<?xml version="1.0" encoding="utf-8" standalone="yes"?><rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"><channel><title>Tasarım on Eren Kumcuoğlu — Blog</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/categories/tasar%C4%B1m/</link><description>Recent content in Tasarım on Eren Kumcuoğlu — Blog</description><generator>Hugo</generator><language>tr</language><lastBuildDate>Thu, 24 Dec 2009 00:00:00 +0000</lastBuildDate><atom:link href="https://erenkumcuoglu.com/blog/categories/tasar%C4%B1m/index.xml" rel="self" type="application/rss+xml"/><item><title>Marka Konferansı 2009 izlenimlerim</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-12-24-icin-superdir-o-yuzden-soyle-soylemek-istiyorum-2010-hepimiz/</link><pubDate>Thu, 24 Dec 2009 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-12-24-icin-superdir-o-yuzden-soyle-soylemek-istiyorum-2010-hepimiz/</guid><description>Bu sene Çırağan Kempinski&amp;rsquo;de düzenlenen Marka Konferansı 2009&amp;rsquo;a Efes Pilsen&amp;rsquo;in davetlisi olarak katıldım.
Hesapta yokken güzel de bir sürpriz oldu, kahvaltı ederken Bigumigu&amp;rsquo;dan Yalçın Pembecioğlu ile karşılaştık ve konferans boyunca birbirimize eşlik ettik.
Keyifli sohbeti ve arkadaşlığı için kendisine bir kez de buradan teşekkür ederim.
İşimdeki yoğunluk dolayısıyla yalnızca ilk gününe katılabildiğim konferans hakkındaki izlenimlerimi yakın çevremle paylaştığım gibi sizinle de paylaşmak istiyorum. Uzun uzadıya yazmak niyetinde değilim, kısa kısa bullet point&amp;rsquo;ler halinde aktarmaya çalışacağım&amp;hellip;</description></item><item><title>'Müşteriler' / Tüketiciyi tanımama</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-11-28-musteriler-tuketiciyi-tanimama/</link><pubDate>Fri, 28 Nov 2008 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-11-28-musteriler-tuketiciyi-tanimama/</guid><description>Kurumsal şirketlerdeki egosu yüksek insanlardan bahsettik. Egolara yenik düşülmesi yalnızca şirket içerisinde çatışmalara ve heba edilen iletişim yatırımlarına değil, en çok konuştuğunuz insanların, tüketicilerin seslerini duymamaya, şirketin kafasını kuma gömerek duvarların dışındaki dünyayı hiçe saymaya, zamanla ve netice olarak ta finansal bir sarsılmaya kadar gider.
Şirketlerde bir ekip değişimi yaşanınca, eski ekibin yerine gelen yeni ekip, ilk günlerini bir öncekilerin yaptığı işleri çöpe atmak ya da en iyi ihtimalle nezaketen onları şöyle bir incelemekle geçirir.</description></item><item><title>Ne kadar basit... / Bir Lovemark vakası</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-05-08-ne-kadar-basit/</link><pubDate>Thu, 08 May 2008 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-05-08-ne-kadar-basit/</guid><description>O kadar iyi.
Geçtiğimiz günlerde rastladığım çok güzel bir çalışma;
Üzerine ekleyeceğim tek şey, Leonardo DaVinci&amp;rsquo;nin bir sözü olacak;
&amp;ldquo;Simplicity is the ultimate sophistication&amp;rdquo;
Bir Lovemark vakası TV&amp;rsquo;de bir programda İzmir tanıtılıyor. Eskiden beri işletilen bir cafe tanıtılırken, oranın müdavimlerinden olan tekerlekli sandalyedeki bir teyze, bir anısını anlatıyor;
&amp;ldquo;Bana bir gün &amp;lsquo;buyrun gelin kahvemizi için&amp;rsquo; dediler, ben de &amp;lsquo;gelemem, oraya çıkmak için rampa yok&amp;rsquo; diyorum. 1 hafta sonra evime haber yollanıyor, &amp;lsquo;sizin için rampa yapıldı&amp;rsquo; diye.</description></item><item><title>Küçük detaylar...</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2007-08-05-kucuk-detaylar/</link><pubDate>Sun, 05 Aug 2007 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2007-08-05-kucuk-detaylar/</guid><description>Evleri güzelleştiren iki unsur olduğuna inanırım.
Birincisi, azlık. &amp;ldquo;Less is more&amp;rdquo; diye boşuna dememişler.
İkincisi, içinde kullanılan küçük, kimselerin alırken uyumunu, tarzını, kalitesini ya da fiyatını umursamayacağı aksesuarlar. Duvar saati, çöp kutusu, raf, bardak altlıkları, hatta bazı mobilyalar&amp;hellip;
Fotoğraf çerçevelerine ilgim farklı tasarımları keşfettikçe başladı ve eBay&amp;rsquo;de dolaşırken çok çekici tasarımları olan bir markaya rastladık.
Umbra 75 ülkede faaliyet gösteren, Amerika menşeili, ev aksesuarları üreten bir firma. Hikayemiz aynı, 2 girişimci kafadar insanların her gün gördüğü ürünleri geleneksellikten uzaklaştırarak yeniden tasarlıyor, farklılaşma büyümeyi getiriyor.</description></item><item><title>The Simpsons Movie</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2007-08-04-rtesi/</link><pubDate>Sat, 04 Aug 2007 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2007-08-04-rtesi/</guid><description>The Simpsons Movie Aslında Simpson&amp;rsquo;ların hayranı değilim. Ama CNBC-E&amp;rsquo;de rastladığımda da kaçırmam.
Eh, bu kıtlıkta da gidilesi daha iyi bir film olmadığından vizyona girdiği hafta deneyelim dedik, ancak bulunduğumuz yere en yakın sinemada altyazılı gösterim olmayınca vazgeçtik. Günler geçti, yine aklıma Simpson&amp;rsquo;lar geldi. Elime gazeteyi alıp bir baktım ki altyazılı gösterimin yalnızca tek sinemada olduğunu gördüm.
Ne büyük saçmalıktır ki, İstanbul&amp;rsquo;da Kanyon haricinde başka sinemalarda altyazılı gösterimi yok. The Simpsons&amp;rsquo;ı sıradan bir &amp;ldquo;çizgi film&amp;rdquo; olarak konumlandırıp (ya da algılayıp), hedef kitleyi 6-15 yaş çocuk grubu olarak belirleyerek hemen her sinemada Türkçe dublajlı yayınlamak nasıl bir mantıktır ben anlayamadım.</description></item></channel></rss>