<?xml version="1.0" encoding="utf-8" standalone="yes"?><rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"><channel><title>Tv on Eren Kumcuoğlu — Blog</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/categories/tv/</link><description>Recent content in Tv on Eren Kumcuoğlu — Blog</description><generator>Hugo</generator><language>tr</language><lastBuildDate>Wed, 20 Feb 2008 00:00:00 +0000</lastBuildDate><atom:link href="https://erenkumcuoglu.com/blog/categories/tv/index.xml" rel="self" type="application/rss+xml"/><item><title>CNBC-e ve Marketing Myopia</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-02-20-cnbc-e-ve-marketing-myopia/</link><pubDate>Wed, 20 Feb 2008 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-02-20-cnbc-e-ve-marketing-myopia/</guid><description>Pek çok pazarlama profesyoneli, kolay olanı göremez.
Demek istediğim, pazarlamacılar, üzerinde çalıştıkları bir kampanya mekaniğinde, bir ürün/hizmet/kurum için iletişim stratejisi oluştururken ya da konumlandırma çalışmaları yaparken verilecek mesajları en &amp;ldquo;basit&amp;rdquo;, en &amp;ldquo;yalın&amp;rdquo; haline getirmeyi bir türlü beceremez.
Bunun nedeni işin içerisinde fazlaca bulunmak ve &amp;ldquo;beynin kirlenmesi&amp;rdquo; de olabilir, ürünün/hizmetin birden çok faydası olması ve hepsini aynı anda vurgulamak istemesi olabilir, ya da en kötü olasılıkla &amp;ldquo;pazarlama miyopluğu&amp;rdquo; olabilir.
CNBC-e deyince benim aklıma;</description></item><item><title>Yarın hayatınızda...</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-01-31-yarin-hayatinizda/</link><pubDate>Thu, 31 Jan 2008 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-01-31-yarin-hayatinizda/</guid><description>CNBC-e olmasa&amp;hellip;
Kanal bütün faaliyetlerine kalıcı olarak son verse, ekonomi servisini, orijinal dilinde yayınladığı dizilerini ve Avrupa sineması filmlerini izleyemeyecek olsanız&amp;hellip;
Muadili olmayan bu kanalı özler misiniz?
Yoksa umrunuzda olmaz mı?</description></item><item><title>Tıkırdatanlar ve Dinleyenler</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2007-11-16-tikirdatanlar-ve-dinleyenler/</link><pubDate>Fri, 16 Nov 2007 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2007-11-16-tikirdatanlar-ve-dinleyenler/</guid><description>Elizabeth Newton 1990 yılında basit bir &amp;ldquo;role-play&amp;rdquo; üzerine yaptığı çalışmayla Stanford Üniversitesi&amp;rsquo;nden doktora ünvanı almış. Çalışmada insanlar &amp;ldquo;Tıkırdatanlar&amp;rdquo; ve &amp;ldquo;Dinleyenler&amp;rdquo; olarak iki gruba ayrılmış. Tıkırdatanlara en iyi bilinen şarkılardan bir liste sunulmuş (Mutlu yıllar sana vb.) ve bu şarkılardan birini seçerek parmaklarıyla ritim tutmalarını, dinleyenlere şarkıyı tahmin ettirmeleri istenmiş. Bu deney boyunca 120 şarkı parmakla çalınmış, dinleyenler şarkıların yalnız %2.5&amp;rsquo;ini bilmiş; 120 taneden 3&amp;rsquo;ünü. Peki bu deneyde doktora aldıracak kadar önemli olan neydi?</description></item><item><title>Allah akıl fikir versin...</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2007-07-27-allah-akil-fikir-versin/</link><pubDate>Fri, 27 Jul 2007 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2007-07-27-allah-akil-fikir-versin/</guid><description>Zekiliğin kriteri nedir? Daha komplike matematik işlemleri çözebilmek mi, birden fazla dil konuşmak mı, sanatta yetenek mi, yoksa sosyal nezaket kurallarına aşırı hakimiyet mi?
Bence düşünebilmektir&amp;hellip;
İnsanların yeteneklerinin değiştiğinin taaa lisede farkına varmıştım. Lise yıllarımda aklım başka yerlerdeydi, kimin değildi ki? Dolayısıyla okulda da son derece başarısızdım. Fakat başarılı olan arkadaşlarımla kendimi kıyasladığımda, aslında onlardan fikren daha donanımlı olduğumu gözlemlemiştim. Bu, tam da sistemde bir dengesizliğin olduğunu kavradığım ilk an oldu.</description></item></channel></rss>