<?xml version="1.0" encoding="utf-8" standalone="yes"?><rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"><channel><title>Sosyal Medya on Eren Kumcuoğlu — Blog</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/categories/sosyal-medya/</link><description>Recent content in Sosyal Medya on Eren Kumcuoğlu — Blog</description><generator>Hugo</generator><language>tr</language><lastBuildDate>Wed, 09 Dec 2009 00:00:00 +0000</lastBuildDate><atom:link href="https://erenkumcuoglu.com/blog/categories/sosyal-medya/index.xml" rel="self" type="application/rss+xml"/><item><title>User Generated Content ve başarı kriterleri</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-12-09-umarim-sizin-icin-de-faydasi-olmustur-user-generated-content/</link><pubDate>Wed, 09 Dec 2009 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-12-09-umarim-sizin-icin-de-faydasi-olmustur-user-generated-content/</guid><description>User Generated Content özen ister başlıklı yazıma Ufuk Özgül, “kullanıcılardan istenen içerik ne kadar sadeleştirilirse başarı doğru orantılı artıyor” gibi bir yorumda bulundu. User Generated Content işlerinin başarı kriterlerine dair görüşlerimi, geçen yazının konusu olmadığından dolayı ekleme gereği duymamıştım, ancak yorum üzerine bir ekleme yapmak gerektiğini düşünüyorum.
Kriter belirlemek User Generated Content yoluyla yapılan tüm işler, tıpkı diğer işlerde olduğu gibi çeşitli hedeflere bağlı olabilir. Bu, 100.000 tekil katılım gibi bir hedef olabileceği gibi, uzun soluklu bir puzzle’ın parçalarının gün be gün birleştirilerek ortaya belli bir mesajın ya da fikirin çıkartılmasıda olabilir.</description></item><item><title>User Generated Content özen ister</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-12-04-user-generated-content-ozen-ister/</link><pubDate>Fri, 04 Dec 2009 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-12-04-user-generated-content-ozen-ister/</guid><description>Uzun süredir güncel vakalar üzerine değil, kavramsal konular üzerine yazıyordum. Bu sefer biraz değişiklik olsun istedim.
Interaktif projelerin yaratılma süreçlerinde en uzun süren işlemlerden biri şüphesiz içerik yaratma süreci oluyor.
Bunun farkında olan ve interaktif çalışmalar yaratan ajansların bir çoğu, bir süreden beri sırtını user generated content&amp;rsquo;e dayamış durumda.
&amp;ldquo;Bir elin nesi var, iki elin sesi var&amp;rdquo; demiş eskiler. Haklılar da.
Bir ekiple birlikte içerik oluşturmanın çeşit çeşit zorlukları var. Zaman kısıtlaması, operasyonel işlerin ağırlığı, projeye kapılıp fikrin bütününü görememek bunlardan yalnızca bir kaçı.</description></item><item><title>Web 3.0 ve Pazarlama / Gelecekte pazarlama</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-11-24-web-30-ve-pazarlama/</link><pubDate>Tue, 24 Nov 2009 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-11-24-web-30-ve-pazarlama/</guid><description>Web 2.0 ile birlikte yapılan duyurum ve aktivitelere anında feedback verilmesi konusu, bugün bile markaların bir çoğu için bir &amp;ldquo;dezavantaj&amp;rdquo;.
Bir çok marka, ürünü ve hizmeti hakkında yalnızca olumlu geri bildirimleri web&amp;rsquo;de görmek istiyor. Olumsuz geri bildirimler, yapılan hataların düzeltilmesi ve gelişim için bir fırsat olarak değil, yalnızca sorun kaynağı olarak görülüyor.
Sosyal Medya&amp;rsquo;nın başlattığı kitleden markaya enformasyon akışı sürecinden, Web 2.0 ve Web 3.0 ile birlikte ivme kazanacak ve herkesin birer yayıncı olabileceğinden bahsetmiştik.</description></item><item><title>Markalar ve Tüketici 2.0 / Her ağlayana emzik vermeli mi?</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-09-01-markalar-ve-tuketici-20-her-aglayana-emzik-vermeli-mi/</link><pubDate>Tue, 01 Sep 2009 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-09-01-markalar-ve-tuketici-20-her-aglayana-emzik-vermeli-mi/</guid><description>Ufuk, &amp;ldquo;bilinçsiz tüketiciler sosyal medya&amp;rsquo;da&amp;rdquo; adında bir yazı yazdı.
