<?xml version="1.0" encoding="utf-8" standalone="yes"?><rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"><channel><title>Yarın Hayatınızda... on Eren Kumcuoğlu — Blog</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/categories/yar%C4%B1n-hayat%C4%B1n%C4%B1zda.../</link><description>Recent content in Yarın Hayatınızda... on Eren Kumcuoğlu — Blog</description><generator>Hugo</generator><language>tr</language><lastBuildDate>Wed, 19 Aug 2009 00:00:00 +0000</lastBuildDate><atom:link href="https://erenkumcuoglu.com/blog/categories/yar%C4%B1n-hayat%C4%B1n%C4%B1zda.../index.xml" rel="self" type="application/rss+xml"/><item><title>Eğlence endüstrisi ve iletişim</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-08-19-eglence-endustrisi-ve-iletisim/</link><pubDate>Wed, 19 Aug 2009 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2009-08-19-eglence-endustrisi-ve-iletisim/</guid><description>Daha önce eğlence endüstrisinde fark yaratmak ve ekrandaki yapıtlar üzerine fikirlerimi belirtmiştim.
Son zamanlarda kitabevlerine uğradıysanız ya da yabancı dizi/film trendlerini takip ediyorsanız, özellikle revaçta olan konunun vampir hikayeleri olduğunu gözlemlemiş olabilirsiniz.
Vampir kelimesi aklımızda zaten kan emerek beslenen, gün ışığından kaçınan, gümüş bir kurşunla ya da kalbine girecek ahşap bir kazıkla öldürülebilen, besin zincirinin en üstünün yeni hakimi olan sivri dişli yırtıcılar olarak yer etmiş durumdalar.
Bu tanım doğrultusunda bir hayat tarzı oluşturmak için, geriye yalnızca bu yaşamları günümüze uyarlamak kalıyor.</description></item><item><title>Blogger'ı kapattıran Digiturk kriz iletişimini</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-10-26-bloggeri-kapattiran-digiturk-kriz-iletisimini/</link><pubDate>Sun, 26 Oct 2008 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-10-26-bloggeri-kapattiran-digiturk-kriz-iletisimini/</guid><description>&amp;ldquo;nasıl&amp;rdquo; yürütecek? Burası enteresan bir ülke. Cidden. Pire için yorgan, kene için orman yakmayı marifet bilen bir zihniyete sahip insanların ülkesinde, maç yayını yapılıyor diye sınıf ayrımı gözetmeksizin blogger&amp;rsquo;ın tamamen kapattırılmasını garipsememeliyiz. Herkes bunun sorumlusunu arıyordu ve sorumlu nihayet bulundu. Yarın Digiturk, daha önce hiç yaşamadığı (ve yaşayacağını ummadığı) bir kriz yaşayacak diye düşünüyorum. Şimdiden bazı gruplarda Digiturk çalışanlarına toplu mail gönderim kampanyaları başladı. Bazıları ise blogger ve blog okuyucularını Digiturk&amp;rsquo;lerini iptal ettirmeye çağırıyor.</description></item><item><title>Jean Amerika'nın şalvarıysa, DeFacto neyin</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-09-26-jean-amerikanin-salvariysa-defacto-neyin/</link><pubDate>Fri, 26 Sep 2008 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-09-26-jean-amerikanin-salvariysa-defacto-neyin/</guid><description>nesi? İster bir toplantı masasında, ister bir arkadaş grubunda olun, ortaya sunulan bir öneriyi savuşturuyorsanız, beğenmediğinizin yerine yeni bir çözüm sunmanız gereklidir. Aksi taktirde yapıcı olmaktan uzak olursunuz. Son günlerde DeFacto&amp;rsquo;nun geleneksel mecralar üzerinden yaptığı iletişim de çok dikkatimi çekiyor. &amp;ldquo;Jean Amerika&amp;rsquo;nın Şalvarıdır!&amp;rdquo; diyor DeFacto. Son derece sivri bir slogan (yine Hulusi Derici, yine M.A.R.K.A., ne kadar ayrıştırıcı değil mi?). Peki, ilk duyduğumda ikna oluyorum diyelim, Jean = Amerikan şalvarı. &amp;ldquo;DeFacto ne?</description></item><item><title>Deve'nin cazibesi</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-08-28-devenin-cazibesi/</link><pubDate>Thu, 28 Aug 2008 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-08-28-devenin-cazibesi/</guid><description>Bu&amp;hellip; outdoor çalışmasını (başka türlü isimlendiremedim) bir süre önce Ümraniye&amp;rsquo;de gördüm. Bu deve, üzerindeki branda ile yerel bir hipermarket&amp;rsquo;in lansmanı amacıyla sokakta gezdiriliyordu. Orada bulunsanız uygulamadan tiksinebilir, zaten sıkışık olan trafik felç olduğu için öfkelenebilirdiniz&amp;hellip; Ve insanların, devenin cazibesine nasıl kapıldıklarını, araçlarını yavaşlatıp olayı seyrettiklerini ve hatta cep telefonlarıyla hatıra (!) fotoğrafı çektiklerini kaçırırdınız! İletişim tonumuzu ayarlamak için uzun süren toplantılarda kafa patlatırız. Bazen de, ilham almamız gereken şeyler burnumuzun dibinde olur.</description></item><item><title>Kriz iletişimini makyajsız yapmak</title><link>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-05-27-kriz-iletisimini-makyajsiz-yapmak/</link><pubDate>Tue, 27 May 2008 00:00:00 +0000</pubDate><guid>https://erenkumcuoglu.com/blog/2008-05-27-kriz-iletisimini-makyajsiz-yapmak/</guid><description>Her ünlü adının karıştığı skandallardan sonra basın toplantısı düzenler ve bunlara makyajsız, hatta kimi zaman dini motiflerle bezeli aksesuarlarla (kolye-muskabilezik vb.) çıkar.
Bu haftasonu TV&amp;rsquo;deki magazin programlarından birinde Demet Akalın&amp;rsquo;ın konserlerinden birinde bir gaf yaptığını öğrendim.
O da (olumsuz durum yaşayan her ünlü gibi) basın toplantısı düzenledi ve bu basın toplantısına makyajsız çıktı.
Yetmiyor, zorla yaptırıldığı her halinden belli olan yalapşap özür dilemeden sonra bir de konser vaadinde bulunuyor. Çok güldüm doğrusu&amp;hellip;</description></item></channel></rss>