<?xml version="1.0" encoding="utf-8" standalone="yes"?><rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"><channel><title>Web 2.0 on Eren Kumcuoğlu — Blog</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/categories/web-2.0/</link><description>Recent content in Web 2.0 on Eren Kumcuoğlu — Blog</description><generator>Hugo</generator><language>tr</language><lastBuildDate>Mon, 23 Aug 2010 00:00:00 +0000</lastBuildDate><atom:link href="https://erenkumcuoglu.com/blog/categories/web-2.0/index.xml" rel="self" type="application/rss+xml"/><item><title>Sosyalleşiyoruz da, iyi mi ediyoruz? – Lokasyon bazlı hizmetler</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2010-08-23-onemlisi-de-seni-cesitli-yemler-kullanarak-ofkeye-ve-saldiri/</link><pubDate>Mon, 23 Aug 2010 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2010-08-23-onemlisi-de-seni-cesitli-yemler-kullanarak-ofkeye-ve-saldiri/</guid><description>IM’inizde kaç kişi ekli? Twitter’da kaç tane takipçiniz var? Flickr üzerinde kaç tane fotoğrafınız bulunuyor? Friendfeed’de kendinizle ilgili ne kadar şey paylaşıyorsunuz? Facebook’taki arkadaşlarınızdan kaçını gerçekten tanıyorsunuz? LinkedIn’de her arkadaşınız olduğunu iddia eden kişiyi ekliyor musunuz? Foursquare’de bir bağımlı gibi her gittiğiniz yeri an be an check-in yapıyor musunuz? Eskiden, yani IRC kullandığımız dönemde herkes nickname’lerle gezinir, gerçek kimliğini deşifre etmemeye özen gösterirdi. Web 2.0 ve sosyal ağlar (çeşitli alt sebeplerle birlikte) bu olguyu tersine çevirdi.</description></item><item><title>Sosyal Medya’yı iletişimcilerden temizlemek isteyenlere…</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2010-04-20-ha-bu-arada-bu-yorumda-bulunan-arkadasin-tam-ismine-friendfe/</link><pubDate>Tue, 20 Apr 2010 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2010-04-20-ha-bu-arada-bu-yorumda-bulunan-arkadasin-tam-ismine-friendfe/</guid><description>“Sosyal medyanın bir pazarlama mecrası olarak lanse edilmesi ve bu şekilde kullanılması beni rahatsız ediyor açıkçası.” gibi bir cümleye rastladım geçtiğimiz günlerde. Bu da bana zamanında söylenen; “TV’lere reklam vermek gereksiz bir masraf”, ya da “Gazetelerde reklam görmek beni rahatsız ediyor”, hatta, “Outdoor reklam görüntü kirliliğinden başka bir şey değil” benzeri söylemleri hatırlattı. Sanki geçen yüzyılda yaşayıp, telefon, demiryolu, faks gibi icatların üzerine yapılan talihsiz yorumlar gibi… Kulağa çok da farklı gelmiyor, değil mi?</description></item><item><title>Web’de Bilgi Yönetimi / Dış Kaynaklı Bilgilerin Optimizasyonu</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2010-03-16-hizmeti-premium-yapip-yapmadigini-incelemek-gerekir-webde-bi/</link><pubDate>Tue, 16 Mar 2010 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2010-03-16-hizmeti-premium-yapip-yapmadigini-incelemek-gerekir-webde-bi/</guid><description>Web’de Bilgi Yönetimi konusunun ilk unsuru olan Dijital Varlık Yönetimi ardından listede bahsettiğim diğer iki öğenin, Arama Motoru Optimizasyonu ve Sosyal Medya Optimizasyonu’ndan bahsedeceğim. Arama motorlarında çıkan sonuçları yarı kontrol edilebilir nitelememizin sebebi olarak, çeşitli SEO (Search Engine Optimization – Arama Motoru Optimizasyonu) teknikleri yardımıyla istediğimiz içeriklerin öne çıkarılması gibi çok basit bir sebebi önerebiliriz. Sosyal medya içerikleri konusunda ise durum değişkenlik gösteriyor. Söz konusu içeriklerin kontrol edilebilir olması için, içerik üreticileriyle karşılıklı bir diyalog</description></item><item><title>Web’de Bilgi Yönetimi / Dijital Varlık Yönetimi</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2010-03-03-yigina-ise-dijital-varlik-diyebiliriz-webde-bilgi-yonetimi-d/</link><pubDate>Wed, 03 Mar 2010 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2010-03-03-yigina-ise-dijital-varlik-diyebiliriz-webde-bilgi-yonetimi-d/</guid><description>Markaların dijital varlıklarının başlaması olarak internet kullanımının evlere girmesiyle sürecini öne sürebiliriz.
