Bu yazıyı sesimden dinleyebilirsin

Bugünün koşullarında iş dünyasında iki önemli özelliğin öne çıktığını gözlemliyorum: dayanıklılık (resilience) ve yılmazlık (relentlessness). Davranış bilimcileri bu iki kavramı ayrı ayrı tanımlasa da, iki özelliğin de birbirini mükemmel şekilde tamamladığını düşünüyorum. Tecrübelerim de bu özelliklerin hayatta kazandıran özellikler olduğunu net bir şekilde gösterdi. Önce kısa bir tanım:

Dayanıklılık savunmadır: ne kadar çok ve sert olsa da darbeleri alıp ısrarla ayakta kalmak.

Yılmazlık hücumdur: direnç olsa da aynı kapıyı çalmaya devam etmek ve zorlamak.

Biri sizi ayakta tutar, diğeri ilerletir.

Eren Kumcuoğlu — Kariyeri Belirleyen İki Yetenek: Dayanıklılık ve Yılmazlık

Birçok insan harika fikirler üretebilir ve bir şeyleri deneyebilir. Ama işler gerçekten başladığında, o ilk heyecan bittiğinde, zorluklarla yüzleşme zamanı geldiğinde sonuçtan bağımsız olarak sürdürülebilir bir dayanıklılık ve yılmazlık görmek pek mümkün olmaz. İnsanlar doğası gereği işleri yarı yolda bırakmaya son derece müsaittir.

Stres ve Kaçınma Davranışları

Peki, neden bu kadar kolay vazgeçiyoruz? Davranış bilimlerinde bunun adı “Stres Kaynaklı Kaçınma” (Stress-induced Avoidance). Bu, stresli veya tehdit edici bir görevden kaçınma ya da o görevi sürdürmek istememe davranışı. Ben kendi gözlemimde üç ayrı biçimi fark ediyorum:

  • Görevden Kaçınma (Task Avoidance): Rahatsızlık, kaygı veya stres yaratacak bir deneyimden uzaklaşmak için görev seçme. Yani, zor işlerden kaçıp kolaylarına yönelme.

  • Erteleme (Procrastination): Yapılması gerektiğini bildiği halde, stresli veya zorlayıcı olduğu için işi erteleme veya yarıda bırakma. Bildiğimiz erteleme hastalığı.

  • Bilişsel Kaçınma (Cognitive Avoidance): Stres yaratan düşünce veya görevle zihinsel olarak temas etmekten kaçınma. Yani, o zorluğa kafa yormaktan bile kaçınma.

İnsanların büyük çoğunluğu bu tür davranışları sergileyebilirken, yönetici olan ya da oraya doğru ilerleyen kişilerde dahi bu davranışlar görülebiliyor. Fark, kaçma dürtüsünü hissedip hissetmemekte değil, hissettikten sonra ne yapıldığında ortaya çıkıyor.

Bir Fikri Anlatmak İçin Dört Tur Uğraşır Mısınız?

Bugünkü konumuma gelmemi sağlayan, kariyerimde unutamadığım birçok dayanıklılık ve yılmazlık anı var. Büyük ve “imza” işlerimin hemen hemen hiçbiri dirençle karşılaşmadan, tartışmaya girmeden, mücadele göstermeden ya da kararlı bir tutum sergilemeden hayata geçmedi. Bu başarıların hepsinin arkasında ciddi bir kavga, dayanıklılık ve sabır vardı.

Onlarca örneğim var, ama aralarında en saçma olanlardan birini anlatmak istedim. Samsung’dayım, bir TV lansmanı için yaratıcı fikir sunumu yapıyorum. Karşımdaki Koreli yönetici, konuyu anlamakta o kadar zorlanıyor ki… sanki ileri düzey bir fizik problemi anlatıyorum gibi hissediyorum. Fikri bir sunumla anlattım, anlamadı. İkinci seferde adım adım anlattım, anlamadı. Ne yapsam anlamıyordu.

Fakat kafayı taktım, onca emek boşa gitmeyecek, o işi yapacağım. Üçüncü turda ayağa kalktım ve daha teatral bir anlatıma geçtim. O dönemki teflon yöneticilerimden biri dayanamadı, bezginlikle ayağa kalkarak:

Ay ben dayanamıyorum!

dedi ve toplantıdan ayrılarak beni yalnız bıraktı.

Böyle durumlarda insan “acaba bende mi bir sorun var?” diye ister istemez şüpheye düşüyor. O esnada ekip arkadaşlarım başlarını eğmiş, kimisi bana bakıp kafasını sallayarak “uğraşma, çıkalım, yapmayalım bu işi” der gibi bana bakıyorlardı. Israrla devam ettim. Dördüncü turda yönetici konuyu mucizevi bir şekilde sonunda anladı. O sunum 2,5 saat sürmüştü ve iş çıkışını hatırlıyorum. Daha gencecik adamım ama o akşamki programımı iptal ettim, direkt eve gittim ve benden çektiği tüm enerjimi geri kazanmak için saat 20:00’de uykuya daldım. 😄

Yönetici sıfatındaki birinin bir konsepti 4 seferde anlayabilmesi ekstrem bir örnek olabilir, kabul ediyorum. Ancak iş hayatında çok daha stresli tecrübeler yaşadım ve “imza işler” ya da genel olarak başarılar, bu dayanıklılığı ve yılmazlığı göstermeden kesinlikle mümkün olmazdı.

Peki ne zaman vazgeçmeli? Buna verecek doğru bir yanıtım yok. Ben hiç vazgeçmedim mi? Vazgeçtiğim yerler oldu. Ancak bu vazgeçişler ağırlıklı olarak fikir aşamasında ya da planlama esnasında gerçekleşti. Bunun bir nedeni var, o da erken vazgeçmenin ucuz olması. Uygulama başladıktan sonra harcanan emek kararı her zaman bulandırır, o yüzden vazgeçilecekse önce vazgeçmek gerekir.

Geleceğin Liderlerine Tavsiyeler: Zirveye Tırmanışın İki Anahtarı

Üst düzey yöneticilik hedefleyen, kariyerinde tırmanmayı düşünen herkese tavsiyem, her şeyden önce bu iki yeteneği -yani dayanıklılığınızı ve yılmazlığınızı- keskinleştirin ve güçlendirin.

Kolay pes eden, işinin ve fikirlerinin ardında durmayan kişi sonrasında gelecek daha büyük sorumlulukların ve ekibinin de arkasında duramaz. Kariyer basamaklarında tırmandıkça yukarıda “oksijen azalır”, mücadeleler sertleşir. Bu artmış baskı ve stres ortamında, sadece kendinize değil, yönettiğiniz kişilere de ilham olabilmek için daha duyarlı ve esnek stres yönetimi becerilerine sahip olmak gerekiyor.

Eğer bu iki yetenek sizde yoksa veya tepeye tırmanmak için gereken mücadeleyi fazla görüyorsanız, o yolun büyük olasılıkla sizin için kapalı olduğunu söylemeliyim. Zirveye giden yol, dayanıklı ve yılmaz olanlarındır.