<?xml version="1.0" encoding="utf-8" standalone="yes"?><rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"><channel><title>Proaktif Davranış on Eren Kumcuoğlu — Blog</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/categories/proaktif-davran%C4%B1%C5%9F/</link><description>Recent content in Proaktif Davranış on Eren Kumcuoğlu — Blog</description><generator>Hugo</generator><language>tr</language><lastBuildDate>Thu, 09 Oct 2008 00:00:00 +0000</lastBuildDate><atom:link href="https://erenkumcuoglu.com/blog/categories/proaktif-davran%C4%B1%C5%9F/index.xml" rel="self" type="application/rss+xml"/><item><title>Değişim ve liderlik</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-10-09-degisim-ve-liderlik/</link><pubDate>Thu, 09 Oct 2008 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-10-09-degisim-ve-liderlik/</guid><description>Değişimi bir çok şirket arzular. Eğer ortada çok niş ve doymuş bir pazar, çok spesifik ve ayrıştırıcı bir ürün/hizmet yoksa, teknenizin denizdeki değişim dalgalarına karşı hazır durması gerekir. Özgür MADO nasıl Lovemark olur? yazısının altına yaptığı yorumda demiş ki; &amp;ldquo;markalar bunca büyük yatırımlara rağmen ilk adımı atmak yerine bekle-görgerekiyorsa düzelt* politikası ile hareket ediyor &amp;ldquo;. Değişimi arzulayan şirketleri iki sınıfa ayırabiliriz; 1-Değişimi isteyen, fakat bunun için hiç bir çaba sarfetmeyip herşeyin kendi kendine olmasını bekleyenler.</description></item></channel></rss>