Elbette ki vizyoner liderlere sahip markalar, web’in potansiyelinin ve gelecekte getireceklerinin farkına vararak kendi bilgi akışlarını, web’in evlere girmesinden önce planlamış ve oluşturmuşlardır. Günümüze dönecek olursak, vizyoner şirketlerin artık kendi standartlarını oluşturduklarını görebiliriz (örneğin, Apple’ın yeni iş modeli olarak iTunes’u yaratması ve bir pazar yaratarak bundan ciddi gelirler elde etmesi). Dijital Varlık yaratmak, Web 2.0 yok ve herkes yayıncı değilken, kurumların inisiyatifinde, tek taraflı bir iletişim sürdürmek için yapılan bir aktiviteydi.</description></item><item><title>Stratejik iletişim planı vs. Sosyal Medya (eleştiri)</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2010-01-31-geliyor-hepinize-tesekkur-ediyorum-stratejik-iletisim-plani-/</link><pubDate>Sun, 31 Jan 2010 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2010-01-31-geliyor-hepinize-tesekkur-ediyorum-stratejik-iletisim-plani-/</guid><description>Son zamanlarda kavramsal konular üzerinden yazılar yazmaya ve canlı örnekleri eleştirmemeye gayret ediyorum, ancak birbiri ardına gördüğüm online bir çok işin ardından da kendi kendime, işlerin niteliğini değil ama, doğruluklarını sorguluyorum. Malum, sosyal medya yükselen trendimiz. Online iletişimi henüz tam olarak kavrayamamışken, herkesin allı pullu ünvanlarla kendini bir yere konumlandırma çabası içerisine girdiği sosyal medya’da, markalar tam anlamıyla yularlarını, bu konuda bir iddiada bulunan kişilere teslim etmiş ve nereye sürülürlerse o tarafa doğru bilinçsizce koşturmaktalar.</description></item><item><title>Sosyal Medya 101: Blog yazanlara tavsiye</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2010-01-11-onemli-olan-onlari-terbiye-etmek-ve-ardindan-kralmis-gibi-hi/</link><pubDate>Mon, 11 Jan 2010 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2010-01-11-onemli-olan-onlari-terbiye-etmek-ve-ardindan-kralmis-gibi-hi/</guid><description>Bu defa tersine gidelim, hep markalara tavsiyelerde bulunduk, biraz da yazanlara ve işi ciddiye alanlara seslenelim. “Sosyal Medya’yı anlamadılar…” diye markalara verip veriştiriyorsunuz da, siz ne anladınız? Ya da şöyle sorayım; “Sizin sosyal medya anlayışınız nedir?” Bir tarafa bakıldığında canı yandığı için, haklı olsun olmasın, markalara acımasızca saldıran bir güruh, bir tarafta al gülüm ver gülüm ilişkileri, bir tarafta ise markalardan sponsorluk ya da bedelsiz ürün sağlamak için çeşitli numaralar yaratıldığını görüyoruz.</description></item><item><title>Sosyal Medya 101: İtibar Yönetimi</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2010-01-04-bu-sorularin-cevaplari-kafamizda-netlestikten-sonra-oynamaya/</link><pubDate>Mon, 04 Jan 2010 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2010-01-04-bu-sorularin-cevaplari-kafamizda-netlestikten-sonra-oynamaya/</guid><description>Negatif buzz, markaların korkulu rüyası haline geldi. Dijital ajanslar da sosyal medya’yı cash cow olarak gördüklerinden, bu tip yangınlara körükle gidiyorlar.
