<?xml version="1.0" encoding="utf-8" standalone="yes"?><rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"><channel><title>Outdoor on Eren Kumcuoğlu — Blog</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/categories/outdoor/</link><description>Recent content in Outdoor on Eren Kumcuoğlu — Blog</description><generator>Hugo</generator><language>tr</language><lastBuildDate>Tue, 02 Sep 2008 00:00:00 +0000</lastBuildDate><atom:link href="https://erenkumcuoglu.com/blog/categories/outdoor/index.xml" rel="self" type="application/rss+xml"/><item><title>Mazeret</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-09-02-mazeret/</link><pubDate>Tue, 02 Sep 2008 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-09-02-mazeret/</guid><description>Hiç sevmem, ancak affınıza sığınarak&amp;hellip;
Cuma&amp;rsquo;dan Salı gününe kadar kafamı toparlamak, tazelenmek ve yeni fikirler üretebilmek için yıllık iznimin bir bölümünü kullandım.
Tatilden önce ve tatil boyunca yaşadığım bazı aksilikler / fiziksel kazalar yetmemiş olacak, hepsinin üzerine bugün de bir motorsiklet kazası geçirdim.
Başıma gelenleri sorgulayan bir zihin, bozuk bir moral, dinlenmekten ziyade yorulmuş bir bünye, irili ufaklı ezikler / morluklar ve dağılmış bir motorsiklet kaldı geriye.
Bunları mazeret göstererek haftasonuna kadar biraz ara vereceğimi bildirmek istedim, hepsi bu.</description></item><item><title>Odaklanın; Kaybettiğiniz zamana...</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-08-25-odaklanin-kaybettiginiz-zamana/</link><pubDate>Mon, 25 Aug 2008 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-08-25-odaklanin-kaybettiginiz-zamana/</guid><description>Bazen Iraz&amp;rsquo;ın da dediği gibi, küçük insanları bırakıp yola devam etmek gerek&amp;hellip; Çoğu zaman da Uğur Abi&amp;rsquo;nin dediği gibi, kazanan olmayı belirleyen şey, koltuk veya ünvan değildir. İş yaşamında telefondaki kaba insana, müdür konumundaki zorbalara karşı kendi doğrularınız için savaştığınızı düşünüyor olabilirsiniz&amp;hellip; İkili ilişkilerinizde karşınızdaki insana onlarca dakika boyunca laf anlatmaya çalışabilirsiniz&amp;hellip; Trafikte asabınızı bozan kimseyle camın ardından avaz avaz birbirinize bağırarak kendinizi haklı çıkarma mücadelesine girebilirsiniz&amp;hellip; Kim kazanır? Ne kazanılır?</description></item><item><title>Güç kelimesi; Bedava</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-08-07-guc-kelimesi-bedava/</link><pubDate>Thu, 07 Aug 2008 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-08-07-guc-kelimesi-bedava/</guid><description>Biliyorum, böyle bir zamanınız yok, ama bir dakikanızı ayırıp arka arkaya bu sözcüğü telaffuz edin ve sizde ne çağrıştırdığını düşünün&amp;hellip;
Bedava&amp;hellip; Bedava&amp;hellip; Bedava.
Genelde şöyle yazılır; Bedava!
Hatta; BEDAVA !
Az önce gözüme çarpan bir banner oldu. Diyor ki; &amp;ldquo;Hediye melodi için dövüş&amp;rdquo;
Şu &amp;ldquo;hediye melodi&amp;rdquo; olayını kavramaya çalışıyorum.
