Özellikle yazılım ve benzeri teknik meslek grupları arasında yapay zeka ve insanların çıktı üretme kabiliyetleri üzerine ciddi bir tartışma dönüyor. Bu tartışmanın merkezinde genellikle “vibe coding” denen bir kavram var; çok az ya da limitli kodlama bilgisiyle yazılım ya da uygulama üreten vibe coder’ların üretim kabiliyetleri sorgulanıyor, hatta yer yer aşağılamaya varan sarkastik yorumlar dahi gördüğüm oluyor.
Yok efendim, bunlar yazılımcı değil…
Yok efendim, ortaya çıkan kodun ne olduğunu bilmiyorlar…
Yok efendim, herkes kendini yazılımcı sanıyor, meslek ayağa düşüyor…
Önceleri meslek erbaplarının yaşanan değişime kendilerini nasıl adapte ettiklerini görmek ve yorumlarını okumak ilgimi çekiyordu, ancak yapay zekanın yeteneklerinin günden güne artmasıyla buradaki sohbetler de gittikçe faydasız bir homurdanmaya doğru döndü diye düşünüyorum.
Açıkçası, bu tür yorumların ya da içeriklerin ne yazana, ne okuyana, ne de tartışmaya katılan hiç kimseye zerre kadar faydası yok.

O Kadar Hızlı Bir Dönüşümün İçindeyiz Ki…
Şimdi homurdanmadan biraz da gerçeklere dönelim. Yapay zeka her geçen gün çok daha hızlı bir şekilde evriliyor. Hatırlıyorum, geçen yıl “daha buraya gelmemize çok var” dediğimiz bazı sınırlar vardı ve bugün o konuştuğumuz sınırların ötesine geçtiğimizi görüyor, görmekle kalmıyor bizzat deneyimliyorum.
Çok değil, 6 ay önce “prompt mühendisliği” diye adlandırdığımız, yapay zekadan istenen çıktıyı alabilmek için belirli bir prompt mekaniği gerektiren durumlar vardı. Hatta yüksek öngörülü fütüristlerimiz “gelecekte prompt mühendisliği ciddi bir meslek olacak, şimdiden bu yetkinliğinizi geliştirin” diyorlardı. 🙂
Ancak henüz deneyimlediniz mi bilmiyorum ama, Claude Opus 5.5 ile artık yapay zekayla sohbet edercesine üretim yapmak mümkün. Bir web sitesi, hareketli bir animasyon, bir sunum ya da herhangi bir uygulama yapmak için satırlarca ve teknik düzeyde prompt yazmaya gerek kalmadı. Şu anda UX, ürün yöneticisi, veri analisti gibi birden fazla uzmanın dahiliyetini gerektiren işleri, örneğin bir dashboard üretmeyi dahi basit birkaç tarifle, sohbet eder gibi üretebilmek ve canlı ortama taşımak mümkün.
Eee, ne oldu prompt mühendisliği? Fütüristler her zaman olduğu gibi mahçup; o güzelledikleri meslek hiç ortaya çıkmadan daha bugünden rafa kalktı bile. 🙂
Endüstrideki Sessiz Devrim: İş Havuzunun Daralması
Sosyal medyadaki bu boş tartışmaların ötesinde, birçok endüstride çok ciddi bir gerçeklik ve sessiz sedasız bir devrim yaşanıyor. Yapay zeka bazı işleri hakkıyla becermeye başladığından ve çok daha hızlı, etkili ve iyi şekilde iş ortaya çıkartmaya başladığından beri birçok şirkette moda tabiriyle “layoff” yani işten çıkarmaları görmeye başladık. Üç hafta önce büyük bir e-ticaret sitesi, sonra bir teslimat uygulaması, birkaç farklı start-up derken sanıyorum sıra büyük kurumsallara da geldi. Dün büyük bir bankada “reorganizasyon” gerekçesiyle işten çıkarılan bir veri analistinin kırgın gönderisini görünce dönüşümün artık bir söylenti değil, ciddi bir gerçeklik haline geldiğini düşündüm.