Elbette, negatif içeriğin yayılması marka için istenmeyen bir durumdur. Kesinlikle görmezden gelinmesi gerek demiyoruz. Yalnızca, daha önce de bahsettiğimiz gibi “her ağlayana emzik verilmemeli”. Bu tip negatif buzz yaratan insanları dinleyin. İyi dinleyin ki, yanlışlarınız varsa düzeltin. Ancak, markanıza haksızlık yapılıyorsa da, bedelini ödetin. İlerleyen günlerde blog yazmak gibi yayıncılıkların çeşidi ve hacmi artacak.</description></item><item><title>Şirketler için (İK temelli) itibar yönetimi 2.0</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-08-13-sirketler-icin-ik-temelli-itibar-yonetimi-20/</link><pubDate>Thu, 13 Aug 2009 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-08-13-sirketler-icin-ik-temelli-itibar-yonetimi-20/</guid><description>Profesyonel kimliği web&amp;rsquo;de öne çıkarmanın sakıncalarından ve zaman içerisinde kişisel marka&amp;rsquo;ya nasıl zarar verebileceğinden bahsetmiştik.
Bu sefer de profesyonel kimliği web&amp;rsquo;de ön plana çıkarmanın şirkete nasıl zarar verdiğinden bahsedelim.
İçinde bulunduğumuz ve Sosyal Medya kullanımının early majority seviyesine girmeye başladığı bugünlerde, gazetelerin İK eklerinde blog yazmanın kariyer basamağını daha kolay ve erken tırmanmak için bir yol olduğunun altı çiziliyor.
Bu da yeni mezunların değil ama, hali hazırda bir şirkette çalışan insanların kendilerini bir şekilde gösterme çabası haline gelebiliyor.</description></item><item><title>Ünlüler için Sosyal Medya Cangılı</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-07-29-unluler-icin-sosyal-medya-cangili/</link><pubDate>Wed, 29 Jul 2009 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-07-29-unluler-icin-sosyal-medya-cangili/</guid><description>Sevgili Toygarcan, kanına kim girdi bilmiyorum; belki cin fikirli menajerin, belki komşunun üniversite&amp;rsquo;ye giden fazla zeki çocuğu, belki bir hayranın ya da belki de hiçbiri değil, içgüdüsel bir şekilde kendi tercihin… Netice itibariyle, &amp;ldquo;sosyal medya&amp;rdquo; denen cangıla girmiş bulunuyorsun…
Sosyal Medya&amp;rsquo;yı neden cangıl diye nitelendirdiğimi bilmek ister misin?
Anlatayım.
Bu &amp;ldquo;balta girmemiş&amp;rdquo; rafine ortamdan kafanı içeriye uzattığın anda ilk önce sesler duymaya başlarsın.
Sen daha bilgisayarının başında güleryüzle, yaşamının içinden kareleri, senin gibi fakat ünlü olmayan insanlarla paylaşmanın heyecanını yaşarken bir anda kavga, gürültü, kıyamet kopabilir.</description></item><item><title>Web 2.0 ve online toplulukların satın alma kararları üzerindeki etkisinin yönetilmesi</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-07-22-web-20-ve-online-topluluklarin-satin-alma/</link><pubDate>Wed, 22 Jul 2009 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-07-22-web-20-ve-online-topluluklarin-satin-alma/</guid><description>Web teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte perakende önündeki en büyük engellerden biri de, zayıf satış sonrası hizmetlerin (ya da benzer sorunların) namının web&amp;rsquo;de yolunu alıp yürümesi oldu. Aslında bu, her sektör için geçerli bir olgu.
Perakende ve teknoloji ürünleri üzerinde bu kadar durmamın sebebi olarak ise, hata toleranslarının çok düşük olmasından ötürü kısa vadede en büyük zararı görmesi muhtemel sektörler olmalarını gösterebilirim.
