<?xml version="1.0" encoding="utf-8" standalone="yes"?><rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"><channel><title>Tarih on Eren Kumcuoğlu — Blog</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/categories/tarih/</link><description>Recent content in Tarih on Eren Kumcuoğlu — Blog</description><generator>Hugo</generator><language>tr</language><lastBuildDate>Sun, 01 Jul 2007 00:00:00 +0000</lastBuildDate><atom:link href="https://erenkumcuoglu.com/blog/categories/tarih/index.xml" rel="self" type="application/rss+xml"/><item><title>Mirasımızı iyi pazarlayamıyoruz...</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2007-07-01-mirasimizi-iyi-pazarlayamiyoruz/</link><pubDate>Sun, 01 Jul 2007 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2007-07-01-mirasimizi-iyi-pazarlayamiyoruz/</guid><description>Ön Not: Kendi blog&amp;rsquo;uma yazdığım bir yazıyı hiç değiştirmeden burada da yayınlamak istiyorum. Tesadüf olacak; aynı yazıyı geçen sene 1 Temmuz&amp;rsquo;da yayınlamışım. Tam 1 sene arayla, aynı yazı, yeniden&amp;hellip;
Bugün ilk kez Dolmabahçe Sarayı&amp;rsquo;na gittim. Çok büyük beklentilerle gitmemiştim zaten ama, yine de gezdiğim yerlerden etkilenmediğimi söylemeliyim.
Beni bu yazıyı yazmaya iten şey ise kendi çektiğim fotoğraflara tekrar bakmam oldu. Özellikle Atatürk ile ilgili yerlerde çektiğim fotoğraflara bakınca, orada bizzat bulunurken yaşadıklarımdan daha farklı hisler yaşadım.</description></item></channel></rss>