Binlerce like da alsanız, her sabah ve her akşam da yazsanız gerçeklik değişmiyor; yapay zekanın kabiliyetleri geliştikçe, özellikle teknoloji şirketlerinde ve yerli firmalarda ciddi işten çıkarmalar artıyor, iş havuzu daralıyor.
Netflix’in “İnsan Gücü Optimizasyonu”
Geçenlerde gözüme çarpan bir yazıda Netflix’in kısa süre içinde toplam iş gücünün %5’ini işten çıkaracağını duyurduğu yazıyordu. Netflix’in şu anda yaklaşık 16.000 adet tam zamanlı çalışanı varmış, bu rakam 800 civarında bir personele denk geliyor. Şirket kötü mü gidiyor, iflas mı etti? Hayır, geçtiğimiz yıllara göre yavaşlamış olsa da halen büyümesini sürdürüyor. Peki neden işten çıkarma yapıyor? Çünkü personel maliyetini yapay zeka kullanımıyla dengeleme politikası içindeler. Yani daha az insanla daha fazla iş yapmanın peşindeler. Bugün Netflix bunu yaparken, yarın sizin şirketinizin de aynı formülü uygulamayacağını düşünmek naiflik olur. Bu şu an için sadece zamanı belirsiz olan, ancak kaçınılmaz bir gerçek.
İş Gücü Profilindeki Değişim
Ben şu anda profesyoneller arasında henüz çok belirgin şekilde fark edilmeyen, hatta sessiz sedasız bir uçurumun oluştuğunu düşünüyorum.
Bir tarafta yapay zekayla ilişkisi arama davranışını Google’dan soru sormaya çeviren, aile albümündeki fotoğrafları canlandırarak eğlenmekten öteye gitmeyen ve “yapay zeka benim olmazsa olmazım, her gün kullanıyorum” diyerek illüzyon yaşayan grup var. Bu grup “çok meşgulüm, benim zaten bir işim var, bu artık gençlerin işi, buna vaktim yok…” gibi geçerli mazeretlerle bu yeni kritik kabiliyetten kendini uzak tutan ve kariyerini farkında olmadan büyük bir riskin altına atıyor.
Diğer tarafta ise yeni bir zümre oluşuyor; yapay zeka araçlarını işine entegre edebilen, tekrarlayan işleri için otomasyonlar üretebilen, özel işleri için spesifik araçlar geliştirebilen, operasyonlarını daha az insan gücüne ihtiyaç duyarak genişletebilen, yani beklenenden çok daha fazla çıktı üretebilen bir zümre.
Bütün bu değişim, kabiliyetlerin artması ve genişlemesiyle bir adaptasyon ve öğrenme eğrisi gerektiriyor. Bu tren kalktıktan sonra ona yetişmeye çalışacak, her gün eklenen yeni becerileri öğrenmeye çalışacak olan bir “konvansiyonel çalışan yığını” olacak. Maalesef bu gruptaki insanların yeteneklerinin eskisi kadar değer görmeyeceği öngörülüyor. Bugün konforlu görünen pozisyonlar ve ihtiyaç duyulmadığı düşünülen yapay zeka hakimiyeti, gelecekte tıpkı İngilizce bilmemek gibi çok ciddi bir soruna dönüşebilir.
Sizin Yetkinliğiniz 10 Üzerinden Kaç?
Daha önce kaleme aldığım “Yapay zekaya rağmen mi yoksa yapay zeka sayesinde diyenlerden misiniz?” başlıklı yazımda da benzer konulardan bahsetmiştim. Çok geçmeden, neredeyse 1,5 ay içerisinde farklı endüstrilerde yaşanan bu gelişmeler, o soruyu daha da önemli kılıyor.
Peki siz kendi iş yerinizdeki yapay zeka dönüşümüne veya kendi yapay zeka kabiliyetlerinize 10 üzerinden kaç verirsiniz? 🙂