Hata toleransı düşük olunca, örneğin, bir elektronik ürünü;
Vaat edilen performans beklentilerini (son derece göreceli olan tüketici değerlendirmelerine göre) karşılayamazsa, Çeşitli teknik sorunlar yaşatırsa, Satış sonrası hizmetlerde sorun çözümü geliştiremez, çözümcü olmaktan kaçınır ya da, Herhangi bir sebepten ötürü beklentileri karşılayamazsa, kendisi hakkındaki olumsuz tecrübe&amp;rsquo;ye, ürünle doğrudan ilgili ya da ürünün bulunduğu kategorilere ait forum, blog, alışveriş siteleri gibi etkileşimin bol olduğu alanlarda negatif geri bildirimler olarak erişebilir.</description></item><item><title>İkinci yıl</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-06-30-ikinci-yil/</link><pubDate>Tue, 30 Jun 2009 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-06-30-ikinci-yil/</guid><description>İlk yazımı yazmamın üzerinden yine iki sene geçmiş, iki gün farkla blogumun doğum gününü yine kaçırmışım. Yazılarımı takip edip nitelikli yorumlarıyla yazılarıma değer katan herkese çok teşekkür ediyorum. Siz olmasaydınız 2 sene boyunca monolog yapmak oldukça sıkıcı olurdu! Madem bu yazıyı tamamen bloguma ayırdım, bunu bir fırsata çevirelim&amp;hellip; Eleştirileriniz varsa benimle paylaşabilirsiniz. Hepsini memnuniyetle dinlemeye hazırım&amp;hellip; Nice yaşlara diyelim&amp;hellip;</description></item><item><title>Perakendeciler Web 2.0'ı keşfetmeli</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-06-22-perakendeciler-web-20i-kesfetmeli/</link><pubDate>Mon, 22 Jun 2009 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-06-22-perakendeciler-web-20i-kesfetmeli/</guid><description>Bir perakende şirketi düşünün. Örneğin, KVK, ya da Teknosa&amp;hellip;
Bu şirket, elindeki stok fazlasını eritmek, likiditesini artırmak ve kısa süreli satış artırıcı kampanyalar düzenlemek istiyor.
Bu amaçla broşür, mağaza içi görsel malzemeler, mağaza içi raf düzenlemeleri, çalışanlara bilgilendirme kitapçıkları ya da kısa eğitimler, kısacası BTL (çizgi altı) iletişim araçlarını kullanıyor.
Zaman zaman daha da öteye gidip, dergilere ilanlar, outdoor bilgilendirme, SMS kampanyaları yapıyorlar.
Web&amp;rsquo;e dair kullanılan yegane şey, spam mantığında, veride hiç bir ayrıştırma yapılmadan atılan tüm database&amp;rsquo;e atılan e-newsletter&amp;rsquo;lar oluyor.</description></item><item><title>Sosyal Medya faaliyetlerinin ölçümlenmesi</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-06-15-sosyal-medya-faaliyetlerinin-olcumlenmesi/</link><pubDate>Mon, 15 Jun 2009 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-06-15-sosyal-medya-faaliyetlerinin-olcumlenmesi/</guid><description>Dell, microblogging için geliştirdiği iş modeliyle 2007 Haziran&amp;rsquo;ından bugüne kadar yalnızca Twitter üzerinden 3 milyon dolar gelir elde ettiğini açıkladı.
Dell bu başarısıyla yalnızca stoklarını eritip satışlarını artırmakla kalmadı, pazarlama dünyasına Sosyal Medya&amp;rsquo;da geliştirilebilecek iş modelleriyle nasıl değer kazandıran faaliyetler yapılacağı konusunda da ilham vermiş oldu.
Bugüne kadar yapılan Sosyal Medya kampanyalarının rüştünü ıspatlayamamasının en büyük sebebi, yatırım geri dönüşünün (ROI-Return of Investment) tam anlamıyla hesaplanamaması olmuştu.