&amp;ldquo;Biz de kontör istiyoruz!&amp;rdquo; gibi korkunç prodüksiyonların medya satın almasına inanılmaz paralar döktüklerine göre bu konuda inanılmaz bir tüketici ilgisi ve rant olduğu aşikar.</description></item><item><title>Efe Rakı Advergame</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2007-12-11-efe-raki-advergame/</link><pubDate>Tue, 11 Dec 2007 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2007-12-11-efe-raki-advergame/</guid><description>Efe Rakı &amp;ldquo;Çal Oynasın&amp;rdquo; isimli bir advergame hazırlamış. Şu anda hatırlayamadığım ancak MSN Messenger pencerelerimden birinin hemen altındaki metne tıklayarak giriş yaptığım sitede ilk dikkati çeken unsur elbette ki +18 uyarısı oluyor. İster klavye aracılığıyla isterse de mikrofon yardımıyla (el çırparak) oynanan oyunun mantığı şöyle, bir dansöz müzik eşliğinde oynamaya başlıyor, bu esnada alttan geçen baloncuklar ekranın alt ortasında bulunan dairenin içine girince space tuşu ile (ya da mikrofon desteğiyle oynanıyorsa el çırparak patlatılıyor) ve bu sayede ritim tutuluyor.</description></item><item><title>Operation Firefox</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2007-10-29-operation-firefox/</link><pubDate>Mon, 29 Oct 2007 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2007-10-29-operation-firefox/</guid><description>Firefox bir gerilla (ambient) uygulama yarışması yapıyor; Operation Firefox. Hemen katılmak istedim ama yalnızca Firefox ofisi olan ülkelerden katılım yapılabiliyormuş. Amaç kabaca, 3.5 feet (yaklaşık 1 metreye denk geliyor) büyüklüğünde bir Firefox sticker&amp;rsquo;ını en verimli yere yerleştirmek, neden (hedefler) nasıl (uygulamanın gerçekleştirilmesi ve kamusal alan kullanıldıysa alınan izinler) ve sonuç (kaç insan gördü, bilinirlik frekansındaki değişim vs.) ilişkisine bağlayarak jüriye görsel ve metinsel kanıt sunarak onları etkilemek. Herşeyden önce (fazla opsiyon bırakmayıp esnek olmasa da) bunun bir gerilla uygulama yarışması olması çok heyecan verici.</description></item><item><title>DHA ve habercilikte etik</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2007-10-22-dha-ve-habercilikte-etik/</link><pubDate>Mon, 22 Oct 2007 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2007-10-22-dha-ve-habercilikte-etik/</guid><description>Hüseyin bu fotoğrafı nerede görmüş bilmiyorum, Hürriyet&amp;rsquo;in ya da iştiraklerinden birinin web sitesinde olabilir. Kendisi bu fotoğrafın alt anlamını gayet güzel açıklamış. Ben başka bir şeyler söylemek istiyorum. Bunun adı nedir? Habercilik mi? Değil. Pazarlama mı? Hiç değil. Terbiyesizlik? Evet, olsa olsa bu olabilir. Şehit edilmiş bir gencin fotoğrafını buluyorsunuz ve üzerini &amp;ldquo;Biz bulduk!&amp;rdquo; dercesine, taze acısına ve anısına saygısızlık ederek logonuzla karalıyorsunuz. Futbol maçlarındaki (hedef kitlenin tahammül sınırına doğru ortantılı olarak) önemli pozisyonlar hariç, haberciliğin neresinde görülmüş bu denli iğrençleşilmek?</description></item><item><title>In-Store</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2007-10-17-in-store/</link><pubDate>Wed, 17 Oct 2007 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2007-10-17-in-store/</guid><description>Bu ara bir hızlı tüketim (gıda) şirketi için gerçekleştirdiğim storecheck&amp;rsquo;ler sırasında dikkatimi çeken bazı supermarket içi uygulamalar ve markalar oldu. İlk olarak Gillette Fusion kiosk&amp;rsquo;uyla başlayalım. P&amp;amp;G&amp;rsquo;nin bu kadar masraf edip böyle bir kiosk hazırlaması beni oldukça şaşırttı. Tasarımı ve yerleşimi çok güzeldi, oldukça fütüristik duruyor, zaten bıçağın da yüksek teknoloji ürünü olduğunu vurgulayıp duruyorlar. İyi görünmesinin yanı sıra, kiosk içerisine bir de LCD TV yerleştirmişler, arka arkaya Gillette Fusion reklamı yayınlayarak hem görsel hem işitsel destek sağlıyor.</description></item><item><title>Kahve Dünyası Outdoor</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2007-10-06-rtesi/</link><pubDate>Sat, 06 Oct 2007 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2007-10-06-rtesi/</guid><description>Kahve Dünyası outdoor Dün Kahve Dünyası&amp;rsquo;nın önünde gördüğüm çok hoş bir outdoor uygulaması.
Aynı fikri bir elektrikli ev ürünleri satan firmada çalışan kuzenim için, ekmek yapma makinasında uygulanmak üzere düşünmüştük. Sadece teoride kalmıştı, Kahve Dünyası benzer bir fikirle bunu gerçekleştirmiş.