Kendisiyle bir süredir sorun yaşayan ve sorun yaratan tüketicilerin web&amp;rsquo;de ne kadar ileri gidebileceği konusunda tartışıyoruz. Buna naçizane dair çözümlerimi &amp;ldquo;Sorunlu Tüketici 2.0 ve çözümler&amp;rdquo; adlı bir yazıda dile getirmiştim.
Ben, Ufuk&amp;rsquo;la yaptığımız tartışmalardan yola çıkarak, onun görüşlerine göre bu konuda biraz daha katı olduğumu düşünüyorum.
Çünkü bir pazarlama insanı olarak klavyenin başına oturanların, haklı da olsalar artık zıvanadan çıktığını düşünmeye başladım.</description></item><item><title>Şirketler için (İK temelli) itibar yönetimi 2.0</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-08-13-sirketler-icin-ik-temelli-itibar-yonetimi-20/</link><pubDate>Thu, 13 Aug 2009 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-08-13-sirketler-icin-ik-temelli-itibar-yonetimi-20/</guid><description>Profesyonel kimliği web&amp;rsquo;de öne çıkarmanın sakıncalarından ve zaman içerisinde kişisel marka&amp;rsquo;ya nasıl zarar verebileceğinden bahsetmiştik.
Bu sefer de profesyonel kimliği web&amp;rsquo;de ön plana çıkarmanın şirkete nasıl zarar verdiğinden bahsedelim.
İçinde bulunduğumuz ve Sosyal Medya kullanımının early majority seviyesine girmeye başladığı bugünlerde, gazetelerin İK eklerinde blog yazmanın kariyer basamağını daha kolay ve erken tırmanmak için bir yol olduğunun altı çiziliyor.
Bu da yeni mezunların değil ama, hali hazırda bir şirkette çalışan insanların kendilerini bir şekilde gösterme çabası haline gelebiliyor.</description></item><item><title>Ünlüler için Sosyal Medya Cangılı</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-07-29-unluler-icin-sosyal-medya-cangili/</link><pubDate>Wed, 29 Jul 2009 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-07-29-unluler-icin-sosyal-medya-cangili/</guid><description>Sevgili Toygarcan, kanına kim girdi bilmiyorum; belki cin fikirli menajerin, belki komşunun üniversite&amp;rsquo;ye giden fazla zeki çocuğu, belki bir hayranın ya da belki de hiçbiri değil, içgüdüsel bir şekilde kendi tercihin… Netice itibariyle, &amp;ldquo;sosyal medya&amp;rdquo; denen cangıla girmiş bulunuyorsun…
Sosyal Medya&amp;rsquo;yı neden cangıl diye nitelendirdiğimi bilmek ister misin?
Anlatayım.
Bu &amp;ldquo;balta girmemiş&amp;rdquo; rafine ortamdan kafanı içeriye uzattığın anda ilk önce sesler duymaya başlarsın.
Sen daha bilgisayarının başında güleryüzle, yaşamının içinden kareleri, senin gibi fakat ünlü olmayan insanlarla paylaşmanın heyecanını yaşarken bir anda kavga, gürültü, kıyamet kopabilir.</description></item><item><title>Web 2.0 ve online toplulukların satın alma kararları üzerindeki etkisinin yönetilmesi</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-07-22-web-20-ve-online-topluluklarin-satin-alma/</link><pubDate>Wed, 22 Jul 2009 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-07-22-web-20-ve-online-topluluklarin-satin-alma/</guid><description>Web teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte perakende önündeki en büyük engellerden biri de, zayıf satış sonrası hizmetlerin (ya da benzer sorunların) namının web&amp;rsquo;de yolunu alıp yürümesi oldu. Aslında bu, her sektör için geçerli bir olgu.
Perakende ve teknoloji ürünleri üzerinde bu kadar durmamın sebebi olarak ise, hata toleranslarının çok düşük olmasından ötürü kısa vadede en büyük zararı görmesi muhtemel sektörler olmalarını gösterebilirim.
