<?xml version="1.0" encoding="utf-8" standalone="yes"?><rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"><channel><title>Kariyer Ve Kültür on Eren Kumcuoğlu — Blog</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/categories/kariyer-ve-k%C3%BClt%C3%BCr/</link><description>Recent content in Kariyer Ve Kültür on Eren Kumcuoğlu — Blog</description><generator>Hugo</generator><language>tr</language><lastBuildDate>Mon, 17 Aug 2026 09:42:43 +0000</lastBuildDate><atom:link href="https://erenkumcuoglu.com/blog/categories/kariyer-ve-k%C3%BClt%C3%BCr/index.xml" rel="self" type="application/rss+xml"/><item><title>Kariyerimi Değiştiren Tek Soru; En Kötü Ne Olabilir?</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/kariyerimi-degistiren-tek-soru-en-kotu-ne-olabilir/</link><pubDate>Mon, 17 Aug 2026 09:42:43 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/kariyerimi-degistiren-tek-soru-en-kotu-ne-olabilir/</guid><description>Bu yazıyı sesimden dinleyebilirsin Geçen hafta yazdığım “Şirketlerde ‘bu olmamış’ diyebilen insan eksikliği” konulu yazıma LinkedIn’de çok güzel bir yorum geldi:
Herkes bağıracak kadar ses yükseltmez tabii sonunda işinden olmak varsa. Nadide ülkemizde en büyük sorun bu. Fikir tartışmayı normalleştiren şirketler hala ne yazık ki azınlıkta.
Nil’e kısmen katılıyorum, bir bedeli var. Fakat farkında olmadığımız bir gerçek var; çoğumuzu susturan o bedelin kendisi değil, onu kafamızda kaç kata katladığımız. Kariyerimin ilk yıllarında ben de bu endişeyle çalıştım… ta ki gün bu endişenin köküne inip kendime tek bir soru sorana kadar;</description></item><item><title>Şirketlerde “bu olmamış” diyebilen insan eksikliği</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/sirketlerde-bu-olmamis-diyebilen-insan-eksikligi/</link><pubDate>Mon, 10 Aug 2026 05:02:15 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/sirketlerde-bu-olmamis-diyebilen-insan-eksikligi/</guid><description>Bu yazıyı sesimden dinleyebilirsin Samsung’da çalıştığım yıllarda, diğer herkesin yanından geçerken yolunu değiştirdiği, pek de sevmediği ama benim nispeten iyi anlaştığım Koreli bir yöneticim vardı. Hani derler ya, deli deliyi görünce sopasını saklar misali. Fikirlerine ve uygulamalarına itiraz ettiğim için kendisiyle zaman zaman sert tartışmalara girerdim. Kendisi sıklıkla bağırıp çağırır, haksız çıktığı tartışmaların hemen akabinde de bir kahve ısmarlayarak her şeyi düzeltebileceğini düşünürdü.
Yine sonunda haklı olduğumu fark ettiği ateşli bir tartışmamızın ardından beni zorla kahveye götürdüğünde dayanamayıp patlamıştım:</description></item></channel></rss>