O buhardan aynı zamanda kahve kokusu da yayılıyor mu? Kahve Dünyası&amp;rsquo;nın tam önünde durduğundan anlayamadık. Yine de çok hoş, çok güzel bir uygulama, kış günlerinde gerçek anlamını daha iyi bulacaktır diye tahmin ediyorum.</description></item><item><title>Dove: Onslaught</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2007-10-03-dove-onslaught/</link><pubDate>Wed, 03 Oct 2007 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2007-10-03-dove-onslaught/</guid><description>Dove: Evolution kampanyasının reklam filmini hemen hemen herkes görmüştür. Yine en az onun kadar çarpıcı bir başka film çekilmiş; Dove: Onslaught &amp;ldquo;Talk to your daughter before the beauty industry does&amp;rdquo; (Kızınızla konuşun, kozmetik endüstrisi onunla konuşmadan önce). Mesaj açık, yönetmenlik ve fikir ise harika. Onslaught (şiddetle hücum etmek) ise böylesi bir film için mükemmel düşünülmüş bir isim.</description></item><item><title>Erbil Süel yaklaşımı</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2007-09-28-erbil-suel-yaklasimi/</link><pubDate>Fri, 28 Sep 2007 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2007-09-28-erbil-suel-yaklasimi/</guid><description>Iraz geçenlerde blogunda İzmir&amp;rsquo;li yerel bir işletmenin &amp;ldquo;İzmir&amp;rsquo;liliğinden bir şey kaybetmediğini&amp;rdquo; yazmış. Yazının içeriği kadar işletmenin tavrı da hoşuma gittiğinden burada paylaşmak istiyorum; &amp;ldquo;İzmirli bir marka olduğunu bildiğim Erbil Süel, İzmir&amp;rsquo;e has bazı &amp;ldquo;kelime farkları&amp;quot;na fazlasıyla bağlıymış gibi göründü gözüme. Dün Bornova&amp;rsquo;da işten dönerken Erbil Süel&amp;rsquo;in vitrininde gördüğüm bu promosyon yazısına çok güldüm. İzmir&amp;rsquo;e diğer şehirlerden gelip de yerleşenler hemen fark etmiştir, burada bazı evrensel kelimeler kullanılmaz. Simide &amp;ldquo;gevrek&amp;rdquo; denir, sigorta &amp;ldquo;asfalya&amp;quot;dır, çekirdeğe &amp;ldquo;çiğdem&amp;rdquo; derler.</description></item><item><title>Kişiye özel Adidas</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2007-09-26-kisiye-ozel-adidas/</link><pubDate>Wed, 26 Sep 2007 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2007-09-26-kisiye-ozel-adidas/</guid><description>Adidas&amp;rsquo;ın boya kutusu, renkli boyaları ve renk paletiyle &amp;ldquo;custom design&amp;rdquo; ayakkabısı &amp;ldquo;Adicolor&amp;rdquo; oldukça hoş ve ince düşünülmüş bir üründü. Ben Türkiye&amp;rsquo;de rastlamasam da geçen senenin başında internetten gördüğüm fotoğrafları ile ürün aklıma kazındı. Tüketici tek olmak istiyor. Bu ürün de, Adidas&amp;rsquo;ın kişiselleştirilmiş ürünlere yaklaşımını gayet güzel anlatıyor ve Adidas&amp;rsquo;ın bu önemli konuyu ne denli iyi kavradığını açıklıyor. Bu sezon da şöyle bir tasarım yapmış Adidas; Geçen seneki kadar esnek, ince ve detaylı olmasa da, daha pratik ve hızlı.</description></item><item><title>Turizm'de gerilla</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2007-09-16-turizmde-gerilla/</link><pubDate>Sun, 16 Sep 2007 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2007-09-16-turizmde-gerilla/</guid><description>Muhteşem düşünülmüş bir uygulama. Fazla uzatmadan&amp;hellip; &amp;ldquo;Mirage tur, tropik seyahat turlarını yeni ve farklı bir mecra ile tanıtmak istiyor. Bunu yaparken insanların bir an olsun şehir yaşantısının stresinden uzaklaşarak yapacağı bu tatilin nasıl bir hissiyat sağlayacağını empoze etmek istiyor. Çözüm olarak işlek sokaklarda, plazaların önündeki ağaçların aralarına hamaklar kuruluyor. Evine giderken trafiğe takılan, işine giderken günün getireceği sıkıntıları düşünen insanların, tatil planlarına egzotik bir turda onları nelerin beklediğini düşlemeleri hedefleniyor. Sonuç: Turlara ilgide ve broşür talebinde artış, rezervasyon sayılarında dramatik yükseliş.</description></item><item><title>Henkel reklamları üzerine</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2007-09-14-henkel-reklamlari-uzerine/</link><pubDate>Fri, 14 Sep 2007 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2007-09-14-henkel-reklamlari-uzerine/</guid><description>Daha üniversite&amp;rsquo;ye dahi adım atmamışken aklıma düşen kurtlardan biridir. Bunca zamandır aklımı meşgul etse de, halen ekranlarda Henkel&amp;rsquo;in aynı tip reklamlarını görmekteyiz. Bir stereotip olan Henkel reklamları&amp;hellip; Zaten ucuz prodüksiyonlu ve klişeleşmiş reklam anlayışıyla çekilen deterjan reklamlarının geneline şu konsept hakimdir; Türk tipine hiç benzemeyen, tamamen aryan bir hanım çıkar, kıyafetlerinin renklerinin solukluğundan ya da lekelenmesinden şikayet eder, bu arada dudaklarına ve mimiklerine gözümüz takılır, ancak anlamı yoktur söylediklerinin, çünkü farklı bir dilde konuşuyordur.</description></item><item><title>Lovemark olarak Ikea</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2007-09-07-lovemark-olarak-ikea/</link><pubDate>Fri, 07 Sep 2007 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2007-09-07-lovemark-olarak-ikea/</guid><description>Ben büyük bir Ikea hayranıyım.
