siyasetini-etkiler-mi/</link><pubDate>Fri, 11 Sep 2009 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-09-11-sosyal-medya-turk-siyasetini-etkiler-mi/</guid><description>İstanbul bugünlerde yağmurla boğuşuyor.
Durumun afet haline gelmesinin ardından, bu krizin iletişiminde çözüm olarak, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve çeşitli bakanların televizyonlarda, gerçekten sağlıklı düşünebilen bireyleri zorlayacak demeçler vermeleri ön görülmüş.
Geleneksel iletişim kanallarının kullanılması ve kriz iletişimi ile ilgili bir şeyler söylemek isterdim, fakat bu açıklamaların maksadının farklı olduğunu düşünüyorum. Bu irrasyonel beyanatların, kürt açılımı konusu üzerinden dikkatleri biraz olsun dağıtmak ve gelen şehit haberlerinin yankısını iyice bastırmak amacıyla maksatlı biçimde veriliyor olması muhtemel.</description></item><item><title>Yarın hayatınızda...</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-08-27-yarin-hayatinizda/</link><pubDate>Thu, 27 Aug 2009 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-08-27-yarin-hayatinizda/</guid><description>Uzun zamandır ara vermiş olduğum &amp;ldquo;yarın hayatınızda&amp;rdquo; serisine devam&amp;hellip;
Facebook olmasa&amp;hellip; İlkokul arkadaşlarını birbirleriyle buluşturabilen bu sosyal ağ, bir türlü düzgün gelir modeli oluşturamadığından, hızlı büyümesinin getirdiği maliyetlerden ve kullanıcı deneyimlerini umursamadan sitede yaptığı değişikliklerle ötürü popülaritesini yitirerek kullanıcı kaybetse&amp;hellip; Tüm dünyada milyonlarca kullanıcısının hesap bilgilerini yarın itibariyle sileceğini ve hizmet dışı kalacağını duyursa&amp;hellip;
Fenomen haline gelmiş bu sosyal ağ sitesini özler misiniz? Yoksa umrunuzda olmaz mı?</description></item><item><title>Perakende ile Web'in bütünleşmesi nasıl avantaj olur? / SEO'nun önemi</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-07-15-perakende-ile-webin-butunlesmesi-nasil/</link><pubDate>Wed, 15 Jul 2009 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-07-15-perakende-ile-webin-butunlesmesi-nasil/</guid><description>Web&amp;rsquo;deki gelişmeleri kendilerine bir araç olarak kullanabilecek perakendeciler kazançlı çıkacak cümlesinden yola çıkarak, neler yapılabileceğinden biraz bahsedelim&amp;hellip;
Perakende&amp;rsquo;yi web&amp;rsquo;e entegre etmek neden bu kadar önem kazanacak?
Çünkü mobil ve Augmented Reality teknolojileri, daha önce de bahsettiğimiz gibi, perakendecilik anlayışını daha rekabetçi bir ortama sokacak.
Mobil barkod taraması ya da çeşitli Augmented Reality destekli uygulamalarla elimizde tuttuğumuz telefon ya da benzeri internet bağlantılı cihazlarla satış noktalarında bile ürünler ve/veya hizmetler hakkında anında diğer insanların tecrübelerine erişebileceğiz.</description></item><item><title>İkinci yıl</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-06-30-ikinci-yil/</link><pubDate>Tue, 30 Jun 2009 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-06-30-ikinci-yil/</guid><description>İlk yazımı yazmamın üzerinden yine iki sene geçmiş, iki gün farkla blogumun doğum gününü yine kaçırmışım. Yazılarımı takip edip nitelikli yorumlarıyla yazılarıma değer katan herkese çok teşekkür ediyorum. Siz olmasaydınız 2 sene boyunca monolog yapmak oldukça sıkıcı olurdu! Madem bu yazıyı tamamen bloguma ayırdım, bunu bir fırsata çevirelim&amp;hellip; Eleştirileriniz varsa benimle paylaşabilirsiniz. Hepsini memnuniyetle dinlemeye hazırım&amp;hellip; Nice yaşlara diyelim&amp;hellip;</description></item><item><title>Sorunlu Tüketici 2.0 ve çözümler</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-02-18-sorunlu-tuketici-20-ve-cozumler/</link><pubDate>Wed, 18 Feb 2009 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-02-18-sorunlu-tuketici-20-ve-cozumler/</guid><description>Hepimiz her ürünle ve her hizmetle sorunlar yaşayabiliyor, zaman zaman markalarla karşı karşıya kalabiliyoruz.
Karşılıklı diyaloglarla ya da iyi niyet ile çözülebilecek kadar kolay olmayan durumlarda, taraflardan biri sesini yükseltebiliyor.