Hata toleransı düşük olunca, örneğin, bir elektronik ürünü;
Vaat edilen performans beklentilerini (son derece göreceli olan tüketici değerlendirmelerine göre) karşılayamazsa, Çeşitli teknik sorunlar yaşatırsa, Satış sonrası hizmetlerde sorun çözümü geliştiremez, çözümcü olmaktan kaçınır ya da, Herhangi bir sebepten ötürü beklentileri karşılayamazsa, kendisi hakkındaki olumsuz tecrübe&amp;rsquo;ye, ürünle doğrudan ilgili ya da ürünün bulunduğu kategorilere ait forum, blog, alışveriş siteleri gibi etkileşimin bol olduğu alanlarda negatif geri bildirimler olarak erişebilir.</description></item><item><title>Aramadığını bulmak</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-06-26-aramadigini-bulmak/</link><pubDate>Fri, 26 Jun 2009 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-06-26-aramadigini-bulmak/</guid><description>Perakende&amp;rsquo;de Dell&amp;rsquo;in uyguladığı metodun nasıl uyarlanabileceğinden bahsettik.
Bir de tüketici perspektifinden bakalım; aklınızda yeni bir bilgisayar ya da teknoloji ürünü satın alma fikri olmamasına rağmen, bir &amp;ldquo;fırsat&amp;rdquo; opsiyonu anlık satın alma itkisi yaratabiliyor.
Bu anlık satın alma itkisi, Dell&amp;rsquo;in Twitter&amp;rsquo;da yakaladığı büyümenin bir başka sebebi olarak gösterilebilir. Peki, hepsi bu mu?
Elbette değil.
Eski de olsa, 2002 yılında yapılmış bir online satın alma davranışı araştırması, anlık satın alma davranışı gösteren web kullanıcılarının satın aldıkları ürünlere %75 gibi bir oranda kategori sayfalarından ulaştıklarını göstermekte.</description></item><item><title>Sosyal Medya faaliyetlerinin ölçümlenmesi</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-06-15-sosyal-medya-faaliyetlerinin-olcumlenmesi/</link><pubDate>Mon, 15 Jun 2009 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-06-15-sosyal-medya-faaliyetlerinin-olcumlenmesi/</guid><description>Dell, microblogging için geliştirdiği iş modeliyle 2007 Haziran&amp;rsquo;ından bugüne kadar yalnızca Twitter üzerinden 3 milyon dolar gelir elde ettiğini açıkladı.
Dell bu başarısıyla yalnızca stoklarını eritip satışlarını artırmakla kalmadı, pazarlama dünyasına Sosyal Medya&amp;rsquo;da geliştirilebilecek iş modelleriyle nasıl değer kazandıran faaliyetler yapılacağı konusunda da ilham vermiş oldu.
Bugüne kadar yapılan Sosyal Medya kampanyalarının rüştünü ıspatlayamamasının en büyük sebebi, yatırım geri dönüşünün (ROI-Return of Investment) tam anlamıyla hesaplanamaması olmuştu.
Marka değeri gibi soyut kavramların ölçümlemelerinden bile kesin sonuçlar alınamazken, işin içine online mecraların girmesiyle karmaşa arttı.</description></item><item><title>Önce başkaları denesin...</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-06-09-once-baskalari-denesin/</link><pubDate>Tue, 09 Jun 2009 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-06-09-once-baskalari-denesin/</guid><description>Bu lafı çok sık duyuyorum; &amp;ldquo;bekleyelim, önce başkaları yapsın, biz daha sonra yaparız&amp;rdquo;.
Bu kadar çok ilk olmayı isteyen insana rağmen, bu söz halen ağızlarda pelesenk&amp;hellip;
Yeni bir teknolojiye, yeni bir mecraya, yeni bir yaklaşıma ihtiyatla yaklaşılır.
Sonra, sihirli söz söylenir; &amp;ldquo;önce başka markalar denesin de, biz de vakti gelince yaparız&amp;hellip;&amp;rdquo;
Anlamını hiç düşündünüz mü? Ben, mağlubiyeti baştan kabul eden bu söylemi şöyle yorumluyorum;
&amp;ldquo;Biz, yeni bir teknoloji ya da yeni bir yaklaşımla anılacak bir marka değiliz.</description></item><item><title>Geleneksel Medya'dan Sosyal Medya'ya geçiş / Sosyal Medya nasıl fark yaratır?</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-05-29-geleneksel-medyadan-sosyal-medyaya/</link><pubDate>Fri, 29 May 2009 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-05-29-geleneksel-medyadan-sosyal-medyaya/</guid><description>Bilgiye erişim metotları, artık değişti.