Marka değeri gibi soyut kavramların ölçümlemelerinden bile kesin sonuçlar alınamazken, işin içine online mecraların girmesiyle karmaşa arttı.</description></item><item><title>Anlaşılamayan Sosyal Medya</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-05-22-anlasilamayan-sosyal-medya/</link><pubDate>Fri, 22 May 2009 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-05-22-anlasilamayan-sosyal-medya/</guid><description>Bir seferinde &amp;ldquo;Hergün bir sürü insan internet&amp;rsquo;te markanıza tecavüz ediyor!&amp;rdquo; diye bir söylem duymuştum.
Sosyal Medya&amp;rsquo;yı tanımlamak için kullanılan bu tabiri, o zaman çok garip bulmuştum.
Kimisi bu tutumları tecavüz olarak adlandırsalar da, vizyon sahibi kimselerin bunu bir fırsat kapısı olarak görmeleri lazım.
İletişim profesyonelleri Sosyal Medya&amp;rsquo;yı, tüketicileri alınlarının orta yerlerinden vurabilecekleri bir keskin nişancı tüfeği olarak kullanabilecekleri gibi, ırzlarına geçen bir sapkın olarak da görebilir ve ondan sakınmak, bilgi çağının krizlerinin önüne geçmek için onu hijyenik tutmak gibi ulvi bir misyon da edinebilirler.</description></item><item><title>Sosyal Medya'da olumsuz içerik yönetimi</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-05-15-sosyal-medyada-olumsuz-icerik-yonetimi/</link><pubDate>Fri, 15 May 2009 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-05-15-sosyal-medyada-olumsuz-icerik-yonetimi/</guid><description>Sosyal Medya dediğimiz yer nedir? Şikayet duvarı mıdır?
Bence değildir ve olmamalıdır.
Yoksa ciddiyetini kaybeder, bir çok marka sosyal medya&amp;rsquo;yı &amp;ldquo;cehennem&amp;rdquo; olarak görür, -yanlış bir karar alarak- uzak durur.
2.0 üzerine beyin fırtınası başlığı altına yorum yapan Oğuz Serdar, &amp;ldquo;3.parti marka değerlendirme / şikayet siteleri nasıl alt edilebilir?&amp;rdquo; diye sormuş.
Bu sorunun ipuçlarını Sorunlu Tüketici 2.0&amp;rsquo;da vermiştim, ancak daha açık cevabımı farklı bir yerde, Begüm Kaya&amp;rsquo;nın yazısı altında verdim;</description></item><item><title>Sosyal Medya'da 'kötü' ile mücadele</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-05-07-sosyal-medyada-kotu-ile-mucadele/</link><pubDate>Thu, 07 May 2009 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-05-07-sosyal-medyada-kotu-ile-mucadele/</guid><description>2.0 üzerine beyin fırtınası&amp;rsquo;na FriendFeed&amp;rsquo;de bir çok nitelikli yorum geldi. Bu kadar yorumla birlikte konu bir çok yöne gitti. Hemen hepsi önemli konular ve üzerine ayrı ayrı düşünmek, tartışmak gerekiyor&amp;hellip;
Konular arasında toplumsal psikoloji&amp;rsquo;nin sosyal medya&amp;rsquo;ya yansıması, sosyal medya&amp;rsquo;da kişilerarası iletişim ve sınırları, markaların olumsuz sosyal medya içeriğine karşı geliştirebileceği yaklaşımlar, ilk nesil marka şikayet sitelerinin ve popüler sosyal medya katılımcılarının şikayet toplama tekelini kıracak alternatif metotlar, web 2.0&amp;rsquo;ın etik kodlarının oluşturulması gibi derin derin konuşulabilecek başlıklar mevcut.</description></item><item><title>Markalar için Sosyal Medya rehberi; Anlamlı işbirlikleri kurun</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-04-15-markalar-icin-sosyal-medya-rehberi-anlamli/</link><pubDate>Wed, 15 Apr 2009 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-04-15-markalar-icin-sosyal-medya-rehberi-anlamli/</guid><description>Hazırlıklarınızı yaptıktan, yanınıza Sosyal Medya&amp;rsquo;yı bilen insanları aldıktan sonra uygulamaya geçmek için temponuzu biraz daha artırabilirsiniz.
