<?xml version="1.0" encoding="utf-8" standalone="yes"?><rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"><channel><title>Starbucks on Eren Kumcuoğlu — Blog</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/categories/starbucks/</link><description>Recent content in Starbucks on Eren Kumcuoğlu — Blog</description><generator>Hugo</generator><language>tr</language><lastBuildDate>Thu, 14 Aug 2008 00:00:00 +0000</lastBuildDate><atom:link href="https://erenkumcuoglu.com/blog/categories/starbucks/index.xml" rel="self" type="application/rss+xml"/><item><title>Tüketici olduğumuzu unutmak</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-08-14-tuketici-oldugumuzu-unutmak/</link><pubDate>Thu, 14 Aug 2008 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-08-14-tuketici-oldugumuzu-unutmak/</guid><description>Evin bir işini halletmek için bir dükkana giriyorum, ürünlere bakıyor, kararımı veriyor ve satışı yapan arkadaşla eve gelinip ölçü alınacak tarih hakkında karara varmaya çalışıyorum. &amp;ldquo;Yarın saat 9 olabilir&amp;rdquo; diyor, &amp;ldquo;çünkü yarın Fatih Belediyesi&amp;rsquo;ne çok yüklü miktarda bir siparişimizi teslim edeceğiz&amp;hellip;&amp;rdquo; &amp;ldquo;Vay canına! Demek Fatih Belediyesi&amp;rsquo;yle çalışıyorsunuz&amp;hellip; Çok etkilendim!&amp;rdquo; demem gerekiyordu sanırım. Pazarlama iletişimcileri de benzer endorsement&amp;rsquo;ları kullanırlar, kimi zaman etkilemek, kimi zaman inandırıcı olmak için&amp;hellip; &amp;ldquo;X kurumunun tercih ettiği marka&amp;rdquo;, ya da &amp;ldquo;X&amp;rsquo;lerin tercihi&amp;rdquo; gibi.</description></item><item><title>Kriz iletişimini makyajsız yapmak</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-05-27-kriz-iletisimini-makyajsiz-yapmak/</link><pubDate>Tue, 27 May 2008 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-05-27-kriz-iletisimini-makyajsiz-yapmak/</guid><description>Her ünlü adının karıştığı skandallardan sonra basın toplantısı düzenler ve bunlara makyajsız, hatta kimi zaman dini motiflerle bezeli aksesuarlarla (kolye-muskabilezik vb.) çıkar.
Bu haftasonu TV&amp;rsquo;deki magazin programlarından birinde Demet Akalın&amp;rsquo;ın konserlerinden birinde bir gaf yaptığını öğrendim.
O da (olumsuz durum yaşayan her ünlü gibi) basın toplantısı düzenledi ve bu basın toplantısına makyajsız çıktı.
Yetmiyor, zorla yaptırıldığı her halinden belli olan yalapşap özür dilemeden sonra bir de konser vaadinde bulunuyor. Çok güldüm doğrusu&amp;hellip;</description></item><item><title>Tıkırdatanlar ve Dinleyenler</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2007-11-16-tikirdatanlar-ve-dinleyenler/</link><pubDate>Fri, 16 Nov 2007 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2007-11-16-tikirdatanlar-ve-dinleyenler/</guid><description>Elizabeth Newton 1990 yılında basit bir &amp;ldquo;role-play&amp;rdquo; üzerine yaptığı çalışmayla Stanford Üniversitesi&amp;rsquo;nden doktora ünvanı almış. Çalışmada insanlar &amp;ldquo;Tıkırdatanlar&amp;rdquo; ve &amp;ldquo;Dinleyenler&amp;rdquo; olarak iki gruba ayrılmış. Tıkırdatanlara en iyi bilinen şarkılardan bir liste sunulmuş (Mutlu yıllar sana vb.) ve bu şarkılardan birini seçerek parmaklarıyla ritim tutmalarını, dinleyenlere şarkıyı tahmin ettirmeleri istenmiş. Bu deney boyunca 120 şarkı parmakla çalınmış, dinleyenler şarkıların yalnız %2.5&amp;rsquo;ini bilmiş; 120 taneden 3&amp;rsquo;ünü. Peki bu deneyde doktora aldıracak kadar önemli olan neydi?</description></item></channel></rss>