Sonra? Sıkıntı&amp;hellip;
Bunu çözmek için şikayet platformları oluşturuldu, ancak aylık fee gelir modeline bağlı olan bu siteler şeffaflıklarından ve tatmin ediciliklerinden oldukça uzaklaşmış durumdalar.
Bugün sikayetvar.com&amp;rsquo;a girdiğiniz herhangi bir şikayetin altına kurumlar standart bir &amp;ldquo;özür yazısı&amp;rdquo; giriyor. Değişen tek şey ad-soyad kısmı.</description></item><item><title>Sen ver, o çıkarır...</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-10-20-sen-ver-o-cikarir/</link><pubDate>Mon, 20 Oct 2008 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-10-20-sen-ver-o-cikarir/</guid><description>Geçtiğimiz bayramda atıştırmak için yolumun üzerinde bulunan, namı bilinen bir büfe&amp;rsquo;ye girdim. Bir sandviç söyledim ve &amp;ldquo;içinde patates olmasın lütfen&amp;rdquo; diye de belirttim. 2 dakika sonra kasadan, servis elemanı ile şefin arasında geçen şu konuşmayı duydum; Servis Elemanı: &amp;ldquo;Usta, bu sandviçte patates olmayacaktı&amp;rdquo; Şef: &amp;ldquo;Sen ver, o çıkarır!&amp;rdquo; Yani, sandviç&amp;rsquo;in nesne yerine gizli özne olduğu, özne yerine geçmesi gereken şahsımın (yani müşteri&amp;rsquo;nin) zamir olduğuna şahit oldum. Özne ürün yerine ben olsaydım, o sandviçe patates konulmazdı.</description></item><item><title>Güç kelimesi; Devrim</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-09-22-guc-kelimesi-devrim/</link><pubDate>Mon, 22 Sep 2008 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-09-22-guc-kelimesi-devrim/</guid><description>Daha önce değişime uyum sağlamak ve Facebook tasarımının değişmesi&amp;rsquo;nden bahsetmiştik. Aslında, değişim diye bahsettiğimiz şey değişimden çok, bir alışkanlığı, bir norm&amp;rsquo;u mecburen (ya da nadiren, isteyerek) terk etmekti&amp;hellip; İnsanların çoğunun &amp;ldquo;Devrim&amp;rdquo; kelimesinden ödü kopar. Çünkü sert bir dönüşümü, keskin bir değişimi simgeler. Belki de bu yüzden ders kitaplarında halen inkılap kelimesi kullanılır. Değişim, bu kavramın en &amp;ldquo;light&amp;rdquo; söylemidir&amp;hellip; Sizi mevcut durumdan şikayet ettiren şey aslında değişim değil, değişimin sizin hayatınızda (bir ürün için kullanımında, ya da hizmet için iletişimde) yaratacağı etkidir.</description></item><item><title>Mitsubishi L200 4x4 Outdoor</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2007-12-05-mitsubishi-l200-4x4-outdoor/</link><pubDate>Wed, 05 Dec 2007 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2007-12-05-mitsubishi-l200-4x4-outdoor/</guid><description>Marketing Türkiye&amp;rsquo;ye habere çıkacak kadar güzel, ya da anlatıldığı gibi bir şeyler ileten bir çalışma mı? Bence hayır.
Bu outdoor uygulama Caddebostan&amp;rsquo;da McDonald&amp;rsquo;s karşısında ikâmet etmekte. Çok iğreti duruyor bence. Beğenen var mı?</description></item><item><title>3 Büyüklerin algılanan değerleri</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2007-11-29-3-buyuklerin-algilanan-degerleri/</link><pubDate>Thu, 29 Nov 2007 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2007-11-29-3-buyuklerin-algilanan-degerleri/</guid><description>Markaların algıları söz konusu olduğunda dengeler, futboldaki dengeler kadar kolay değişmiyor. Fenerbahçe&amp;rsquo;nin iyi gidişatı iki maç sonra bozulsa &amp;ldquo;Ne olacak bu Fener&amp;rsquo;in hali?&amp;rdquo; şeklindeki serzenişlere halen rastlayacağımız gibi, Beşiktaş&amp;rsquo;ın 8 gollük hezimetinden sonra aldığı galibiyetle &amp;ldquo;Destan yazması&amp;quot;da mümkün. Şunu söyleyebiliriz; taraftarı sürekli memnun etmek mümkün değil. Fakat gerçek şu ki, &amp;ldquo;3 Büyükler&amp;rdquo; diye nitelendirdiğimiz (Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş - bu sırayı takip edeceğiz) büyük kulüplerimizin de, tıpkı büyük markalar gibi elde ettikleri bir imajları var, ve yaratılan bu imajlar, taraftarların zihninde kazanma-kaybetme ilişkilerinde olduğu gibi süratle değişmiyorlar.</description></item></channel></rss>