Real Time Web hakkında konuşmaya başladığımız ve öngörülerde bulunduğumuz bugünlerde, bilgi akışının yavaş yavaş sosyal ağlara ve daha büyük bir hızla kitlesellikten bireyselliğe geçişini, geleneksel metotların etkinliğini ve ulaşım gücünü yitirdiğini gözlemleyebiliyoruz.
Sosyal Medya, insanların kendi haber alma kaynaklarını kendilerinin belirleyeceği bir yola daha şimdiden girdi bile.
Sosyal Medya&amp;rsquo;yı tanımlarken bir çok nitelikten bahsediyoruz.
Sıkça kullandığımız iki nitelik var; biri &amp;ldquo;tarafsız&amp;rdquo;, diğeri &amp;ldquo;güvenilir&amp;rdquo;.
Sosyal Medya nasıl fark yaratır?</description></item><item><title>Anlaşılamayan Sosyal Medya</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-05-22-anlasilamayan-sosyal-medya/</link><pubDate>Fri, 22 May 2009 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-05-22-anlasilamayan-sosyal-medya/</guid><description>Bir seferinde &amp;ldquo;Hergün bir sürü insan internet&amp;rsquo;te markanıza tecavüz ediyor!&amp;rdquo; diye bir söylem duymuştum.
Sosyal Medya&amp;rsquo;yı tanımlamak için kullanılan bu tabiri, o zaman çok garip bulmuştum.
Kimisi bu tutumları tecavüz olarak adlandırsalar da, vizyon sahibi kimselerin bunu bir fırsat kapısı olarak görmeleri lazım.
İletişim profesyonelleri Sosyal Medya&amp;rsquo;yı, tüketicileri alınlarının orta yerlerinden vurabilecekleri bir keskin nişancı tüfeği olarak kullanabilecekleri gibi, ırzlarına geçen bir sapkın olarak da görebilir ve ondan sakınmak, bilgi çağının krizlerinin önüne geçmek için onu hijyenik tutmak gibi ulvi bir misyon da edinebilirler.</description></item><item><title>Sosyal Medya'da olumsuz içerik yönetimi</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-05-15-sosyal-medyada-olumsuz-icerik-yonetimi/</link><pubDate>Fri, 15 May 2009 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-05-15-sosyal-medyada-olumsuz-icerik-yonetimi/</guid><description>Sosyal Medya dediğimiz yer nedir? Şikayet duvarı mıdır?
Bence değildir ve olmamalıdır.
Yoksa ciddiyetini kaybeder, bir çok marka sosyal medya&amp;rsquo;yı &amp;ldquo;cehennem&amp;rdquo; olarak görür, -yanlış bir karar alarak- uzak durur.
2.0 üzerine beyin fırtınası başlığı altına yorum yapan Oğuz Serdar, &amp;ldquo;3.parti marka değerlendirme / şikayet siteleri nasıl alt edilebilir?&amp;rdquo; diye sormuş.