Aktif bir diyalog başlatmak için yapabileceğiniz şeyler, sınırsız&amp;hellip;
Ürünlerinizin / hizmetlerinizin kapsamı dahilinde bir kurgu ile ister sürekli diyalog halinde bulunabilir, isterseniz de dönemsel kampanyalar yapabilirsiniz.
Rekabet kızışıyor! Çok kısa süre sonra buralar marka cenneti olacak demiştik.
Sosyal Medya&amp;rsquo;nın long tail etkisi yaratacağını kavrayan markalar artık etkinliklerini de bu alan için özel hazırlamaya, hatta bu alana doğru kaydırmaya başladılar bile.</description></item><item><title>Markalar için Sosyal Medya rehberi; Stratejinizi seçin</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-04-06-markalar-icin-sosyal-medya-rehberi-strateji/</link><pubDate>Mon, 06 Apr 2009 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-04-06-markalar-icin-sosyal-medya-rehberi-strateji/</guid><description>Her marka göz önünde olmak zorunda değildir. Bazılarının daha farklı ihtiyaçları olabilir&amp;hellip;
Temel pazarlama&amp;hellip; Segmentasyon.
Bazı markalar daha büyük kitlelere hitap ederken (örneğin gıda markaları), bazıları çok spesifik gruplara hitap ediyor olabilir (lüks tüketim markaları).
Amaçlarınız, hedefleriniz ve kurgunuz doğrultusunda Sosyal Medya işbirlikçilerinizi seçmek konusu tamamen size kalmış durumda.
Şeffaf olmak zorunda değilsiniz! En büyük iletişim değerini taşıyanları, en nitelikli okuyuculara sahip olanları, en sofistike dili kullananları, en çok kadın okuyucuya sahip olanı, en kalabalık takipçi sahip olanları&amp;hellip; Hangisini seçeceğiniz stratejiniz doğrultusunda değişebilir.</description></item><item><title>Markalar için Sosyal Medya rehberi; Tarafınızı seçin</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-04-02-markalar-icin-sosyal-medya-rehberi-taraf/</link><pubDate>Thu, 02 Apr 2009 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-04-02-markalar-icin-sosyal-medya-rehberi-taraf/</guid><description>Yanınıza Sosyal Medya&amp;rsquo;ya hakim birilerini aldıktan sonra sıra, mesajınızı taşıyacak insanları ve stratejinizi belirlemeye geldi.
Stratejinin ve mesaj taşıyıcıların seçiminin eş zamanlı olarak gerçekleştirilmesi elbette ki en sağlıklı yol. Ancak bu değerlendirmelerden önce sizin ya da yanınızdaki yol göstericinin aklında mutlaka öne çıkan bazı isimler olacaktır.
Bu seçimi yapmadan önce bazı seçim kriterleri belirlemeniz faydalı olacaktır.
Önce tanıyın! Birlikte çalışacağınız isimlerin yarattığı etkileri, itibarlarını ve güvenilirliklerini araştırın.
Geleneksel basında olduğu gibi, burada da tarafınızı iyi seçmeniz gerekiyor.</description></item><item><title>Ufak bir yenilik...</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-03-26-ufak-bir-yenilik/</link><pubDate>Thu, 26 Mar 2009 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-03-26-ufak-bir-yenilik/</guid><description>Uzun zamandır FriendFeed kullanıyorum.
Kabul etmem gerekir ki microblogging, normal bloglama alışkanlıklarımı oldukça değiştirdi.
Artık daha &amp;ldquo;anlık&amp;rdquo;, daha hızlı paylaşıyorum. Başkalarının yazılarının ve paylaşımlarının altına kendi görüşlerimi ekliyorum.