Sadece tasarımlarının ve işletme fikrinin değil, yönetiminin de.
Benim &amp;ldquo;Lovemark&amp;quot;larımdan biri.
Ikea, yalnızca böyle vakalar olmasın diye kendi yöneticilerini yine kendi yetiştiriyor ve pazarında oldukları ülkelere yolluyor.
Hemen hemen bütün üst düzey yöneticiler İsveçli&amp;rsquo;dir, ya da İsveç&amp;rsquo;te eğitimden geçmiş beyaz yakalılardır.
Satın alma ve tasarım (bu durumda ar-ge) her sofistike şirkette olduğu gibi yalnızca ana vatanları olan İsveç&amp;rsquo;te gerçekleşiyor.
Çünkü onlar, şirketlerinin kıymetini biliyor ve tüketicilerin zihnindeki imajlarını asla riske atmıyor, onlar için ellerinden geleni yapıyorlar.</description></item><item><title>Alternatif mecra -video</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2007-09-05-alternatif-mecra-video/</link><pubDate>Wed, 05 Sep 2007 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2007-09-05-alternatif-mecra-video/</guid><description>Bir önceki Alternatif mecra başlıklı yazımda bahsettiğim video aşağıda&amp;hellip; Video için Zafer&amp;rsquo;e teşekkürler. Alternatif mecra Geçtiğimiz hafta Caddebostan&amp;rsquo;da otururken kalabalığın ilgisinin bir noktaya toplandığını farkettik, dönüp baktığımda sırtlarındaki donanımla hem sesli, hem de tepesindeki LCD ekranla görüntülü reklam mecrası haline gelen bu arkadaşları gördüm. T-Shirt üzerindeki reklamları zaten biliyorduk, alnına yazı yazdıranları, hatta koluna, omzuna ve çeşitli uzuvlarına dövme yaptıranları da gördük, ama bu bambaşka olmuş. Kaplumbağa gibiler, azıcık öne doğru eğildiklerinde LCD&amp;rsquo;ler gözünüzün içine giriyor.</description></item><item><title>Fazla Cesur</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2007-08-25-rtesi/</link><pubDate>Sat, 25 Aug 2007 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2007-08-25-rtesi/</guid><description>Fazla cesur K-fee, kahve ve süt karşımı. Kafeini arttırıldığından, aynı zamanda enerji içeceği, fakat K-fee&amp;rsquo;yi piyasadaki enerji içeceklerinden farklı kılan, sıradan bir enerji içeceğinin içerdiği kalori&amp;rsquo;nin yarısını içeriyor olması. Bir sıra dışı yanı da, marka yüzü olarak kullandığı kişi. Michaela Schaffrath, nam-ı diğer &amp;ldquo;Gina Wild&amp;rdquo;, Almanya&amp;rsquo;nın ünlülerinden birisi. Ancak kendisi, ününü porno filmlerle kazanan, daha sonra porno endüstrisi dışında filmlerde rol alan bir bayan. Porno endüstrisini terk etmesine rağmen aktrislik kariyeri boyunca adı hep çevirdiği &amp;ldquo;öteki&amp;rdquo; filmlerle anıldığından, bu durumla yaşamaktan memnun gibi.</description></item><item><title>Seçim mi hastalık mı?</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2007-08-10-secim-mi-hastalik-mi/</link><pubDate>Fri, 10 Aug 2007 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2007-08-10-secim-mi-hastalik-mi/</guid><description>ATV ana haber&amp;rsquo;de bir altyazı; &amp;ldquo;Avrupa&amp;rsquo;da &amp;lsquo;marka hastalığı&amp;rsquo; 4-5 yaşındaki çocuklarda ortaya çıkmaya başladı. Araştırma sonuçları ve bizim ülkemizdeki durum az sonra&amp;hellip;&amp;rdquo;
Saçma sapan şeyler izlemeye tahammül edemediğimden haberin çıkmasını da bekleyemedim. Üzerine biraz düşündüm de, bu zaten bir şey değil. İstanbul&amp;rsquo;da doğup büyümüş bir birey olarak, çoktandır marka seçiciliğim, ya da &amp;lsquo;marka hastalığı&amp;rsquo;m var. Daha küçücük çocukken American Eagle ayakkabılar (hala da dururlar, fotoğrafını koymak isterdim ama neredeler bilmem), Lee pantolonlar giyer, evdeki CK One parfümü çaktırmadan kullanırdım =)</description></item></channel></rss>