Bu sorunun ipuçlarını Sorunlu Tüketici 2.0&amp;rsquo;da vermiştim, ancak daha açık cevabımı farklı bir yerde, Begüm Kaya&amp;rsquo;nın yazısı altında verdim;</description></item><item><title>Sosyal Medya'da 'kötü' ile mücadele</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-05-07-sosyal-medyada-kotu-ile-mucadele/</link><pubDate>Thu, 07 May 2009 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-05-07-sosyal-medyada-kotu-ile-mucadele/</guid><description>2.0 üzerine beyin fırtınası&amp;rsquo;na FriendFeed&amp;rsquo;de bir çok nitelikli yorum geldi. Bu kadar yorumla birlikte konu bir çok yöne gitti. Hemen hepsi önemli konular ve üzerine ayrı ayrı düşünmek, tartışmak gerekiyor&amp;hellip;
Konular arasında toplumsal psikoloji&amp;rsquo;nin sosyal medya&amp;rsquo;ya yansıması, sosyal medya&amp;rsquo;da kişilerarası iletişim ve sınırları, markaların olumsuz sosyal medya içeriğine karşı geliştirebileceği yaklaşımlar, ilk nesil marka şikayet sitelerinin ve popüler sosyal medya katılımcılarının şikayet toplama tekelini kıracak alternatif metotlar, web 2.0&amp;rsquo;ın etik kodlarının oluşturulması gibi derin derin konuşulabilecek başlıklar mevcut.</description></item><item><title>2.0 üzerine beyin fırtınası</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-04-22-20-uzerine-beyin-firtinasi/</link><pubDate>Wed, 22 Apr 2009 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-04-22-20-uzerine-beyin-firtinasi/</guid><description>Dün Uğur Özmen&amp;rsquo;le yaptığımız bir konuşmadan alıntıdır&amp;hellip;
İtibara zarar verecek suçlamaların, isimsiz karalama maillerinin şikayetlerin, üretilen negatif içeriklerin şirketler nezdinde yarattığı dinamikler üzerine kısa ama, uzunca yorumlanabilecek bir söz.
Bu konuya sizden gelecek yorumlar doğrultusunda devam edeceğim (ya da etmeyeceğim)&amp;hellip;
Ne dersiniz, kötü&amp;rsquo;ye karşı mücadele gerçekten de finans/insan kaynaklarının harcanmasına sebep oluyor mu?</description></item><item><title>Profesyonel kimlik ve Sosyal Medya / Önde mi olmalı? Geride mi durmalı?</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-03-05-profesyonel-kimlik-ve-sosyal-medya/</link><pubDate>Thu, 05 Mar 2009 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-03-05-profesyonel-kimlik-ve-sosyal-medya/</guid><description>Blog yazmaya karar verdiğim gün, sınırlarımı belirlerken karar verdiğim şeylerden birisi de profesyonel kimliğimi ön planda tutup tutmayacağım oldu.
Çok uzun süre düşünmeden kararımı verdim. Tecrübelerimden olmasa da, yaptığım işlerden bağımsız bir üslup kullanacaktım&amp;hellip;
Profesyonel kimliğin sosyal medya&amp;rsquo;da önde olmasının bazı avantajları olabileceği gibi, sakıncaları da olduğunu düşünüyorum.
Kişisel görüşüm, profesyonel kimliğin orta vadede kendi itibarınıza zarar vereceği yönünde.
Çok havalı bir şirkette, çok yüksek bir makamda, ya da çok farklı bir işte çalışıyor olsanız dahi, profesyonel kimliğinizi öne çıkarmak, hem çalıştığınız şirket, hem de sizin için bir takım sakıncalı durumlar doğurabilir.</description></item><item><title>Markalar ve 'insana yakın durmak' (vaka)</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-02-24-markalar-ve-insana-yakin-durmak-vaka/</link><pubDate>Tue, 24 Feb 2009 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-02-24-markalar-ve-insana-yakin-durmak-vaka/</guid><description>Markalar ve &amp;ldquo;insana yakın durmak&amp;rdquo; üzerine, e-tohum gibi ortamlarda bir çok arkadaşımızla çok keyifli tartışmalar gerçekleştirdik.
&amp;ldquo;Bu esnekliğe verebileceğin bir örnek var mı?&amp;rdquo; diye soranlar oldu.
Hiç hoşlanmasam da kendimden bir örnek paylaşmak istiyorum (yüz yüze konuştuğumuz arkadaşlara belki ikinci baskı olacak, affola).
Ofisteyim. Santral, hatta, özel durumda olduğunu bildiren bir tüketici olduğunu ve ilgilenip ilgilenemeyeceğimi soruyor. Telefonu kabul ediyorum ve konuşmaya başlıyorum.
Telefondaki ses öğretmen olduğunu, tayininin Hakkari&amp;rsquo;ye çıktığını söylüyor.</description></item><item><title>Türk siyaseti Sosyal Medya'yı neden kullanamaz? (ekleme)</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-02-16-turk-siyaseti-sosyal-medyayi-neden/</link><pubDate>Mon, 16 Feb 2009 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-02-16-turk-siyaseti-sosyal-medyayi-neden/</guid><description>Obama&amp;rsquo;nın zaferinden sonra özellikle siyasal iletişim&amp;rsquo;de sosyal medya&amp;rsquo;nın kullanımı gündemimizin baş köşesine oturdu.