Blog yazılarımın konularını ise şimdilik daha spesifik, pazarlama iletişimi&amp;rsquo;nde bugün fazla bahsedilmeyen ancak gelecekte sıkça konuşulacağına inandığım konulara yönlendirdim. Umarım faydası dokunuyordur&amp;hellip;
Yazılarıma yapılan nitelikli yorumların bir kısmı da FriendFeed hesabımın altında toplanıyor. Okuyucuların büyük bir kısmının bu nitelikli yorumlardan nasibini alamıyor olmalarına kafamı takmışken, bugün yeni bir eklentiyle bu sorunu hallettim.</description></item><item><title>Markalar için Sosyal Medya rehberi; Kimseniz var mı?</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-03-19-markalar-icin-sosyal-medya-rehberi/</link><pubDate>Thu, 19 Mar 2009 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-03-19-markalar-icin-sosyal-medya-rehberi/</guid><description>Kendinizden ve yaratacağınız etkiyi iyi ölçüp biçtiniz. Artık kendinizden emin, insanların karşısına çıkma kararını almış durumdasınız.
Sıra, ne söyleyeceğinize karar vermeden önce, bunu nasıl yapacağınız konusunda bir mekanizma oluşturmakta.
Bu sistemi sizin için kurgulayan da büyük ihtimalle interaktif ajansınız olacak.
Bugüne kadar web faaliyetleriniz için sırtınızı güvenle yasladığınız interaktif ajansınızın da aslında -göreceli olarak- yeni sulara girmek üzere olduklarının farkında mısınız?
Tecrübe önemli&amp;hellip;
Bir Facebook uygulaması tutmayabilir, bir viral video istenen döngüyü yaratmayabilir, bir web sitesi beklenen trafiğe erişemeyebilir&amp;hellip;</description></item><item><title>Markalar için Sosyal Medya rehberi; Hazır mısınız?</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-03-16-markalar-icin-sosyal-medya-rehberi-hazir/</link><pubDate>Mon, 16 Mar 2009 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-03-16-markalar-icin-sosyal-medya-rehberi-hazir/</guid><description>Markalar Sosyal Medya&amp;rsquo;yı takip etmeye ve ilgi göstermeye başladığından beri online iletişim faaliyetlerine yeni bir hareket geldi.
Şu an trend olduğundan mı, yoksa gerçekten iletişim değerine inandıklarından mı bilinmez, kurumsal tarafta veya ajanslarda çalışan kimselerden konuyla ilgili kampanyalar için harekete geçildiğini duyuyorum.
Gerçek bir Sosyal Medya Kampanyası yaratmak için efor sarfetmeden önce şirketlerin ellerindeki varlıkları tartmaları şart!
Birlikte kısa listenin üzerinden tek tek gidelim&amp;hellip;
Negatif etkiniz mi var? O halde Sosyal Medya&amp;rsquo;da ne işiniz var?</description></item><item><title>Markalar ve 'insana yakın durmak' (vaka)</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-02-24-markalar-ve-insana-yakin-durmak-vaka/</link><pubDate>Tue, 24 Feb 2009 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-02-24-markalar-ve-insana-yakin-durmak-vaka/</guid><description>Markalar ve &amp;ldquo;insana yakın durmak&amp;rdquo; üzerine, e-tohum gibi ortamlarda bir çok arkadaşımızla çok keyifli tartışmalar gerçekleştirdik.
&amp;ldquo;Bu esnekliğe verebileceğin bir örnek var mı?&amp;rdquo; diye soranlar oldu.
Hiç hoşlanmasam da kendimden bir örnek paylaşmak istiyorum (yüz yüze konuştuğumuz arkadaşlara belki ikinci baskı olacak, affola).
Ofisteyim. Santral, hatta, özel durumda olduğunu bildiren bir tüketici olduğunu ve ilgilenip ilgilenemeyeceğimi soruyor. Telefonu kabul ediyorum ve konuşmaya başlıyorum.
Telefondaki ses öğretmen olduğunu, tayininin Hakkari&amp;rsquo;ye çıktığını söylüyor.</description></item><item><title>Sorunlu Tüketici 2.0 ve çözümler</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-02-18-sorunlu-tuketici-20-ve-cozumler/</link><pubDate>Wed, 18 Feb 2009 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-02-18-sorunlu-tuketici-20-ve-cozumler/</guid><description>Hepimiz her ürünle ve her hizmetle sorunlar yaşayabiliyor, zaman zaman markalarla karşı karşıya kalabiliyoruz.
Karşılıklı diyaloglarla ya da iyi niyet ile çözülebilecek kadar kolay olmayan durumlarda, taraflardan biri sesini yükseltebiliyor.
Sonra? Sıkıntı&amp;hellip;
Bunu çözmek için şikayet platformları oluşturuldu, ancak aylık fee gelir modeline bağlı olan bu siteler şeffaflıklarından ve tatmin ediciliklerinden oldukça uzaklaşmış durumdalar.
Bugün sikayetvar.com&amp;rsquo;a girdiğiniz herhangi bir şikayetin altına kurumlar standart bir &amp;ldquo;özür yazısı&amp;rdquo; giriyor. Değişen tek şey ad-soyad kısmı.</description></item><item><title>Sosyal Paylaşım Ortamları'nda muhalif insan davranışı</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-02-06-sosyal-paylasim-ortamlarinda-muhalif/</link><pubDate>Fri, 06 Feb 2009 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-02-06-sosyal-paylasim-ortamlarinda-muhalif/</guid><description>Bunlar enteresan insanlardır.
Kimi bir dayanağı dahi olmadan muhalefet yapar, kimi siyasi görüşü üzerinden, kimisi de yalnızca öğreten adam - uyandıran ağabey olmak istediğinden…
Bu kişiler web’deki gelişmelere paralel olarak önce kendilerini IRC ortamlarında göstermeye başladılar. Malum, o dönemde web’de yalnızca tek taraflı bilgi alabiliyorduk ve sosyalleşmek IRC ortamına ve Mailing List’lere mahsustu. Mailing List’ler nispeten daha steril ortamlar olduklarından, bu insanların yükünü IRC çekiyordu…
Bu kişiler, IM dönemi gelip anlık sohbetler daha fazla kişiselleşince kısa bir süre duygusal buhranlar yaşadı.</description></item><item><title>Yarın hayatınızda...</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-10-31-yarin-hayatinizda/</link><pubDate>Fri, 31 Oct 2008 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-10-31-yarin-hayatinizda/</guid><description>Her ayın sonunda sorduğumuz soruyu bu sefer ayın en çok konuşulan markası için soralım; Digiturk olmasa&amp;hellip; Şirket, herhangi bir sebepten ötürü yarından itibaren tüm yayınlarına ve ticari faaliyetlerine son verme kararı alsa&amp;hellip; Lig TV maçları, Max&amp;rsquo;lı film kanalları ve popüler Digiturk servislerinin tümü farklı bir platforma geçse&amp;hellip; Evdeki decoder cihazı, videoların ve VCD player&amp;rsquo;ların uğradığı akıbete uğrasa ve teknoloji çöplüğündeki yerlerini alsalar&amp;hellip; Dijital yayıncılık hizmeti sağlayan bu markayı özler misiniz? Yoksa umrunuzda olmaz mı?</description></item><item><title>Kurumsal Sosyal Sorumluluk kimin harcıdır?</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-09-16-kurumsal-sosyal-sorumluluk-kimin-harcidir/</link><pubDate>Tue, 16 Sep 2008 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-09-16-kurumsal-sosyal-sorumluluk-kimin-harcidir/</guid><description>Bugün Aylin&amp;rsquo;in blogunda Kurumsal Sosyal Sorumluluk ve Kallavi (!) Şirketler yazısını okudum. Yazdıklarımı okumaya başlamadan önce siz de mutlaka sözkonusu yazıyı okuyun&amp;hellip; Aylin soruyor; Kurumsal Sosyal Sorumluluk yalnızca büyük şirketlerin harcı mıdır? Öncelikle Kurumsal Sosyal Sorumluluk kampanyalarının temelde duygusal iletişim çalışmaları olduğunu sürekli olarak hatırlayalım. Şirketler için; -Alınan ürünlerin belli meblağlarının karşılandığı kampanyalar dönemsel satış destek aktivitesi, Bedelsiz okutulan çocuklar gelecekteki iletişim çalışmalarının cast&amp;rsquo;ı ya da şirket çalışanları,-Her tıklamaya belli bir ölçekte yardım göndermek database toplamakla eşdeğerdir.</description></item></channel></rss>