Geleneksel PR ajanslarının bu konuyla ilgili uzun brainstorming seansları düzenlediğini, kelli felli insanların sosyal medya&amp;rsquo;yı nasıl yönetebiliriz (!) diye haftanın belirli günlerinde özel toplantılar düzenlediklerini duyabiliyoruz.
Siyasal iletişim&amp;rsquo;de sosyal medya kampanyası yürütmek Türkiye için (şu an) bir ütopya. Neden olmayacağını 2 tane ana nedenin altında uzunca inceleyebiliriz…
Birinci sebep, siyasi sistemimizin ve siyaset anlayışımızın müsait olmayışı, İkinci sebep ise web&amp;rsquo;i kullanma şeklimiz.</description></item><item><title>Sosyal Paylaşım Ortamları'nda muhalif insan davranışı</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-02-06-sosyal-paylasim-ortamlarinda-muhalif/</link><pubDate>Fri, 06 Feb 2009 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-02-06-sosyal-paylasim-ortamlarinda-muhalif/</guid><description>Bunlar enteresan insanlardır.
Kimi bir dayanağı dahi olmadan muhalefet yapar, kimi siyasi görüşü üzerinden, kimisi de yalnızca öğreten adam - uyandıran ağabey olmak istediğinden…
Bu kişiler web’deki gelişmelere paralel olarak önce kendilerini IRC ortamlarında göstermeye başladılar. Malum, o dönemde web’de yalnızca tek taraflı bilgi alabiliyorduk ve sosyalleşmek IRC ortamına ve Mailing List’lere mahsustu. Mailing List’ler nispeten daha steril ortamlar olduklarından, bu insanların yükünü IRC çekiyordu…
Bu kişiler, IM dönemi gelip anlık sohbetler daha fazla kişiselleşince kısa bir süre duygusal buhranlar yaşadı.</description></item><item><title>Markalar ve 'insana yakın durmak'</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-01-30-markalar-ve-insana-yakin-durmak/</link><pubDate>Fri, 30 Jan 2009 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-01-30-markalar-ve-insana-yakin-durmak/</guid><description>Dell&amp;rsquo;in 2007 yılında &amp;ldquo;Communities &amp;amp; Conversation&amp;rdquo; adlı bir departman kurduğunu biliyor musunuz?
Uzun uzun ne yaptıklarını anlatmaya gerek yok. Kısaca, sosyal medya ve sosyal ağları takip ederek Dell&amp;rsquo;i online ortamda yaşayan bir marka haline getirmek, bu esnada memnuniyetsiz ya da Dell&amp;rsquo;e zarar verecek yorumlarla karşılaşırlarsa onları olabildiğince modere etmek, müşterileri ve potansiyel müşterilerin memnuniyetini sağlayıp daha samimi bir diyalog kurmak&amp;hellip;
Dell bir dev. Bireyselliğin ve diyaloğun önemine varmış, inisiyatif almaktan çekinmeyen, yenilikçi&amp;hellip;</description></item><item><title>2008 benim için...</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-12-30-2008-benim-icin/</link><pubDate>Tue, 30 Dec 2008 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-12-30-2008-benim-icin/</guid><description>Keyifli bir yıldı. Umarım sizin için de öyle olmuştur.
Bu sene, hayatımda değiştirmek istediğim bir çok şeyi değiştirme fırsatı yakaladığım, olumsuzluklardan ders aldığım, yeni uğraşlar edindiğim ve yeni heyecanlar yaşadığım bir sene oldu.
Yine bu sene içerisinde, tanışmaya bir türlü fırsat bulamadığım, merak ettiğim bir çok yeni yüzle tanışma fırsatı da yakaladım.
Hakkında yazılacak, anlatılacak ve övgüler söylenecek çok kişi var. Zaten düşüncelerimi yüzlerine karşı dile getirdiğimden, tek tek teşekkür etmek yerine hepsine toplu teşekkür ediyorum&amp;hellip;</description></item></channel></rss>